Röportaj: Yasemin Pakkan "Öğretmenlik bir değer sembolüdür."

 

Okulları ve çocuklarımızın hayatındaki rolü ve işlevini tartışıp duruyoruz. Hatta bu muhasebe kafamızı allak bullak ediyor bazen. Hem sadece huzurlu olsunlar diyoruz hem de başarı için emek versinler istiyoruz. Binlerce yorum ve soru alıyoruz ailelerden bu konuda; “En iyi okul hangisi, nasıl seçeriz?” diyorlar. Cevap kolay… “En iyi okul" çocuğumuzu en iyi keşfedebilen okul aslında. Burada asıl zor olan; Çocuğu anlamak, çocuğu hissetmek, çocuğu bir kitap gibi okuyabilmek ve tabii bunları başaran bir okulu bulabilmek…

Daha önce #EGTyayın da konuk ettiğimiz Pakkan Okulları Kurucusu Yasemin Pakkan’la buluştuk yine. “Şimdiye kadar yaşadıklarımdan ve öğrendiklerimden esinlenip yine aynı kulvarda en iyi bildiğim işi yapıyorum.” diyen Yasemin Pakkan bu yılın başında yeni okuluna öğrencilerini kabul etti. İlk günlerin tatlı heyecanı geride kaldı bile hatta. Anlama odaklı ders modeli geliştirmek adına öğretmenleri ve danışmanlarıyla son sürrat çalışıyor, eğitimler alıyor, eğitimler veriyor. Anlayan çocuk ve anlam bağını kuran öğrencinin sınavlarda umulan başarıyı da elde ettiğini bağırıyor her mecrada...

Öyle ya da böyle sınavlar bu ülkenin bir gerçeği. Özellikle çocuklarının üniversite hayallerinde çıtanın yükselebilmesi için iyi liselerle yolları kesişsin istiyor anne babalar. Yasemin Pakkan işte tam da bu noktada buluşmuş yıllarca öğrencileriyle. Bugün “çok başarılı” ve “yüksek puanlı” dediğimiz ne kadar lise varsa Yasemin Pakkan öğrencileriyle dolu. Okulu için de aynı iddiayı taşıyor...

Kendisiyle okullar, sınavlar, öğretmenler üzerine sohbet ettik. Bir çay ya da bir kahve eşliğinde yeni bir eğitim sohbetine var mısınız?

Sınavlar değişti diyorlar ama önemi değişmedi sanırım değil mi?

Malum dershanelerin kapanmasından sonra öğrencilerin yüksek puanlı bir okula geçebilmek adına gösterdikleri çabalara okullar da ortak oldu. Sadece dershaneler kapanmadı bu süreçte, sınavların niteliği de değişti. Kamuoyunun daha çok ”Pisa sınavı soruları gibi” diye tanımladığı anlama odaklı sorular sınavlara damgasını vurdu. Artık “çok iyi oku çünkü bilgi okuduğun yerde gizli, onu bul, yorumunu yap ve soruyu çöz” diye sıralayabileceğimiz bir sistem var ortada. Ve dediğiniz gibi tüm bu farklılıklara rağmen bir 8. Sınıf öğrencisi ve velisi için sınıvlar hala hayatta önemli bir yer teşkil ediyor.

Başarı nasıl geliyor peki bu sınavlarda? Sizin göreviniz ne?

Bu süreçte başarıyı, ev cephesine bırakılan ödev yüküyle elde etmek tabii ki mümkün değil.. Çocuğun zaten az olan ev zamanını, sadece velilerin yapabileceği, pek çok materyal ve donanım gerektiren hamal ödevlerle doldurmayı uygun bulmuyorum… 

Şüphesiz gencimiz çalışacak, gelişecek, okulun deneme sınavlarına girecek, testini çözecek, hatalarını öğrenecek, haftasonu okul kurslarına gelecek… Şüphesiz tatlı bir rekabetin içinde olacak…. Zira rekabet sadece birini geçmek, birine rağmen kazanmak demek değildir. Benim istediğim, hırslarına yenilmeyen ama kendisiyle rekabet edebilen azimli çocuklar yetiştirmek. Onlara uygun olmayan, gerçek dışı hedefler vererek, havlu atan çocuklar ordusu yaratırız. Ya da tam tersi küçültülmüş hedeflerle onların kendilerini gerçekleştirmelerine engel olabiliriz. Aslında her geçen gün geliştiklerini, kendilerini geçebildiklerini onlara göstermek ve hedeflerini yükseltmek bizim en önemli görevimiz…

Her çocuk farklı diyoruz ama aynı sınava, aynı yöntemlerle hazırlıyoruz. Her çocuğa farklı davranmak gerekmiyor mu?

Kesinlikle… İşte Pakkan Okullarında bizler de tam olarak bunu yapıyoruz. Her çocuğumuz biricik ve kendine özgü bir yol haritası var. Bizler eğitim kadromuzla bu yolu keşfede keşfede, çocuklarımızla birlikte ilerliyoruz. Zaman zaman önlerine geçip yol açıyoruz, zaman zaman arkalarından destek oluyoruz, zaman zamansa yanlarında eşlik ediyoruz. Onların mizaçlarına uygun öğrenme biçimlerini keşfediyor, daha sonra da her adımda kendilerini geçmelerini sağlıyoruz. Yıllardır elde ettiğim başarının sırrı bu işte…

Eğitim dünyasında çok kadın var. Ekibin yarısından fazlası kadın olan okullar görüyoruz hatta. Ancak kadın eğitim yatırımcısı sanırım çok yok. Kadın girişimciler hep dikkatimizi çekmiştir. Siz bu işe nasıl cesaretlendiniz?

Ben kendimi bildim bileli öğretmenim sanırım. Başka da ne iş yapardım öğretmen olmasam hiç bilmiyorum. Öğretmenliği yaparak yaşayarak ve öğrencilerimle öğrendim en çok. Mesleğimin en güzel yanı da bu sanırım. Öğretmenliğimin okulla taçlanmasını yalnızca ben hayal etmedim açıkçası; bu hayalleri öğrencilerim başarıdan başarıya koşarken kendileri kurdu, velilerim destekledi, ekibim motive etti beni... Yıllardır eğitim kurumu sahibiyim. Ancak bu yıl bambaşka bir heyecan yaşıyorum.

“Özgür öğretmenlik ve lider öğretmenlerden yanayım.” diyorsunuz sık sık. Böyle öğretmenler kolay bulunuyor mu?

Ben kurumumda sadece öğrenci yetiştirmiyorum açıkçası; hem kendimi yetiştiriyorum hem de öğretmen yetiştiriyorum aynı zamanda… Öğretmen ve öğrenci ilişkisi bir ayna karşısında durmak gibidir aslında, hep söylerim; sen ne yaparsan o da aynısını yapar... Çocuğa davranışımız çok önemli yani. Otoriter ve gücünü mevkisinden alan öğretmenler yerini öğrenmekten güç alan lider öğretmenlere bırakıyor. Okulumuzda bunu yaşıyoruz işte.

"Eğitim yatırımcısı" diyorlar bana okul açtığım için... Evet eğitim dünyasına bir yatırım yaptığım doğru ancak ilk akla gelen gibi, bina, sıra, bilgisayar falan değil benim yatırımım... Ben eğitimde yatırıma öğretmenden başladım. Okulu okul yapan öğretmendir açıkçası gerisi teferruat bence... Öğretmenlik bir değer sembolü aslında. Değer görmesi, değer vermesi, sonuç olarak da değer üretmesi gerekiyor. Uzun yıllar öğretmenlik yaptım. Öğretmen olmanın sorumluluğunu iyi bilirim. Asıl işin öğrenciye bilgi değil ilham vermek olduğunu da...

Ancak biz öğretmenler de ilhama muhtacız. Beslenmeye, bitimsiz öğrenmeye, hep yenilenmeye ihtiyacımız var. Aksini kaldırmaz mesleğimiz... Bu anlamda hem Milli Eğitim Bakanlığına hem de özel sektöre çok büyük görevler düşüyor. Parmak izi kadar farklı öğrencilerin, bir o kadar farklı öğretmenleri var. Tek tip, sıradanlaşmış eğitimler bize bir şey katmıyor. Biz dünyayla yarışmak istiyoruz öğretmen olarak. Dünyayı görmek için her öğretmenin fırsatı olmalı. Eğitim paydaşlarının bir araya geldiği alanlarda hep aynı isimler değil, hep farklı öğretmenler yer almalı. Öğretmenden öğretmene paylaşım en çok besleyen bizleri. Tecrübeleri değiş tokuş etmek, meslektaşından öğrenmek istiyor öğretmen... Eğitim dünyası bu sesi duymalı. Her öğretmenin anlatacağı bir başarı öyküsü var. Öğretmen yetiştirmek, öğretmenlerin mesleki gelişimine destek olmak Pakkan Okullarının doğal bir misyonu olsun istiyorum ben... 

 

Sizi dinlemek yine, yeniden umutlandırdı bizleri. Teşekkür ederiz.

Umudunuza ortak olmak büyük sorumluluk bizler için. Her zaman birlikte, daha ileriye gideceğiz...

Öğretmenden alıp öğretmene sunan bu değerli platform ve gösterdiğiniz yıllara sari emekler için asıl biz sizlere çok teşekkür ederiz.

Öğrenmeye, paylaşmaya devam...

 

 

 


 

Eklenme Tarihi: 17:32 08-12-2018
Yasemin Pakkan Özelini Okul Okul Seçimi Öğretmen Eğitimci Röportaj