ERG: Öğretmen ve eğitimin niteliğinin geliştirilmesi şart!

Pisa 2015 sonuçları yayınlandı. Raporda pek çok önemli detay var ve genel olarak bize `bu konuyu etraflıca masaya yatırmanın zamanı geldi` diyor açıkçası. Eğitimin önemli paydaşlarından biri olan Eğitim Reformu Girişimi`ne (ERG) bu konuda bazı sorular sorduk biz de... Amacımız, raporun ve Türkiye açısından öneminin gündemde hak ettiği yeri alması ve çözüm için güncel politikalar oluşturulması... İşte sorularımız, İşte ERG`den Araştırma Asistanı Didem Aksoy`un cevapları;

 

  • Raporun kapsamı ne Didem hanım? Neden önemli sizce? 

PISA, OECD tarafından gerçekleştirilen, her 3 yılda bir uygulanan ve 15 yaşındaki çocukların fen, okuma ve matematik alanındaki akademik becerilerini ölçen uluslararası bir test. Raporun kapsamı çok geniş olduğundan ve birçok ülkede 2000’den itibaren düzenli olarak uygulandığından önemli. Türkiye PISA’ya 2003’ten bu yana düzenli olarak katılıyor. Sonuçlar hem ülkelerin eğitim alanındaki performanslarına ilişkin bilgi veriyor ve geçmiş yıllara göre gelişimlerini gösteriyor, hem de ülkeler arası karşılaştırma olanağı sağlıyor.

 

  • Peki, fen, matematik ve okuma alanında Türkiye öğrencileri için sayılar neler söylüyor? 

Fen, matematik ve okuma alanında Türkiye’deki öğrencilerde 2003’ten 2012’ye kadar düzenli bir performans artışı görülüyordu. 2003’te Türkiye’de öğrencilerin puanları matematik alanında 423, okuma alanında 441, fen alanında ise 434 idi. Bu puanlar 2012’de matematikte 448’e, okumada 475’e, fende ise 463’e çıktı. 

Ancak 2015 sonuçları ne yazık ki çok düşük, puanların 2003’ten bile daha geriye gittiğini görüyoruz. 2015’te Türkiye’de öğrencilerin puanı matematik alanında ortalama 420, okuma alanında 428, fen alanında ise 425. Skorların seneler içindeki değişimini gösteren, PISA’nın kendi web sitesinden alınan grafik aşağıdadır.

Bu skorların hepsi OECD ülkelerinin ortalama skorlarının oldukça altında yer almaktadır. Türkiye OECD ülkeleri arasında fen, matematik ve okuma alanlarının hepsinde 35 ülke arasında 34.sırada yer alıyor. 35.sırada ise Meksika var.

  • Zorunlu eğitime geçmemizle birlikte örneklem kümemiz büyüdü haliyle. Bu sonuçları nasıl etkiledi sizce?

“4+4+4” öncesi lise eğitimine daha avantajlı bir grup erişiyordu, lisenin “4+4+4” ile zorunlu olmasıyla 2015 PISA’da Türkiye örneklemi değişim gösterdi. İlköğretimden daha düşük becerilerle gelen, normalde dersleri kötü olduğu için liseye devam etmeyecek olan ancak lisenin zorunlu olmasıyla liseye devam eden öğrenciler de 2015 senesinde PISA Türkiye örneklemesine dahil oldu. Bu durum sonuçların bu sene çok daha düşük olmasında rol oynamış olabilir.

 

  • Orta kademede uyguladığımız sınavların bu sıralamalara nasıl etkisi oluyor?

Bizim orta kademede uyguladığımız sınavlar PISA’ya aslında pek benzemiyor. Orta kademede uygulanan sınavlarda daha çok bilgi ölçülürken, PISA’da bilginin yanı sıra bilginin günlük yaşama uygulanması da ölçülüyor. PISA’da açık uçlu sorular da bulunuyor. Dolayısıyla orta kademede uygulanan sınavlar ile PISA arasında tam bir paralellik yok.

 

  • Başarısızlığın sınav sistemimizle hiç alakası yok mu yani? 

Türkiye’de öğrenciler bilgiye dayalı sınavlara alışkın oldukları için PISA gibi bilginin yanı sıra becerileri ölçen sınavlara pek alışkın değiller. Ancak her durumda PISA 15 yaşında ve eğitime devam eden bir çocuğun sahip olması gereken yeterlilikleri gösterdiği için, sonuçların sınav sistemimizden öte eğitim sistemimizin bütünüyle bağlantısı daha güçlü. Dolayısıyla çocukların PISA’da başarısız olmasının sebebi ulusal sınavlardan değil, eğitim sistemimizin eksikliklerinden kaynaklanan bir durum.

 

  • Eğitim politikalarımız açısından bakınca sonuç sizi şaşırttı mı?

PISA’da öğrencilerin başarısı üzerindeki en büyük etkenlerden biri öğretmenlerin donanımlı olmasıdır. Öğretmenlerin donanımının arttırılması ise doğrudan devletin eğitim politikası ile ilişkilidir. Milli Eğitim Bakanlığı hizmet içi ve dışı nitelikli eğitimlerle öğretmenlerin donanımını arttırmaya daha çok yönelmelidir. Ayrıca eğitime yönelik harcama her sene artmasına rağmen, Türkiye OECD ülkeleri arasında hala öğrenci başına en az harcama yapan ülkelerden biridir. Dolayısıyla eğitimde öğrenci başına yapılan harcamanın da artmaya devam etmesi gerekmektedir. Öğrenci başına yapılan harcama arttırılarak, öğretmen ve eğitimin niteliğinin geliştirilmesi öğrencilerimizin PISA’da ki başarısını da yükseltecektir.

  • Zaman ayırdığınız için size ve eğitim için son gücüne kadar çalışan ERG`ye çok teşekkür ediyoruz...

Çalışmalarımızı ve yorumlarımızı paylaşmamızda bizlere her zaman destek olan egitimveegitim.com ailesine biz de teşekkür ederiz...

 

Didem Aksoy kimdir?

Rutgers Üniversitesi’nde Psikoloji alanında lisansını yapan Didem Aksoy, bu süreçte özellikle çocuk ve ergen gelişimi, okullarda çocuk ve gençlere sosyal ve duygusal becerilerin kazandırılması konuları üzerine odaklandı. Sonrasında Harvard Üniversitesi Eğitim Departmanında Okullarda Önleyici Bilimler ve Uygulamalar üzerine yüksek lisansını tamamladı. Eylül ayından itibaren Eğitim Reformu Girişimi`nde Araştırma Asistanı olarak çalışmakta.

ERG Nedir?

ERG, çocuğun ve toplumun gelişimi için eğitimde yapısal dönüşüme nitelikli veri, yapıcı diyalog ve eleştirel bakış yoluyla katkı yapan bağımsız ve kar amacı gütmeyen bir girişimdir. Eğitimde karar süreçlerinin veriye dayalı olması, paydaşların katılımıyla gerçekleşmesi, her çocuğun kaliteli eğitime erişiminin güvence altına alınması yapısal dönüşümün ana unsurlarıdır. 2003 yılında kurulan ERG, Türkiye’nin önde gelen vakıflarının bir arada desteklediği bir girişim olmasıyla Türkiye sivil toplumu için de iyi bir örnek oluşturur.

 


 

Eklenme Tarihi: 12:44 08-12-2016
ERG Egitim Reformu Girişimi Sabancı Üniversitesi Pisa Pisa 2015 Pisa 2016 Türkiye OECD Matematik Fen Okuma Test Merkezi sınavlar Eğitim Sistemi Didem Aksoy