MEHMET ARSLAN

Malum, ülkemizde üniversite giriş sınavlarında ortalama dört yılda bir ya puanlama sistemi değişir ya da sınav sistemi değişir. YGS - LYS sistemi ise bu sürece en fazla 7 yıl dayanabildi; en uzun süre kalmış sistemlerden biri. Aslına bakarsanız YGS`nin Mart ayında uygulanması dışında gerek puan türleri gerekse konu ve soru içeriği açısından şu ana kadar oluşturulmuş en hakkaniyetli sınav olduğunu söyleyebiliriz. Mesela doktor, diş hekimi ya da hemşire vb. olmak isteyen bir adayın hedefine giden yolda mesleğin gereği olarak LYS-2 yani Fen Bilimleri testinde başarılı olması gerekiyordu. Ya da mühendis olmak isteyen bir adayın Matematik ve Fizik yapması gerektiğini biliyorduk. Hem YGS hem LYS` de soru sayıları yeterince fazla idi. Dolayısıyla adayları çok daha seçici ve ayırt edici bir özelliğe sahipti.

Peki ne oldu da sistem birden apar topar değişti? Açıkçası bu soruya cevap vermek çok güç. Çünkü tüm eğitimciler tarafından bir kaç eksiği dışında beğenilen YGS-LYS sistemi kaldırılınca haklı olarak beklentiler çok yüksekti. Fakat sistem açıklanınca aslında sınavın adının YKS değil HKS olduğunu görmüş olduk. HKS ne mi ? Hayal Kırıklığı Sınavı. Açıkçası benim gözümde bu sınavın adı artık YKS değil Hayal Kırıklığı Sınavıdır. Neden hayal kırıklığına uğradık, gelin hep beraber bir göz atalım;

  • Bu değişikliğin Ekim ayı içerisinde açıklanması ve bu sene uygulanacak olması başlı başına zamanlama açısından büyük bir hatadır. Tüm öğrencilerin çalışma stratejileri sil baştan değişmiş durumdadır. Oyun oynanırken kural değişmez.
  • Sınavın aynı gün içinde uygulamak doğru bir sistem değil. Sabah sınavdan çıkan öğrenciler ister istemez birbirleri ile konuşacaklar. Yanlış yaptığını düşünen öğrencilerin moral ve motivasyonları ciddi anlamda düşecektir. Ve böyle bir durumda öğleden sonra uygulanacak sınava sağlıklı bir şekilde girmesi mümkün değil. Hani bu sınavlar öğrencilerin kaygısını ve stresini azaltacaktı?
  • ALES tarzında soruların sorulacağı TYT (Temel Yeterlilik Testi)` de sadece Türkçe ve Matematik testleri bulunmaktadır. Neden bu oturumda Fen bilimleri ve Sosyal Bilimler testi yok? Bu neslin Tarih öğrenmesine, tarihini bilmesine, dinini ya da Fen Bilimleri öğrenmesine gerek yok mu diyoruz? Sınavda sormadığın bir dersi hiç bir öğrenci okulda çalışmaz, yeterince önem vermez. Sınavda bir dersin sorulması, o dersin çalışılması ve öğrenilmesi için bir motivasyon kaynağıdır.
  • Soru sayısının az olması seçiciliği ve adaleti zedeler. Soru sayısı ne kadar fazla olursa, adayın kendini ifade edebilme becerisi ve şansı o kadar fazla olur. Düşünün ki bir sayısal öğrencisinin cevaplayacağı Fizik soru sayısı sadece 14. 4 yıl boyunca Fizik, Kimya, Biyoloji dersi görüyorsun. Fakat sınavda bu derslerden karşına sadece 13 ya da 14 soru çıkıyor. 4 yılın birikimi sadece 13 soru!!.
  • TYT` den en az 200 puan alan bir aday bu puanını tercih yapmadığı takdirde isteğe bağlı olarak bir sonraki yılda kullanabilecek. Fakat şu unutulmamalı ki, her sınavın dinamiği, ortalamaları ve standart sapmaları farklıdır. Bir yılda aldığınız 400 puan ile bir sonraki yıl alacağınız 400 puan aynı şeyi ifade etmeyecektir. Her iki puanında karşılığı, sıralamaları çok farklıdır. Kısaca nicelik olarak aynı görünse de nitelik olarak birbirinden çok farklı puanlardır. Dolayısıyla bu uygulama son derece yanlış, sakıncalı ve adaletsizliğe neden olacak bir uygulamadır.

İşte ilk etapta gözümüze çarpan eksiklikler bunlar... Umarım bizim gördüğümüz bu eksiklikler uzmanlar tarafından da görülür ve en kısa zamanda aksaklıklar giderilir. Fakat şu da unutulmasın, sistemler değişir ama değişmeyen tek şey çalışmaktır. Adaylar dün nasıl çalışıyorsa aynı şekilde çalışmaya devam etmelidir. Sonuçta bu sınavlar bir sıralama sınavıdır ve belki de bu kriz ortamından fırsat çıkarmayı bilmek çok önemlidir.

 

Mehmet Arslan

Rehberlik Uzmanı, Eğitimci