Hukuk fakültelerine mesleki sınav mı geliyor?

YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, hukuk öğretiminin ticarileşme ve sıradanlaşma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirterek "Yükseköğretim sonrasında genel bir çıktı kontrolünün yapılması gerekliliği, burada önem kazanıyor. Meslek icrasına yönelik bir sınavın da gündemimizde yer alması doğru olur diye düşünüyoruz" dedi.

 

YÖK Başkanlığı Konferans Salonu`nda düzenlenen ve Adalet Bakanı Bekir Bozdağ`ın da katıldığı hukuk fakültelerinin dekanlarıyla yapılan toplantının açılış konuşmasında, yeni YÖK yönetimi olarak göreve geldikleri günden bu yana, yaklaşık bir yıl boyunca, katılımcı yönetim tarzıyla meselelerin çözümüne çalıştıklarını anlattı. 

Alanlara özgü problemlerin çözüm yollarını, ilgili fakülte dekanlarıyla aradıklarına işaret eden Saraç, bu kapsamda YÖK çatısı altında hukuk fakültesi dekanlarıyla ikinci toplantıyı gerçekleştirdiklerini söyledi. 

YÖK olarak konuların paydaşları ve uzmanlarıyla en doğruyu arama uğraşısında olduklarının altını çizen Saraç, bazı alanların kendine has özellikleri dolayısıyla da ilgili bakanlıklar ve kurumlarla da işbirliği yaptıklarını aktardı.

Saraç, hukuk eğitimi konusunda da Adalet Bakanlığının görüşleri, sorunlara çözüm önerileri ve planlamalarının da önemli olduğunu vurguladı.

YÖK, ilk defa yetkisini başka kurumsal yapıya vermesi için girişimde bulundu 

YÖK olarak birinci önceliklerinin eğitim öğretimde kalite çıtasını yükseltmek olduğuna işaret eden Saraç, yönetmeliği yeni çıkarılan Kalite Kurulu`nun son yıllarda yükseköğretimde kalite adına atılan en önemli ve cesaretli adım olduğunu aktardı. 

Bu adımın aslında YÖK`ün kendi kararlarıyla vücut bulan eğitim öğretim ile ilgili hüküm vermeyi, karar alma süreçleri bakımından YÖK`ten bağımsız çalışabilen bir kurula devretmesi anlamına gelen önemli bir adım olduğunu belirten Saraç, "Bu kurulun idari ve mali açıdan tam bağımsız bir kurul olabilmesi için kanunla düzenlenmesi gerekmektedir ve bu konuda kanun teklifimizi de usule uygun olarak hükümete sunduk" dedi. 

Başarı sıralaması şartı

Geçen yıl alınan kararla hukuk ve tıp programları için başarı sıralaması şartı getirdiklerini hatırlatan Saraç, bu kapsamda, 150 bininci sıralama şartı getirdikleri hukuk fakültelerinde boşluk kalmadan kontenjanların dolduğunu söyledi.

Düzenlemenin, kaliteyi önceleyen girdi esaslı bir düzenleme olduğunu, kararın süreç ve çıktı esaslı düzenlemelerle de desteklenmesi gerektiğini bildiren Saraç, "Ancak bu şekilde hukuk ve diğer alanlardaki eğitim öğretimin niteliğini yükseltmek mümkündür" diye konuştu. 

Hukuk öğretiminin 10 sorununu anlattı

Hukuk öğretiminin bazı sorunlarını 10 maddede özetleyen Saraç, bunların arasında yer alan hukuk fakültesi kontenjanlarının tespitinde esas alınması gereken kriterin ne olduğunun önemli ve tartışmalı olduğunu belirtti. Saraç, "Hoca sayısı mı, mekan mı, hocaların alanlara göre dağılımı mı, bunların hepsinin bir bütün halindeki şekli mi yoksa hukuk eğitiminin niteliği mi" diye sordu.

Saraç, eğitim öğretim süreçlerinde öğrenci sayısının görece azlığının, hem akademisyen hem de öğrenci açısından daha konforlu bir öğretim vasatı oluşturduğunu ancak kontenjanın minimum düzeyde tutulmasıyla hukuk öğretiminin niteliğinin yükseleceğine ilişkin beklentinin isabetli olmadığının da yükseköğretimin yakın tarihinden bazı örneklerle ileri sürülebileceğini aktardı.

Akademik insan kaynağındaki sayısal yetersizliğin de bir diğer sorun olduğunu ifade eden Saraç, ehliyet kazandıran bir hukuk öğretiminin gerçekleştirilebilmesi için doktorasını tamamlamış öğretim elemanı sayısının artırılmasının önemine işaret etti. 

Saraç, alanında yetkin bir akademisyen potansiyelinin yaratılabilmesi adına, hukuk mezunları için lisansüstü öğretimin maddi olanaklar açısından cazip hale getirilmesinin de yerinde olacağına işaret ederek bu çerçevede, yurt dışı lisansüstü öğretim burslarına olan talebin cezbedici hale getirilebilmesi için bursiyerlerin özlük haklarının genişletilmesi gerektiğini vurguladı.

Öğretim elemanı dağılımındaki dengesizliğin giderilmesi yönünde de pratik çözümler üretilmesi gerektiğini bildiren Saraç, "mahrumiyet bölgesi" retoriği ile özlük hakları açısından cazip imkanlar sunmanın yeterli olmayacağını, YÖK tarafından büyük iller için belli bir müddetle kadro planlamasının da düşünülmesi gerektiğini aktardı. 

Felsefesiz hukuk öğretiminin de bir başka sorun olduğuna değinen Saraç, hukuk felsefesi dersinin, günümüzde hukuk fakültelerinde bir kültür dersi olarak görüldüğünü ve pozitif hukuk branşlarının gölgesinde kaldığını söyledi. Saraç, "Ancak sadece ekonomik kaygılarla alınmış bir hukuk eğitiminin, hukuki problemleri gerçek anlamda çözmekte yetersiz kalacağı da bir gerçektir" değerlendirmesini yaptı. 

Hukuk öğretimi ve avukatlık mesleği arasındaki ilişkinin üzerinde de düşünmek gerekeceğini kaydeden Saraç, hukuk öğretimi ve istihdam konusunun da düşünülmesi gerektiğini, bu noktada önemli bir paydaş olan Barolar Birliğinin de görüşlerinin önem kazandığını ifade etti.

"Hukuk eğitiminde meslek icrasına yönelik bir sınav gündemde olmalı"

YÖK Başkanı Saraç, Türkiye`de yükseköğretim sisteminde girdi kontrolünün merkezi yerleştirme sınavıyla yapıldığını dile getirerek şunları kaydetti:

"Bu konuda son yıllarda oluşan zafiyeti, işaret ettiğimiz gibi başarı sıralaması barajıyla da kontrol etmeye başladık ancak hukuk öğretimi ticarileşme ve sıradanlaşma tehlikesi ile karşı karşıya. Yükseköğretim sonrasında genel bir çıktı kontrolünün yapılması gerekliliği, burada önem kazanıyor. Hukuk lisans formasyonunu elde eden her mezun, mezuniyet sonrasında bir yıllık avukatlık stajıyla serbest avukatlık mesleğini icra edebilmektedir. Yalnızca, yargıçlık ve cumhuriyet savcılığı ile kamu avukatlığında bir çıktı kontrolü yapılabilmektedir. Bu yüzden, hukuk öğretimine ilişkin zafiyet tartışmalarında konunun sadece kontenjan meselesine hasredilmesi yerine, hukuk formasyonunun, diplomasının sağladığı iş garantisi meselesi, bizatihi öğretimin pedagojisi ve diğer hususlar da gözden geçirilmelidir. Avrupa ülkelerinde hukuk öğrenimi sonrasında, çıktı kontrolü ve uzun bir uygulama pratiği olmaksızın, hukukçunun meslek yaşamına adım atması mümkün değildir. Dolayısıyla bu konunun da yani, meslek icrasına yönelik bir sınavın da gündemimizde yer alması doğru olur diye düşünüyoruz." 

Saraç, hukuk eğitiminde kalite çıtasını nasıl yükseltileceğine ve karşılaşılan sorunların çözümlerine ilişkin bir çalışmanın yol haritasının belirlenmesi konusunda bir beklenti içinde olduklarını da sözlerine ekledi.


 

Eklenme Tarihi: 11:23 30-12-2015