Ağaç Yaşken Eğilir

Sevgili ebeveynler, eğitimciler, eğitim liderleri, eğitim paydaşlarımız, eğitimci adaylarımız ve eğitim adına politika geliştiriciler; hızla değişen ve gelişen dünyada hepimizin anahtar  kelimesi,  ortak  öznesi,  yarınlara  yetiştirmeye  çalıştığımız  çocuklarımızdır. Bugün, bilişim  teknolojileriyle  bir  yanda  küreselleşen  bilgi  ağı,  diğer  yanda pek  çok  elin  karışarak  farkına  varmadan  karıştırdığı,  ileri  sürülen  iddialı  paradigmalarla  hâlâ  yerini  bulamayan  eğitim  atmosferindeki  arayışını  sürdüren  yurdum  insanları...

 

Daha  gerilere  gitmeden  Cumhuriyet  tarihiyle  birlikte  üzerinde  o  kadar  işlem  gerçekleşen  eğitim  sistemi  ve  sistem  koyucuları  hakkında  çok  konuşmaya  lüzum  görmeden,  önümüzdeki  hepimizi  yakından  ilgilendiren  eğitim  olgusundan  bahsetmek daha yerinde  olacaktır.  Mazinin aktörlerine   takılmadan, artık  ne  yaparsak  çocuklarımızda kalıcı  bir  eğitim  başarısı  elde  edebiliriz,  ne  zaman,  hangi  alanları,  hangi  yöntemlerle sunabilirsek daha  verimli  oluruz,  nasıl  bir  eğitim  anlayışı  sergilersek  gözbebeğimiz olan  çocuklarımıza  aydınlık  bir  dünya  oluşturabilirizi  konuşmamız  çözüme  katkı  sağlayacaktır. 

Örneklerle Başarılı Çocuk Eğitimi

Biz  eğitimcilerin  derdi;  ruhen,  bedenen,  fikren  sağlıklı  insanlar  yetişmesine vesile  olmak,  yaşanılabilir  bir  dünyaya  dair  toplumun  beklentilerine uygun  iyi insanlar yetiştirebilmektir.  Elbette  sadece  akademik  başarıya odaklanma  değil,  hem  akademik bilgisi yerinde  hem  de  ahlaki  meziyetleri  kabul  gören  insanlar  yetiştirmektir,  gayemiz. Bilgiyi  kendi  el  yordamıyla  damıtabilen,  tecrübeye  ve  beceriye  dönüştürebilen,  olayları sebep-sonuç  ilişkisi  içinde  soran,  sorgulayan,  kültürlere  saygılı,  sosyal  olaylara  duyarlı, yerel  ve  evrensel  değerleri  içselleştirmiş,  bilgiye  araştırarak  ulaşabilen,  sosyal  anlamda girişimci,  özgüveni  tam  dünya  insanları  yetiştirmektir,  asıl  dileğimiz. 

Çocuklarımızın  sayısal  düşünme  becerisinden  sözel  düşünme  becerisine  geçişi,  yani  somut  düşünebilmeden  soyut  düşünebilmeye  evrilmesi  eğitim  sürecinin  en  önemli kazanımıdır.  Bu  sürecin  iyi  yönetilmesi,  ebeveyn,  eğitimci  ve  eğitim  politikası  üreticilerinin  esaslı  kaygısı  olmalı,  hatta  hülyalarının  ve  rüyalarının  meşgalesi  olmalıdır. “Adam  olacak  çocuk”  ile  başlayan  bir  cümlede  sadece  başarılı  çocuklara  odaklanmış oluruz.  Oysa  Grigory  Petrov’un  “Beyaz  Zambaklar  Ülkesinde”  eğitimde  asla  ihmal edilecek,  kaybedilecek  insan  yoktur.  O hâlde  handikapları  aşılamayan  eğitim  paradigmamız  yeniden  gözden  geçirilmeli,  nerede  hata yapıldı,  neler  eksik  bırakıldı,  nasıl olmalıydı  sorgulaması  işletilmelidir.  Belki  de  olgu  ve  olayların  nihai  sonucunu,  yetişen insan  kitlesinin  niteliği  şekillendiriyor.  Vaktinde  üstelenmeyen,  es  geçilen  veya  ıskalanan  yetersizlikler,  ilerde  onarılamaz  sonuçlara  zemin  oluşturuyor.  O hâlde  işe  temelinden  bakmamız,  süreci  en  başından  ele  almamız  gerekiyor.  Nasıl  ki  gömleğin  ilk  düğmesi  yanlış  iliklendiğinde  diğer  yanlışlıklar  onu  takip  ediyorsa  eğitimde  en  başından, erken çocukluk ve  çocukluk  döneminde  yapılan  yanlışlıklar  da  ileride  yanlış  insan profilinin  acımasız  hakikatiyle  karşımıza  çıkıp,  yüzümüze  haykırıyor. 

Topyekûn  çocuklarımız  için  ılımlı  bir  öğrenme  iklimi  oluşturalım

 Davranışların, tutumlarn  kalıplaşmaya  dönüşeceği  bu  dönemin  rol  aktörlerine  büyük  ödevler  düşüyor. Haydi,  hep  birlikte,  ebeveyn,  eğitimci,  dinamik  ve  sosyal  ağdan  oluşan  çevre  unsurlarıyla  topyekûn  çocuklarımız  için  ılımlı  bir  öğrenme  iklimi  oluşturalım.  Teknolojiyle  kuşatılmış  bir  kuşağın  karakteristik  özellikleriyle  birlikte  çocuklarımız  artık  bilinen  ezberleri  bozuyorlar,  eski  köye  yeni  icatlar  çıkarıyorlar.  Çocuklarının  hayata  dair  kaygısını  taşıyan  ebeveynlere  ve  onları  hayata  hazırlayan  biz  eğitimcilerlere  düşen  ödevler;  mevcut  gerçekler  eşliğinde  eğitimi  zamanın  ihtiyaçlarına  uygun olarak  yeniden  yorumlayabilmek,  çocuklarımızı  sansürlemeden,  sabırla  onlara  gerekli bilgi  ve  beceriyi,  zorlukların  üstesinden  gelebilecek  özgüveni  kazandırabilmektir.   

Kitabımızın  başlığında;  ağaç  insanı,  ağacın  yaş  olması  erken  çocukluk  dönemini,  eğilmesi  ise  eğitilmesini  temsil  eden  metafor  ile  “Ağaç  Yaşken  Eğilir,  Örneklerle Başarılı  Çocuk  Eğitimi”  yer  almış  oldu.  Böylece,  çalışmamızda  erken çocukluk  ve çocukluk  döneminde  etkili  ve  başarılı  alan  eğitimlerinin  nasıl  olması  gerektiği  sorusuna  cevaplar  arandı. Bilgilerin  bireyler  tarafından  küçük  yaştan  itibaren  her  alanda  planlı,  programlı bir  şekilde  verilmesi  gerektiğini  ortaya  koymayı  hedefleyen  “Ağaç  Yaşken  Eğilir” isimli  eserimizin  minik  dünyalarımız,  istikbalimiz  olan  çocuklarımız  adına  tüm eğitim  camiasına  faydalı  olmasını  diliyorum.  Kitabın  oluşmasında  alan  uzmanlığıyla  büyük  katkı  veren  tüm  bölüm  yazarlarımıza,  redaksiyon  için  Dr.  Öğr.  Üyesi  Sezgin  Demir’e,  kitaba  dair  değerlendirme  yapan  Prof.  Dr.  Selahattin  Turan,  Prof.  Dr. Mustafa Yavuz’a,  arka  kapak  yazısı  için  Prof.  Dr.  Selçuk  R.  Şirin’e,  kapak  tasarımı için  İhsan  S.  Yılmaz’a  ve  dizgi-baskı  sürecinde  emek  sarf  eden  NOBEL  Yayınevinin  tüm  isimlerine  en  kalbi  şükranlarımı  sunarım.

Prof. Dr. Süleyman Yılmaz 

 


 

Eklenme Tarihi: 04:56 30-01-2019
Kitap eğitim çocuk toplum bilim