Eğitim: Bu bir seçim!

Artık, nereli olduğum falan sorulmuyor ilk tanışmalarımda bana... Yaptığım işi söylediğim herkes “Bu ülkede eğitim mevzusu ne olacak?” diye soruyor. Kelimeler bazen değişebiliyor ama soru ve kaygı hep aynı… Oysa cevabı çok basit: Değişecek… Ne olursa olsun, kim ne derse desin hem de…

Değişimden beklentimiz…

Eğitim bir politika işi. Karar alma, uygulama ve sürdürülebilir kılma düzeneği. Tüm bunlara gözleri yumup, “Biz eğitimde sınıf atlayamayız” derken işin yolunda gitmemesini yoksunluğa, bilinçsizliğe, inançsızlığa vs. yüklemek pek de acemice geliyor bana… Yoksa yol belli, yapılacaklar belli, eğitime ayrılan bütçe belli… Ne yoksunluğumuz var, ne beceriksiziz, ne de dış mihraklar bizi kandırıyor…

Bu bir seçim!

Seçimimiz değişmeden hiç bir şeyin fark yaratacak biçimde değişemeyeceğini de biliyoruz aslında…

Seçimimiz ne olmalı?

Adalet duygusu içselleşmemiş toplumlarda “seçim” kelimesi de yabancı kalıyor. Eşitlik, fırsat eşitliği, sürdürülebilir başarı, açık kaynak, teknolojik adaptasyon, sanayi 4.0, üretim toplumu vs. gibi kelimelerin hepsi birer janjanlı tanım halini alıyor adaleti anlamlandıramayınca.

Önce insan haklarına saygıyı, önce fikir özgürlüğünü, önce çocukların kardeşliğini benimsemek gerekiyor. Milli değer olarak dürüstlüğü, adilliği, eşitliği kabul etmek gerekiyor. Çalışkanlığı yüceltmek, paylaşarak çoğaltmayı öğrenmek gerekiyor. Liyakatı tek koşul olarak kabul etmek gerekiyor.

Bu konularda toplumsal mutabakata ulaşsak eğitimdeki seçilerimiz de, yönergelerimiz de, beklentilerimiz de değişecek tabii… Seçimlerimiz de ona göre olacak. Toplumu kucaklayan politikalar üretmek kolay hale gelecek. İstenince öğretmenliğin itibarı yükselecek, öğrenmenin anlamı güçlenecek, teknoloji amaç değil araç olacak, okullar hapisane gibi değil hayatın parçası olarak konumlanacak, üretken ve meslek sahibi bireyler yetişecek… 

Peki nasıl?

Hatrı sayılır süredir Türkiye’deki eğitim konuşmalarının, paylaşımlarının içindeyim. En çok dikkatimi çeken şey; herkesin eğitim gönüllüsü olması… Ne kadar da güzel bu… Ama, sektördeki bitmeyen sorunlara bakıp, çözümlere gönüllülüğümüz yetmiyor mu acaba diye düşünmeden de edemiyor insan açıkçası… Gönüllüğümüzün yanına neler eklemeliyiz peki; Akıl? Tecrübe? Empati? Evrensel kabullere inanç? Neyimiz eksik, neyimiz fazla?

Güven

Yapılan araştırmalar diyor ki, ülkemizde komşumuza bile güvenmiyormuşuz bu yüzyılda… Şaşırmıyorum. Medyanın gücü pek çok yalan dolanın da turnosolü haline geldi. Hiç bir dolambaçlı yol çok uzun zaman gizli kalamıyor artık. Tüm yalan, dolan yüzümüze vuruyor çıplaklığıyla. Böyle işler çok olunca da ilk önce güvenmeyi bırakıyoruz.

Eğitimde de durum bu; Üniversitelerin adil biçimde öğrenci seçtiğine, seçtikleri adaylar içinden nitelikli öğretmenler yetiştirdiğine inanmıyoruz. Çocuğumuzun öğretmenine güvenmiyoruz. Öğretmeni sınıfa sokan okula güvenmiyoruz. Bir gün çocuğu için anaokulu seçmeye çalışan bir arkadaşıma nasıl bir okul arıyorsun diye sorduğumda “Öğretmeni benden bir tık daha iyi olsun yeter.” demişti. Sanırım öyle bir okul bulamadı… Tabii durum böyle olunca okullar da öğretmenine ve kendilerine güvenmiyor. Sonra veliler okullara müdahale diyor. Her şey çorba oluyor…

Amaç, Araç

Başarmak, skor yapmak halini alan eğitim günlüğümüzde öğrenmenin kıymeti unutuldu. Sınavları suçlamıyorum tek başına burda. Hayatı performans testi haline getirdiğimizin farkında mıyız? Sanat, şiir, felsefe, değerlerimiz sosyal medyaya sıkıştı kaldı. “Şiir sokakta” diyoruz ama nerde, twitter’da...

Öğrenmenin temel bilincine varamadığımız ve basitçe bakamadığımız için (evet yanlış yazmadım, basitçe, doğru!) sınav yapmayı da beceremiyoruz. Ölçme değerlendirme kalitesi son derece düşük sınavlara sokuyoruz çocuklarımızı. Bu konuda fersah fersah yol almış bilim dünyasından da beslenmiyoruz. Kötü niyetle olmasa gerek, sanırım sıra oraya gelmiyor. Okullarla hem hayatın hem sınavların arası açık. Neyi, niye öğrendiğini bilmeyen çocuklar yetiştiriyoruz. Hayaller geleceğe hazır olmak, gerçekler sınav barajı… Amaçları askıda tutuyoruz, araçları amaç haline getiriyoruz. 

Aynı gemideyiz

Zaman zaman velilerin okul arayışlarına destek oluyorum. Herkes çocuğunu kurtarmak peşinde. “Daha iyi” bir okul bulup çocuğuna daha iyi bir gelecek verebileceğini sanıyor bazı aileler. Nasıl da yanılıyorlar… Münferit olarak daha iyi matematik, yabancı dil vs. öğrenmeleri ya da daha çok sosyal sorumluluk projelerinde yer almaları mümkün belki çocuklarımızın ama hepimiz aynı gemideyiz maalesef. Okulların büyük çoğunluğu değişmeden münferit beklentiler kişisel mastürbasyondan bir tık öteye gidemez. Çok net!

Özetliyorum…

Önce yapaylıklarımızdan sıyrılıp biraz eskiye ve özümüze döneceğiz. Eşitliği, dürüstlüğü ve adaleti yeşertip, toplumsal güveni baştan inşa edeceğiz. Kutuplaşmalardan uzak, evrensel değerleri öne alıp, önce insan diyeceğiz. Devlet tüm kurumarıyla şeffaf ve güvenilir olacak. Eleştirilebilir, değişime açık, insan için, insanla beraber yaşayan mekanizmalar kuracağız. Uyum çalışmaları yapacağız.

Sonra liyakata dayalı bir eğitim sistemi için kolları sıvayacağız. Okulları hayata hizmet eder hale getireceğiz. Öğretmenleri yetenekli ve başarılı insanlardan seçeceğiz. Onların gelişimi için milli bütçemizi zorlayacağız. Eğitim ideolojisiz olmaz ama hükümet politika aracı olmaktan çıkarıp, devlet politikası olarak konumlayacağız.

Nitelikli öğretmen hem okulun hem öğrencilerin çehresini hemen değiştirecek. Soran, sorgulayan bireyler yetişmeye başlayacak. O çocuklardan bazıları bizlerden daha iyi öğretmen olacak. İyilik bulaşıcıdır. Semt semt, il il, bölge bölge bulaşacak. Hayat kendini gerçekleştirecek.

Nerden mi biliyorum? Kanada’dan, Güney Kore’den, Finlandiya’dan, Singapur’dan, Küba’dan. Dünyadan… 

Eğitimde Değişim

Dünyaya bakıp değişim istiyoruz. Konferenslara konu, köşe yazılarına ilham oluyor bu fikir. “Değişim” kelimesine yüklediğimiz umutlarla devinip duruyoruz… 

Ancak belli ki eğitimde değişim konuşmaya gözlükleri değiştirerek oturmaktan başka şansımız yok.

 

Hamiş 1: “Bıkmadın mı Ece, aynı şeyleri anlatıp durmaktan?” dedi bir dostum bana geçenlerde… Düşündüm de, asla... Benden yıllar yıllar fazla, bu öğrendiğim şeyleri anlatanlar var eğitim dünyasında… Evet aynı şeyleri, durmadan hem de aşkla… Ne haddime! Ayrıca şunu da biliyorum; daha çok yolumuz var; sorunları defalarca konuşacağız, çözümleri de ancak biz bulacağız…

Hamiş 2: Yazının fotoğrafını özellikle rengarenk yıldızlar olarak seçtim. Rengarenk olduğumuzu ve her rengin "biz" olduğunu hatırlatsın istedim içimizdeki yıldızlara... 

Bizim işimiz eğitim, dostlukla kalın...

Ece Karaboncuk

Eğitim ve Eğitim Editörü


 

Eklenme Tarihi: 17:23 19-04-2017
Eğitim Ece Karaboncuk Editör Seçim Rengarenk