DEVRİM AKGÜNDÜZ

YEĞİTEK BÖTE BÖLÜM BAŞKANLARI TOPLANTISINDAN İZLENİMLER, ELEŞTİRİLER VE ÖNERİLER

23 Mart 2016 tarihinde Ankara Başkent Öğretmenevi`nde Türkiye`nin değişik üniversitelerinden yaklaşık 30 BÖTE Bölüm Başkanı ile FATİH Projesi, EBA, Sınıf Yönetim Yazılımı ve Kodlama dersi hakkında Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü (YEGİTEK) davetiyle toplandık. Öncelikle bu toplantıyı düzenleyenlere teşekkür ediyorum. Bir gün süren toplantıdan edindiğim izlenimler şunlar:

Bu toplantı BÖTE akademisyenleri açısından bir ilk niteliği taşıyordu. Çünkü FATİH projesinin başladığı günden bugüne kadar birkaç akademisyen dışında genel bir toplantı yapılmamış ve akademisyenlerin görüşüne başvurulmamıştı. Bu durum akademisyenler tarafından da haklı olarak eleştirildi. Eğitim fakültelerinde Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri öğretmenlerini yetiştiren akademisyenler baştan beri sistemin bir ayağı olmalıydı. Geç kalınmış bu önemli adımı olumlu karşılamakla beraber bazı hususların belirtilmesinde fayda var. BÖTE`nin kurucuları arasında yer alan, Bilişim Teknolojileri ve Yazılım dersinin de programını yazanlardan birisi olan Prof. Dr. Yaşar Özden; Programlama Çocuk Oyuncağı, Bu Yaz Kod Yaz ve Bilişim Garaj Akademisi gibi çalışmalara imza atmış, on binlerce çocuğun kodlama ile tanışmasını sağlamış kişi olan Doç. Dr. Selçuk Özdemir toplantıda yoktu. Bu durumu oldukça garipsediğimi ve üzüldüğümü ifade etmeliyim. Toplantıya birbirinden değerli bölüm başkanları katıldı. Akademisyen arkadaşlarımın affına sığınarak söylüyorum: Bilgisayar, bilişim ve kodlamanın konuşulduğu bir toplantıda Yaşar Özden ve Selçuk Özdemir çoğumuzdan daha fazla söz hakkına sahiptir. Umarım bu toplantılar devam edecekse durum düzeltilir.

İlk oturumda yetkililer tarafından FATİH projesi ile ilgili bilgiler verildi. Ancak bu bilgiler her zaman basından da takip ettiğimiz üzere daha çok projenin teknolojik araçları üzerineydi. FATİH projesi gerçekten çok büyümüş. Sayılara bakıldığında donanımsal olarak sınıflara ve okullara pek çok imkânlar sağlanmış. Etkileşimli tahtalar sınıfların %71`inde şu anda mevcut. İnternet erişimi %100 ancak fiber hattı altyapısı %61 oranında. Bütün okullara çok fonksiyonlu yazıcı verilmiş. Tablet dağıtılan sınıflar da %19 seviyesinde. Ön plana çıkarılanlar projenin teknoloji kısmı ile ilgili. Büyük ümitlerle projenin öğretmen eğitimi ayağı hakkında bilgi bekledim ancak böyle bir bilgi sunulmadı. Bununla ilgili bir soru sordum: Türkiye`de eğitim teknolojileri denilince herkesin dilinde eğitim teknolojilerinin sadece teknoloji tarafı. Eğitim kısmına değinen pek kimse yok. FATİH projesinin öğretmen eğitimi, dijital öğretim tasarımı, öğrenme modelleri, özel öğretim yöntemleri hususlarında nasıl bir yol izliyorsunuz? Ya da izleyeceksiniz? Soruma ileriki sunumlarda cevap verilecek denildi ancak toplantı bittiğinde açıklanmamıştı. Yıllardır FATİH projesini takip eden, projede kullanılan akıllı tahtalarla ilgili tez yazdıran ve FATİH projesi için örnek hizmet içi öğretmen programı hazırlayan ve kongrede sunan bir kişi olarak eleştirdiğim nokta, projenin öğretmenlerin hizmet içi eğitimine dair inovatif ve etkili bir eğitim programı sunmaması. Harmanlanmış öğrenme, ters yüz edilmiş sınıflar, STEM gibi son yılların önemli yaklaşım ve modellerinden bahsedilmemesi. Öğretmenlerin teknolojiyi derslerine entegre edebilmeleri için teknoloji entegrasyon modellerinden hangisini kullanmaları gerektiği ile ilgili bir çalışma yürütülmemesi. Eleştiriyorum çünkü projenin başarıya ulaşmasını istiyorum. Her ne kadar tablet kısmına muhalif olsam da. Çünkü tabletli eğitimle ilgili henüz yeterli bir bilimsel bilgi birikimi yok. Böylesine bir bilgi birikimi olmadan yaklaşık 10 milyar TL gibi bir paranın bu iş için harcanacak olması inanılır gibi değil. Başarıyı tesadüflere bırakmak demek. Bu bölüm yine akademisyenlerin haklı eleştiri ve sorularıyla tamamlandı.

İkinci oturumda ise Eğitim Bilişim Ağı (EBA) tanıtıldı. EBA`nın çok iyi tanıtıldığına inanıyorum. EBA`nın da çok büyük bir proje haline geldiğini gözlemledim. EBA 2.0 şu anda yayında. EBA 3.0 hazırlanıyor. Ancak onda da takdir edilecek çok önemli adımlar olduğu gibi eleştirilecek ve düzeltilmesi gereken şeyler de var. Böyle bir platformun eğitim fakültesi akademisyenlerine ve öğretmen adaylarına açık olmaması eleştirilerden bir tanesi idi. Yetkililer açılacağını söylediler. Diğer bir konu EBA`nın içeriği, içerik kontrolü, videolar, dış bağlantılar, çok fazla kategori vb. sorunlar var. EBA 3.0`da bunun aşılacağını düşünüyorum. Bu bölümde de akademisyenler dinleyici ve soru soran durumundaydı. Yani toplantı sadece sunum üzerine kurulmuştu. EBA`nın daha iyi hale getirilmesine yönelik akademisyenlerin görüşünün alındığına dair bir durum sezinlemedim. Zaten bir sunum ardından, detaylı inceleme yapmadan, kısa bir sürede bunu yapmak imkânsızdı.

Üçüncü oturumda Sınıf Yönetim Yazılımı anlatıldı ve FATİH projesinin tabletleri kullanılarak uygulama gerçekleştirildi. Tabletlerin internet erişiminden de kaynaklı olarak stabil çalışmadığını gördüm. Sınıf yönetim yazılımı kullanılırken süre konusunda endişeye kapıldım. Çünkü 30 dakikalık bir uygulamada yapılabilecekler çok sınırlı. Tabletin tüm uygulamaları öğretmen kontrolünde. Öğretmen izin vermeden uygulamalar açılmıyor. Kullanımının diğer araçlarla yapılacak eğitimden daha verimli olup olmadığı hususunda endişelerim var. Bunların ciddi şekilde araştırılmasında fayda var.

Dördüncü oturum Kodlama Dersi üzerineydi. Aslında en çok merak edilen oturumda buydu. 17.000 bilişim teknolojileri öğretmeninin kulağı bu toplantıdaydı. Medyada yer alan haberlerden dolayı bir beklenti oluştu. Kodlama dersi geliyor muydu? Akademisyenlerin toplanması buna mı işaretti. Toplantının bir kısmını Periscope`dan canlı olarak yayınladım. Kodlama dersi oturumu başladığında aslında konuşulması gereken konunun kodlamadan daha fazla olduğu, sadece bir ders koyma değil, bütün seviyelerin (okul öncesi, ilkokul, ortaokul, lise) müfredatında değişiklikler olması gerektiği ortaya çıktı. Kodlama ayrı bir ders olarak mı öğretilmeli yoksa var olan bilişim teknolojileri ve yazılım dersi mi yenilenmeli. Eğer bilişim teknolojileri ve yazılım dersi yenilenecekse nelerin değişmesi gerekli. Kodlama eğitimi her kademede mi yoksa sadece ortaokulda mı olmalı gibi konular tartışıldı. Bir mutabakat oluştuğunu düşünmüyorum. Çok sesli bir oturum yaşandı. Böyle bir gereksinimin birkaç saatlik bir oturumla tartışılması eleştirildi ve usul ile ilgili sorun olduğu dile getirildi. Kodlamanın hangi yaştan itibaren öğretilmesi gerektiği, ne amaçla öğretilmesi gerektiği, kaç saat olması gerektiği tartışıldı ancak bir mutabakat oluşmadı. Tek oluşan mutabakat bu toplantının bir ilk olduğu, bu toplantıların devam edeceği ve acele edilmemesi gerektiği, önceliklerin ve hedeflerin ortaya konması, devam eden toplantılarda yeni kararların alınması gerektiği üzerineydi. Sözün özeti: Henüz kodlama dersi gibi bir dersin konulması ile ilgili alınmış bir karar yok. Ancak var olan bilişim teknolojileri ve yazılım dersinin yenilenmesi ve değişik kademelerde değişik saatlerde uygulanmasına yönelik bir eğilim olduğu açık. Bunun üzerinde dikkatlice düşünerek karar vermek gerekir.

İstanbul Aydın Üniversitesinde Selçuk Özdemir hoca ile Programlama Çocuk Oyuncağı projesi ile başlayarak bugüne kadar binlerce okul öncesi, ilkokul, ortaokul, lise, üniversite, öğretmen adayı ve öğretmene görsel programlama ve arduino programlama eğitimi organizasyonları düzenledik. Düzenlemeye de devam ediyoruz. Kodlamanın önemini biliyoruz. Biz kodlamayı sadece kodlama olarak değil aynı zamanda gerçek problemlere çözüm üretecek STEM aktiviteleri şeklinde de gerçekleştiriyoruz. Bunları kurduğumuz STEM laboratuvarında uyguluyoruz. Kodlama bilmek algoritmik düşünmeyi sağlıyor. Algoritmik düşünme de 21. YY becerileri içerisinde yer alan bir kavram. Bu becerilerle donatılmış bireyler ülkenin üretim kapasitesini artıracak ve yeni teknolojilere imza atacak.

Dolayısıyla benim bilgisayar ve programlama ile ilgili taslak önerim şu şekilde:

  • Kodlama eğitimi okul öncesinden itibaren zorunlu olarak başlamalıdır. Öğrencilerle okul öncesinde haftada bir saat teknolojik bir araç kullanmadan algoritmik düşünme aktiviteleri gerçekleştirilmelidir.
  • İlkokulda zorunlu olarak bilgisayar ve programlama dersi birinci ve ikinci sınıfta haftada bir saat, üçüncü ve dördüncü sınıfta haftada iki saat olarak zorunlu olarak uygulanmalıdır. Programda teknolojik araçlar kullanılabilir ve basit görsel programlama çalışmaları yapılabilir.
  • Ortaokulda beşinci, altıncı, yedinci ve sekizinci sınıfta bilgisayar ve programlama dersi zorunlu olarak haftada iki saat uygulanmalı ayrıca haftada iki saat seçmeli programlama dersi açılmalıdır. Derste teknolojik araçlarla görsel programlama gerçekleştirilebilir.
  • Kodlamayı STEM alanlarında gördüğümüz için bilgisayar ve programlama dersi liselerin sayısal alanlarında ve fen liselerinde zorunlu olarak haftada iki saat, liselerin sözel alanlarında ise haftada bir saat seçmeli olarak gerçekleştirilmelidir. Derste arduino vb. ile programlama ve programlama dillerini yazmaya yönelik çalışmalar gerçekleştirilmelidir. Yapılan çalışmalar gerçek hayat problemlerine dayandırılmalıdır. Problemlerin çözümü STEM eğitimi kapsamında da gerçekleştirilebilir.
  • Dersler sadece kodlamayı hedeflememeli aynı zamanda bilgisayar eğitimi de gerçekleştirilmelidir. Yapılacak bilgisayar eğitimi ise Office programlarına indirgenmemelidir.
  • Okul öncesinden başlamak üzere verilecek dersler bilişim teknolojileri ve özellikle BÖTE öğretmenlerinin rehberliğinde gerçekleştirilmelidir. 100 saatlik BTR kursları ile yetişen bilişim öğretmenleri değil eğitim fakültelerinden yetişen bilişim öğretmenlerinin atanarak bu derslere girmesi sağlanmalıdır. Eğitim fakülteleri ile işbirliği yapılarak BÖTE müfredatları gözden geçirilmeli, mezunların özellikle kodlama eğitimi içeren derslere hazır olarak mezun olmaları sağlanmalıdır.

FATİH projesinin başarılı bir şekilde uygulanabilmesi için binlerce bilişim teknolojileri öğretmenine (eğer yanlış anlamadıysam on binlercesine) ihtiyaç olduğu dile getirildi. Ancak bunların bir atamada alınması imkânsız. Bundan dolayı atama dönemlerine bölünerek alınması düşünülüyor. Ben bu alandan mezun olan öğretmenlerin geleceklerinin oldukça parlak olduğuna inananlardanım. Teknolojinin eğitimde kullanılması BÖTE bölümlerinin önemini de gittikçe arttırıyor. Atama bekleyen arkadaşlarımın ilerleyen atama dönemlerde atanacağına inancım yüksek. Eğer FATİH gibi bir proje başarıyla uygulanacaksa, kodlama ve bilgisayar eğitiminin önemi gittikçe artıyorsa bu eğitimi verecek öğretmenlerin de önemi artacak demektir.

Hedef her kademe bilgisayar ve programlama eğitimi.

(Yazılanlar kişisel izlenimler olup genel görüşü temsil etmeyebilir)

Yrd. Doç. Dr. Devrim Akgündüz

İstanbul Aydın Üniversitesi Eğitim Fakültesi

BÖTE Bölüm Başkanı

Twitter: @DevrimAkgunduz