YÖK`te Eğitim Bilimleri Fakültesi Dekanlar Konseyi Toplantısı

Dr. Yekta Saraç(sağ3), Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Müsteşarı Yusuf Tekin(sol3), YÖK`te düzenlenen, Eğitim Bilimleri Fakültesi Dekanlar Konseyi Toplantısı`na katıldı.

Dr. Saraç: - "Eğitimin temel unsurlarından biri olan öğretmenliği yeniden düşünmek ve müzakere etmek durumundayız" - "Öğretmen adayları mesleğe hazırlanırken onların mesleğin ideallerini, temel değerlerini, meslek ahlakını ve meslek sevgisini gerçekten hisseden bir şekilde yetiştirilmesi temel gayemiz olmalıdır" - "Eğitim fakültelerimizin sorumluluğu, söz konusu adayların sadece mesleğe hazırlanması olmayıp iş başında, mesleki gelişimlerini sağlama konusunda da sürekli destek olmaktır"

Saraç, YÖK Konferans Salonu`ndaki Eğitim/Eğitim Bilimleri Fakülteleri Dekanlar Konseyi Toplantısında, "İnsani ve Kültürel Kalkınma Temelinde Eğitimi ve Öğretmenliği Yeniden Düşünmek" konulu konuşma yaptı.

Eğitimin, "özgür düşünebilen, işlevsel bilgi ve becerilere sahip, insani, sosyal ve ahlaki değerleri içtenlikle benimsemiş fertler yetiştirmek" olarak tanımlandığını anlatan Saraç, "Eğitimin temel unsurlarından biri olan öğretmenliği yeniden düşünmek ve müzakere etmek durumundayız." dedi.

Eğitimin bireysel, sosyal, kültürel ve ekonomik olmak üzere çeşitli amaçlarının bulunduğuna işaret eden Saraç, "Bu nedenledir ki eğitim, her türlü ideolojik ve politik mülahazanın dışında ele alınmalıdır. Eğitimin, teknik ve ekonomik yönlerini tartışırken, öne çıkarırken insani, kültürel ve sosyal yönlerini göz ardı etmek şöyle dursun, öne taşımalıyız." diye konuştu.

Prof. Dr. Saraç, Anadolu`da yaklaşık bin yıllık güçlü bir geçmiş ve gelenekler üzerine inşa edilen Türkiye Cumhuriyeti`nin, dünyanın 17`nci büyük ekonomisi haline gelirken, nüfusunun yüzde 40`ını oluşturan 24 yaş ve altı genç kitlenin yükseköğretime ilişkin talebini karşılamada nicelik olarak çok önemli bir ilerleme sağlandığını vurguladı.

Türkiye`de eğitime ve yükseköğretime erişimde ve okullaşmada özellikle 2000`li yıllardan itibaren ciddi bir sıçrama yaşandığına, "yatay büyüme" olarak adlandırabilecek nicelik yönünden önemli düzeyde bir büyüme gerçekleştiğine değinen Saraç, Dünya Ekonomik Forumunun 2017-2018 raporuna göre Türkiye`nin, yükseköğretime erişimde 137 ülke arasında ikinci sırada yer aldığını belirtti.

Saraç, "Nitelik açısından ise her zaman, sürekli alınması gereken uzun bir yol ve ulaşılması gereken bir menzil vardır." değerlendirmesini yaptı.

- "Yükseköğretimde hedef, nitelik olarak büyüme"

 

Yekta Saraç, ülkenin 2023`te dünyanın 10 büyük ekonomisinden biri olma hedefine ulaşabilmesinin, üstün nitelikli bilgi üretimi ve üstün nitelikli insan kaynağı ile mümkün olabileceğinin bilincine ülke olarak varıldığına dikkati çekti. Yükseköğretimdeki öğrenci sayısının 7 milyon 800 bine dayandığını bildiren Saraç, "Eğitimde ve yükseköğretimde bundan böyle hedefimiz, dikey yani nitelik, keyfiyet ve kalite yönünden büyümedir." ifadesini kullandı.

YÖK olarak yapısal değişim niteliğinde gerçekleştirdikleri çalışmalardan örnekler veren Saraç, bu konularda hızlı ve düzgün bir yol haritası takip ettiklerini söyledi.

Üniversitelerin, bulundukları bölgenin, sosyal, kültürel ve ekonomik yönlerden kalkınmasında lokomotif görevi üstlenmesi gerektiğinin altını çizen Saraç, benzer durumun, eğitim ve eğitim bilimleri fakülteleri için de söz konusu olması gerektiğini vurguladı.

YÖK`teki yapısal değişikliklerin önemli bir kısmının Üretim Reform Paketi içinde 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu`na eklendiğini ve bu değişiklikleri "yükseköğretimde sessiz devrim" olarak nitelediklerini hatırlatan Saraç, bu kapsamda ikincil mevzuat çalışmalarının başlatıldığını bildirdi.

Üretim Reform Paketi`nde yer alan önemli projeleri hayata geçirebilmek için üstün niteliklere sahip insan kaynağına ihtiyacın açık olduğunu ifade eden Saraç, sözlerini şöyle sürdürdü:

"YÖK tarafından, eğitim bilimleri ve öğretmen yetiştirme alanından da özel eğitim ve okul öncesi eğitim, öncelikli alanlar kapsamına alındı. Eğitim ve eğitim bilimleri fakültelerimizle ilgili olarak kalite odaklı bazı düzenlemeler yaptık, yapmaya da devam ediyoruz. Bu çerçevede, bazı programların puan türlerinde yaptığımız düzenlemeler ve getirdiğimiz 240 bin barajı uygulamasıyla daha nitelikli öğrenci alabilmeyi sağlamaya çalıştık. Bazı öğretmen programlarına 1 milyon 460 bininci sıradan öğrenci yerleşebiliyordu. Bunu çok radikal bir şeklide 240 bine çektik."

- "YKS ülkeye özgü olarak tasarlandı"

Saraç, üniversiteye girişte yeni sınav sistem olan Yükseköğretim Kurumları Sınavı`na (YKS) ilişkin de değerlendirmeler yaptı.

Yeni giriş sisteminin, Türkçe ve temel matematik alanlarının merkezde yer aldığı, bilgiden daha çok temel yeterlilik esaslı, orta öğretim kazanımlarını odağına alan ve önemseyen bir değerlendirme süreci olarak kurgulandığını kaydeden Saraç, "Yeni sınav sistemi, dünyadaki gelişmiş ülkelerdeki sınav sistemleri ile karşılaştırılabilir kapsam ve nitelikte olup, ülkemize özgü olarak tasarlanmıştır." dedi.

Prof. Dr. Saraç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan`ın, 2017-2018 Yükseköğretim Akademik Yılı Açılış Töreni`nde, eğitim ve kültür alanlarında öngörülen hedeflerde katedilmesi gereken yollar olduğunu ifade ettiğini hatırlatarak, "Cumhurbaşkanımız bu çerçevede, özellikle öğretmen adaylarının daha donanımlı, değerler sistemlerimize daha fazla önem veren programlarla yetiştirilebilmesi için çalışmalar yapılmasını, halen, meslek icrasındaki tüm öğretmenlerimizin de mesleki gelişiminin sağlanmasına vurgu yaparak bu konularda Yükseköğretim Kuruluna, Milli Eğitim Bakanlığımıza ve Eğitim Fakültelerimize ciddi bir sorumluluk vermiştir. Bugünkü toplantımız yol haritamızın şekillendirilmesi amacıyla başlattığımız yolun merhalelerinden birisidir." şeklinde konuştu.

Modernleşmenin başka ülkelerden birtakım kültürel unsurları sorgulamadan transfer etmek olmadığını anlatan Saraç, "Türkiye olarak, içinde yaşadığımız insani, sosyal ve güncel sorunların üstesinden gelebilmek için temelleri kadim kültür, gelenek ve medeniyetimize dayanan değerleri hatırlayarak yeniden inşa etmek durumundayız." şeklinde konuştu.

- "Krizler döneminde eğitimin bütün kademeleri yeniden yapılandırılıyor"

Saraç, Türkiye`nin, dünyada kitlesel krizlerin yaşandığı bir dönemde aldığı tavır ve gerçekleştiği uygulamalarla dünya ülkelerine örnek olacak bir duruş sergilediğini vurguladı.

Uluslararası politika belgelerinde de içinde yaşanılan dönemin, "krizler dönemi" olarak tanımlandığını aktaran Saraç, hemen bütün ülkelerin, temel eğitimden yükseköğretime kadar eğitimin bütün kademelerini, iki temel konunun inşasına odaklanarak yeniden yapılandırdığını söyledi. Saraç, bunlardan ilkinin, bilgi ekonomisi ekseninde üretilmesi hedeflenen yüksek katma değer, ikincisinin ise bu dönüşüme cevap verebilecek eğitimin temel hedefi olan fertlerin insani, kültürel, manevi ve milli değerlere sahip olarak yetiştirilmesi olduğunu anlattı.

OECD, Dünya Bankası ve UNESCO gibi uluslararası kuruluşların, söz konusu dönüşümün rotasına ilişkin politika belgelerinde, nitelikli eğitimi insani, ekonomik ve sosyal yönlerden sürdürülebilir kalkınmanın odak noktasında gördüğünü dile getiren Saraç, bu noktalarda öğretmen yetiştirme sistemlerinin, ülkelerin yeni dünya düzeninde alacakları konumu belirleyecek temel reform alanı haline geldiğine değindi.

Her ülkenin, tarihi gelenek içinde inşa ettiği kurumlar ve bunların temellendiği kültürel kodlar bağlamında kendi yerli öğretmen yetiştirme modelini oluşturmak durumunda olduğunu kaydeden Saraç, "Ülke olarak içinde yaşadığımız çağın yüz yüze olduğu problemlerle baş edebilmek için başka toplumlara da örnek olabilecek özgün sosyal projeler ve eğitim modelleri geliştirmek, uygulamak ve ihraç etmek zorundayız." diye konuştu.

- Eğitimde müfredat vurgusu

Türkiye olarak 2023 ve 2071 hedeflerine güçlü ve değerli beşeri ve entelektüel sermayeyle ulaşılabileceğini vurgulayan Saraç, bunun en temel araçlarından birinin de eğitim ve değerli öğretmenler olduğunu söyledi.

Eğitimde, nicel, kantitatif yönden oldukça büyük bir büyüme, genişleme sağlandığını dile getiren Saraç, "Bundan böyle hedefimiz, beklentimiz, nitelik, kantite ve kalite yönünden derinlikli bir büyüme olmalıdır. Eğitimle ilgili müfredatımızda öğrencilerimize 21`inci yüzyılın gerektirdiği temel nitelik, yeterlik ve donanımların kazandırılması, temel amacımız olmalı ancak sadece bilgiyi aktarıp ezberleterek ve bunları da sınavlarla kağıda döktürmek yerine, bu genç kitleye ileri düşünme, analiz, sentez, muhakeme yapma, çıkarımda bulunma, özgün fikir ve projeler üretme gibi becerileri kazandırmalıyız." ifadelerini kullandı.

Saraç, konuşmasında şunları kaydetti:

"Eğitim fakültelerimizde öğretmen adayları mesleğe hazırlanırken onların mesleğin ideallerini, temel değerlerini, meslek ahlakını ve meslek sevgisini gerçekten hisseden bir şekilde yetiştirilmesi temel gayemiz olmalıdır. Eğitim fakültelerimizin sorumluluğu, söz konusu adayların sadece mesleğe hazırlanması olmayıp iş başında, mesleki gelişimlerini sağlama konusunda da sürekli destek olmaktır.

21`inci yüzyıl becerileri olarak sıkça telaffuz edilen muhakeme etme, analitik düşünme, problem çözme gibi becerilerin yanı sıra sosyal sorumluk taşıyan, insani yararı temel erdem olarak kabul eden, toplumsal ahlakı, kolektif bilincin taşıyıcısı olarak gören ve mesleki yeterliklerini ahlaki erdemler üzerine inşa eden bir öğretmen yetiştirme modeli, bir temenni olmanın ötesinde toplumsal bir önceliğimizdir. Önemli mesele, ilim, irfan ve erdem sahibi insanlar yetiştirmek için öğretmen yetiştirme sisteminin, toplumsal beklenti, talep ve ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde yapılandırılmasıdır. Bunu gerçekleştirecek potansiyel ve güce sahip olduğumuzu düşünüyorum." dedi.


 

Eklenme Tarihi: 23:00 26-12-2017
YÖK Eğitim üniversite