"2000 sonrası doğanlar kendini yönetemeyecek"

"Uluslararası Erken Çocukluk Eğitimi Kongresi" için, dünyaca ünlü erken çocukluk profesörleri bugün İstanbul`da... Kongrenin sloganı ise hayli dikkat çekici: "Ne kadar erken o kadar iyi!"

İstanbul Gönüllü Eğitimciler Derneği (İGEDER)’in bu yıl ilk kez düzenleyeceği "Uluslararası Erken Çocukluk Eğitimi Kongresi" bugün İstanbul`da başlıyor. Haliç Kongre Merkezi’nde 18-20 Mart tarihlerinde gerçekleştirilecek ve "Ne kadar erken o kadar iyi!" sloganıyla konunun uzmanı profesörleri ağırlayacak olan kongrede amaç, eğitimin; insanî, milli ve özgün model arayışları çerçevesinde yeniden değerlendirilmesi. Atölye çalışmalarının ve çalıştayların yapılacağı kongreye, aile ve çocuklarda direnç konusunda dünyaca ünlü Kanadalı Profesör Michael Ungar başta olmak üzere birçok uluslararası ve yerli uzman katılacak. Toplam katılımcı sayısının ise 1500`ü bulması bekleniyor.

"2000 sonrası doğanlar kendini yönetemeyecek"

“Günümüzün hastalığı teknoloji bağımlılığı artık bebekleri bile esir aldı” diyen Uluslararası Erken Çocukluk Eğitimi Kongresi Bilim Kurulu Başkanı ve Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Selahattin Turan,  kongre öncesi şunları söyledi: “Bu nesil görsel okuyor. Günde 5-6 saat bilgisayar kullanmak da, 20 bardak portakal suyu içmek de zararlı. Türk çocukları da teknoloji bağımlısı oldu. 2000 sonrası doğanlar, potansiyellerini ortaya çıkaramıyor. Bu çocuklar 2030, 2040’lara gelindiğinde kendisini yönetemeyecek. Sistem, çocuğa hayat becerisi kazandırmıyor. 1 milyon TL verseniz de işyeri bile açamayacak."

Prof. Dr. Selahattin Turan`ın dikkat çeken diğer açıklamalarıysa hayli ilginç...

“Çocuk 7’sinde neyse 70’inde o” sözü doğru. Müfredat fazla akademik, biz de ‘bilimsel olmasın’ demiyoruz. Ders dışı etkinlikler artmalı. Çocuğun gelişimi için düşüp-kalkması oynaması şart. Okulların bahçesi en az bina kadar olmalı. 

Cumhuriyet tarihinin en verimli öğretmenleri sistemde ama müfredat hayat becerisi kazandırmıyor. Bugün doğana 25 yaşında 1 milyon TL verseniz bir işyeri açamayacak ya da evlense evliliğini yürütemeyecek. Mesela en çok boşanma fen mezunlarında. Çünkü sosyal ve kültürel yönleri eksik kalıyor, ilişki yönetemiyor.

Bir ailede konuşulan kelime sayısı 6 binin üzerindeyse, çocuk hayatta çok başarılı oluyor. Ortalama bir Türk ailesinde 3 binden az kelimeyle konuşuluyor. En derin yanlızlık, toplu taşıma araçlarında. Yaygın akıllı telefon kullanımı, çağın getirdiği büyük yalnızlığın resmidir.

Çocuğunuza asla, “babacığım-anneciğim” demeyin. Doğrusu, oğlum-kızımdır. Anne-babanın hatalı hitabı çocukların anlam dünyasını karıştırıyor. “Kitap oku” demek yerine aileler de kitap okuyarak örnek olmalı..."

Kaynak: ntv.com


 

Eklenme Tarihi: 01:02 18-03-2016