ELGİZ HENDEN

BAHANE ÜRETEN DEĞİL, SORUMLULUK ALAN ÖĞRENCİLER YETİŞTİRMEK

Sorumluluklarını almayan, sorumluluklarını bilmeyen, sorumluluk bilinci gelişmemiş çocuklar son zamanlarda modern çağımızda giderek öne çıkmaktadır. Ebeveynler veya öğretmenler gerek çocuğa sorumluluk kazandırma, sorumluluk bilinci olan çocuk yetiştirme konusunda gerekse her türlü davranış gelişiminde bazı genel prensipleri bilmelidir. En çok duyduğumuz bahaneler; 

 “Öğretmenim annemin bir arkadaşına gittiğimiz için ödevimi yapamadım.”

“Kitabımı okulda unutmuşum. Arkadaşımı da aradım, ulaşamadım.”

“Dün hastaydım, okulda değildim. Ödevimi alamadım.”

“Ama Ayşe sınavda dikkatimi dağıttı, soruları anlamadım.”

“Kardeşim durmadan gürültü yaptı. Çalışamadım.”

“Ama siz ödev kağıdımı almam gerektiğini hatırlatmadınız.”

“İnternet kesikti, ödevime ulaşmadım”

Ve bunlar gibi daha birçoğu…

Sizin de ödevini yapmadığında ya da sınavdan düşük not aldığında suçu annesine, kardeşine, arkadaşına atan öğrencileriniz var mı? Hatta sizi suçlayan?

Yeni Zelanda’da 9. Ve 10. Sınıf öğrencileriyle, velileriyle ve öğretmenleriyle yürütülen bir araştırma(1)başarı söz konusu olduğunda öğrencilerin bu başarının payını kendilerine yonttuğunu gösteriyor. Anne-babalar ve öğretmenler ise başarıda en çok iyi kurulmuş bir öğrenci-öğretmen ilişkisinin rolü olduğunu düşünüyor. Tam tersi başarısızlık söz konusu olduğunda ise taraflardan hiçbiri bunu kendi sorumluluğu olarak görmüyor ve bir diğerini suçluyor.

 

Peki başarı ya da başarısızlık size göre aslında kimin sorumluluğu?

 

Yukarıdaki karikatür durumumuzu çok güzel özetliyor aslında. Eskiden aldığı notlardan dolayı öğrencilere hesap sorulurdu. Geçen yıllar içinde bir şeyler oldu ve fatura artık sadece öğretmenlere kesilir oldu. Elbette alınan notun tek sorumlusu ne tek başına öğrenci ne de tek başına öğretmen. Ancak öğrencilerin bugün olduğundan daha çok kendi sorumluluklarının bilincinde bireyler olmaları gerektiği de muhakkak

Üstelik bunu yapmak çok da zor değil. Ama denenmiş, başarısı kanıtlanmış kolay birkaç stratejiyi uygulayarak kendi sorumluluklarının farkında, başkalarını suçlamayan sorumlu öğrenciler yetiştirebilirsiniz.

Önemsendiklerini gösterin

Önemsenmemek sorumluluk duygusu en gelişmiş kişileri bile zamanla yoldan çıkarır. Yaptığınızın kıymeti bilinmez, emekleriniz görülmezse size karşı saygı duyulmadığını düşünürsünüz. İnsanın sadece kendi için bir şeyler yapmaya devam etmesi de sıkı bir irade gerektirir. Hele bir de okul sıralarındaysanız o güçlü irade peşinizi hemen bırakabilir. Sınıftayken aklınızın bir köşesinde hep şu söz olsun: “Sana davranılmasını istediğin şekilde başkalarına davran!” Evet… O başkalarına öğrencileriniz de dahil. Öğrencilerinize okul kapısından içeri girdikleri anda siz dahil herkesin sınıfın (hatta okulun) bir parçası olduğunu öğretmeniz ve sizin de ona göre davranmanız önemli. Karşılıklı saygının olduğu bir ortam buzları eritir, iletişimi kolaylaştırır, sorumluluk aldırır. Bıkmadan, usanmadan, saygı çerçevesinde öğrencilerinize kendi davranışlarından sorumlu olduklarını hatırlatın.

Kendileri için konuşmalarını sağlayın

Kendi davranışlarından sorumlu olduklarını nasıl mı hatırlatacaksınız? Elbette sadece sözel değil, davranışlarınızla da bunu ortaya koymalısınız. Projesini yetiştirememiş bir öğrencinizin velisi sizi aradı veya e-posta ile öğrenciniz adına bir mazeret belirttiyse, veliden öğrencinizin bunu size anlatmasını isteyin. Ve konuyla ilgili (veli ile iletişimde olmanız gereken özel durumlar elbette istisna) sadece öğrenciniz ile muhatap olun. Annesi ya da babası durumu size açıklamış bile olsa, bırakın öğrenciniz nedenlerini sizinle paylaşsın. Böylece hem kendi davranışlarının sonuçlarına katlanmış olacaklar, hem sorumluluk sahibi olacaklar hem de iletişim becerisi geliştirecekler.

Teknoloji ile bahanelere son

Teknoloji içine doğmuş öğrencilerden bahsediyoruz. Akıllı telefonları ya da tabletleri artık birer uzuv haline gelmiş bir nesilden. Sohbet, muhabbet, oyun, eğlence güzel tabi de o teknolojinin başka nimetleri de var. Nasıl ödev yaparken internetten bulduklarını kopyala-yapıştır (buradaki sorumsuz davranışı da ilk stratejiyi kullanarak değiştirmeniz mümkün) eğilimindeyseler, ödevlerine okulun online sistemi üzerinden de erişebilirler. Ya da anlamadıkları soruları size e-posta yoluyla sorup ödevlerini tamamlayabilirler. “İnternet kesikti” bahanesi için ise isterlerse bir çözüm bulabilirler; herhangi bir telefon internetine ya da wi-fi bulunan bir cafenin internetine bağlanarak örneğin.

Genel değil, çocuğa özel hedefler koyun

Matematiğe ilgisi olmayan bir öğrenciye, matematikle ilgili hedefler koymak, müziğe yatkın olmayan bir öğrenciyi müzik aleti çalmaya zorlamak yanlış olacaktır. Bu sebeple öğrencinin ilgi alanlarına, yeteneklerine ve kuvvetli-zayıf yönlerine uygun hedefleri, onunla birlikte oluşturun. Ancak kendi koyduğu hedeflerin takiii istekle ve şevkle yapacak, kendini bunlardan sorumlu hissedecektir.

Sınıfta katılımı teşvik eden cazip ödüller koyun

Öğrenmek derse katılımla daha da kalıcı olur. Ama genelde parmak kaldıran, fikrini belirten, grup çalışmasında mutlu olan öğrenciler hep aynı öğrencilerdir. “Başka cevap vermek isteyen?” sorusu da yine ikinci turda gönüllü olan aynı öğrencileri cevap vermeye teşvik eder. Sınıfta katılımı arttırmak için katılımı ve çocukların kendi sorularını  sormasını ödüllendirebilirsiniz. Nasıl mı? Bir çizelge ile öğrencilerinizin belirlediğiniz başlıklardaki katılımını takip edebilir, katılımı puanlandırır ve belki öğrenci puanı, belki sınıf puanı belirleyerek onları mutlu edecek sürprizler yapabilirsiniz. Sınıf puanı yüksek olduğunda sınıfa o gün ödeve vermeyebilirsiniz, az ödev verebilirsiniz, dersi 5 dakika erken bitirip sohbet edebilirsiniz…

Öğrencilerin kendilerine yatırım yapmasını sağlayın

Okula gelip dersleri dinleyerek kendilerine yatırım yapmıyorlar mı, dediğinizi duyar gibiyim. Hayır yapmıyorlar. Nasıl ki bir yetişkin için çalışmak bir görev haline dönüşebilirse, çocuklar ve gençler için de okul bir görev haline dönüşebilir. İşte bu kısır döngüden çıkmalarının yolu ise kendi kendilerini takip etmelerinden geçiyor. Öğrencilerinizle önceden hazırladığınız bir form üzerinden size uygun bir aralık için (o günkü, o haftaki) performanslarını kendilerinin değerlendirmelerini isteyebilirsiniz. Kendilerine 1-5 arasında not vermelerini isteyip, aylık olarak bu puanları grafiksel bazda inceleyip, yorumlarını sizinle paylaştıklarında kendi kendilerini değerlendirerek geliştirmeleri gereken noktaları görebilirler: yapılmayan ödev olmayacak, bir sonraki sınavda notunu 10 puan arttıracak, dönem ortalaması xx puan olacak, ödev için daha fazla araştırma yapacak, kaynaklarda kullanılan cümleler aynen kullanılmayacak, gibi… Böyle yaparak sizin değerlendirmeniz, aldıkları notlar dışında aslında kendi başarılarından ve hayatlarından sorumlu olduklarını öğretmiş olacaksınız. Bundan daha iyi bir yatırım olabilir mi? Hatta isterseniz öğrencilerinizi kendilerini değerlendirdikleri gibi  sizi ve diğer arkadaşlarını da değerlendirebilir. Biz her eğitimde yaparız ben, sen, biz kaçar puan aldık ve ortalamayı alırız ve belli bir ortalamanın altında ise eğitimde ve kullanılan yöntemlerde değişiklik yaparız.

Hem veliyi hem de öğrenciyi de işin içine katın

Öğrencileriniz kendi değerlendirmelerini yaptıklarında ve hedeflerini belirlediklerinde, bu hedeflere ulaşmak için bir plan oluşturmalarını isteyebilirsiniz. Oluşturdukları planı karşılıklı olarak siz, öğrenciniz ve velinizin de imzalamasını sağlayarak öğrencinizin gelişimini takip edebilir, veli ile net olarak öğrencinizin geliştirmesi gereken yönleri paylaşabilir ve onların desteğini de alabilirsiniz. Ara değerlendirmeler ile öğrencinizin gelişimini hem öğrencinizin kendisi, hem siz, hem de öğrencinizin velileri takip edebilirler.  Unutmayın okullar sadece çocuklar için bir öğrenme ortamı  değildir. Aynı zamanda çevresi ve okulun birer unsuru olan aileler için de bir öğrenme ortamıdır. Bu yüzden onları da sürece dahil etmelisiniz.

Tüm bu anlattıklarım size çok sistematik ve kurumsal bir iş yeri hissi verebilir. Ama uygulamaya başladıkça bir süre sonra bunlara ihtiyaç duymamaya başlayacaksınız. Sadece belli bir takım davranışlar oturana, sorumluk bilinci gelişene kadar sıkı bir eğitim koçu gibi ya da koçluk becerilerini kullanan bir öğretmen gibi davranmanız gerekiyor. Sonrasında zaten dümeni onlar devralacaklar!

 

Elgiz Henden 

İz Koçluk Eğitim ve Öğrenci Koçu

www.izkocluk.com

Twitter: @elgizhenden

 

Kaynaklar

  1. https://www.researchgate.net/publication/235962117_Who_is_to_blame_Students_teachers_and_parents_views_on_who_is_responsible_for_student_achievement
  2. http://www.teachhub.com/teaching-strategies-make-students-accountable
  3. http://www.nea.org/tools/54212.htm
  4. http://www.teachhub.com/3-teaching-strategies-keep-students-accountable
  5. http://www.teachhub.com/student-accountability-5-fast-ways-keep-kids-track