TEOG’u Mumla Aratan Sistem: LGS

LGS tercih dönemi, tüm zorluğuna rağmen geçtiğimiz hafta noktalandı. Merkezi ve yerel yerleştirmelerden yararlanacak milyonlarca öğrenci e-okul üzerinden tercihlerini yaptı. Yerleştirme sonuçları ve boş kontenjanlar 30 Temmuz`da duyurulacak. Nakil tercih başvurularının ilki 6-10 Ağustos`ta, ikincisi 13-17  Ağustos`ta, üçüncüsü 27-31 Ağustos`ta, dördüncüsü 3-6 Eylül`de yapılacak. Adayların heyecanlı bekleyişi devam ederken, uzmanlar da geçirdikleri tercih dönemini profesyonel bir gözle değerlendiriyor, yorumlar yapıyor ve Milli Eğitim Bakanlığı`na bu anlamda ışık tutabilecek detaylara dikkat çekiyor.

İşte bu yorumlardan biri de Rehberlik Uzmanı Mehmet Arslan`dan geldi. Yıllarını değişik kademelerde yapılan merkezi sınav ve tercih süreçlerine veren usta isim Mehmet Arslan LGS tercih ve yerleştirme sürecini ve yerleştirmeye esas alınan kriterleri bizler için değerlendirdi...

İşte notlarımız..

“LGS’nin gelme sebebi malum, her 8. sınıf öğrencisinin kendi mahallesindeki en yakın okula gitmesi, gideceği okulun kilometrelerce uzakta olmaması, öğrencinin zamanını yollarda heba etmemesi, okullar arasındaki oluşan nitelik farkını azaltmaktı. TEOG, öğrenciyi puanının tuttuğu yakın ya da uzak  okula sürüklüyordu zira. Peki bu sorunları çözme iddiasıyla ortaya atılan ve kağıt üzerinde güzel duran bu yeni sistem uygulamaya nasıl geçti, bir bakalım.

Açıkçası kılavuz açıklanınca tam bir hayal kırıklığına uğradık. Derinlemesine incelediğimizde akışı görüyoruz ki yerel yerleştirme için açıklanan kriterlerin bir çoğu neredeyse işlevsiz. Buradaki en ayırt edici kriterin maalesef en son kriter olan “yaş” olduğunu bariz ortada ve bu da onca zamandır LGS’ye hazırlanan gençler ve iddialı bir sınav dönemi açısından hiç de adil gözükmüyor. Nasıl mı? Gelin süreçte yerleştirmeye esas alınan kriterleri inceleyelim;

  1. Kayıt alanı: Tüm öğrenciler kendi bulundukları kayıt alanlarındaki okulları öncelikle tercih etmek zorundalar. İller 2- 3 kayıt alanına bölünürken,İlçelerde zaten tek kayıt alanı bulunmakta. Yani ilçelerdeki tüm öğrenciler bu şartı zaten yerine getiriyor...
  2. Ortaokulda Bulunuşluk: Öğrencinin ortaokulda öğrenim gördüğü dönem sayısına bakıyor bu kriter. Öğrencilerin hemen hemen tamamı özellikle küçük il ve ilçelerde bu şartı zaten taşımakta. Genelde herkes başladığı okulda devam ediyor.
  3. Tercih Önceliği: Bu da son derece işlevsiz bir kriter. Zira öğrenciler geçen sene oluşan TEOG puanına göre tercih yapacakları için, puanı yüksek olan okulları ilk sıraya yazacaklar. Doğal olarak puanı yüksek olan okul daha iyi okul mantığını güdecekler. Bu hep böyle oldu...

Tam bu noktada aman dikkat: Biraz tercih yapan öğrencilerle zaman geçiren herkes hemen hem fikir olacaktır ki; Saydığımız bu ilk 3 ölçüt, o kayıt alanındaki 8. Sınıf öğrencilerinin en az yüzde 90’ı için hiç de eleyici değil...

Devam edelim; 

  1. Başarı Dilimleri: Ortaokuldaki başarı puanları dikkate alınıyor bu kriterde. Güzel, hiç itirazımız yok. Fakat MEB, özel okullardaki şişirme notları önlemek için 1. Not dilimini 80 ile 100 puan arasında belirlemiş. Yani 80 ile mezun olan bir öğrenci ile 100 ile mezun bir öğrenci aynı şekilde, eşit gibi değerlendirilecek. İstatistik çıkarmadık ama sanırım 8. sınıf öğrencilerinin azımsanmayacak kısmının başarı puanı zaten 80 puan ya da üzerindedir. Dolayısıyla bu ölçüt de bu haliyle ayırtedicilikten uzak bir kriter halini almış durumda.
  2. Özürsüz Devamsızlık: 0 – 5 gün arasında özürsüz devamsızlığı olanlar yine aynı kategoride değerlendirilecek. Bir ortaokul çocuğu raporsuz, özürsüz daha kaç gün fazla okula gitmemiş olabilir ki? Çoğu çocuğun 5 günü aşmayan devamsızlığı olduğunu tercih döneminde de bizzat gördük zaten...

Buraya kadar tahminimiz o ki; tüm 8. sınıf öğrencilerinin en az yüzde 70’i, bu 5 şartın önünde eşit koşullarda olacak.

Ve en son kriter...

  1. Yaş: İşte ipin kopacağı yer burası... İki aday arasında ilk 5 kriterde eşitlik bozulmazsa, yaşı küçük olana o okul için öncelik verilecek...

    Yani 2003 doğumlu ve 99,00 ile mezun olan bir öğrenci, 2004 doğumlu 80,00 ile mezun olan bir öğrencinin her zaman arkasında kalacak... Neden? Çünkü velisi onu okula bir yıl geç yazdırdığı için... 80 ile mezun olan öğrenci Anadolu Lisesine giderken, 99 ile mezun olan bir öğrenci Meslek Lisesine ya da özel bir okula gitmek durumunda kalabilecek. Bu durum çok ciddi adaletsizliklere ve eşitsizliğe neden değil mi sizce de?”

Peki ya çözüm?

Önümüzdeki yıl bu sistemden kesinlikle vazgeçilmeli.. TEOG, sınav sürecindeki baskıyı azaltıcak bir biçimde, öğrencinin kendi sınıfında, masasında yapılıyordu ve iki güne yayılıyordu. Bizce bu tekrar gündeme gelebilir. Daha önceki yazı ve yorumlarımızda da belirttiğimiz gibi TEOG’da asıl sorun sınavın içeriği ve yerleştirme algoritmasındaydı.

Soruların niteliği ve seçiciliği bu yıl artmış görünüyor. Bu sevindirici elbet. Aynen devam etmeli, beceriyi ve problem çözme başarısını yoklayan sınavların her zaman arkasında olmalıyız.

Ancak yeni sistem aynen TEOG gibi tercih ve yerleştirme sürecinde büyük gol yedi. Öğrenciler bırakın kendi mahallesindeki okula gitmeyi, kendi şehirlerinde sınavla alan Anadolu Lisesi olmadığı ya da sayısı az olduğu için başka kentlere gitmek durumunda kalacaklar...

Bu süreç otomasyona dayalı, büyük datayı görebilen ve sürece hakim insanların işe el atmasıyla rahatlıkla çözülebilir. YÖK Atlas gibi büyük bir projeji gerçekleştiren YÖK teknoloji ekibinden bu anlamda fikir alınabilir. Onlarca tercih deneyimi olan rehber öğretmenden kriterler ve yerleştirme süreci hakkında görüş alınabilir.

Bu seneki adaletsizliği bir nebze olsun önlemek için ne yapılabilir diye de kafa yormak mümkün elbette... Bizce mevcut sistemde yer alan 80-100 puan kriterini, 90-100 puan ve 80-90 puan şeklinde ikiye ayrıp ardından gelen 3. dilimi 70-80 puan olarak belirlemek daha doğru olacaktır. Bu durum en azından başarılı öğrencilere yerel yerleştirmede kısmen öncelik sağlar. Daha adil bir yerleştirme olur.

Her şartta daha iyi için sormaya sorgulamaya devam edeceği. Zira #BizimİşimizEğitim

 

 


 

Eklenme Tarihi: 21:48 18-07-2018
LGS