Bir sistemde problem üreten mekanizma, o sistemin kendisidir

Boğaziçi Üniversitesi’nin BU + Etkinlikleri kapsamında sosyal, beşeri ve fen bilimlerini kapsayan “Açık Ders” adı altında düzenlediği seminer dizisinin 5 Ocak 2017 tarihindeki konuğu Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği öğretim üyesi Prof. Dr. Yaman Barlas olacak. 

‘’Sistem Yaklaşımı nedir, neye yarar, nasıl uygulanır’’ temasını irdeleyen bir seminer verecek olan Barlas, bir sistem içindeki sorunları, aktörleri, olayları tek tek incelemek yerine bu konular, aktörler, olaylar arasındaki ilişkilerin ve karşılıklı etkileşimin incelenmesinin önemini anlatacak. 

Geçtiğimiz Bahar döneminden itibaren Beşiktaş Belediyesi işbirliğiyle sürdürülen Açık Ders seminerleri Güz döneminde Boğaziçi Üniversitesi Yaşam Boyu Eğitim Merkezi’nin (BÜYEM) katkıları ve Beşiktaş Belediyesi’nin işbirliğiyle gerçekleştiriliyor.

Prof Dr. Yaman Barlas, sistem yaklaşımı kavramı ve sistem yaklaşımın günlük hayatımızın içindeki karşılığı ile ilgili şöyle konuştu: 

‘’Sistem yaklaşımının özü, hepimizin bazı `sistemik` nitelikli problemlerle karşı karşıya olduğumuz gerçeğidir. Bu problemler kişisel olabileceği gibi ülke siyaseti bazında ekonomik, siyasi problemler de olabilir. 

Sistem yaklaşımında problemler bilimsel yöntemlerle incelendiğinde bu problemlerin yüzde 90’ında aslında durumun böyle olmadığı görülür. Bir başka deyişle, bir sistem ekonomik, siyasi, tıbbi, sosyal veya psikolojik bir problem yaşıyorsa, çoğu kez problemi üreten mekanizma o sistemi oluşturan ilişkiler bütünüdür, yani içinde yaşadığımız ve ‘yönettiğimiz’ sistemin kendisidir. Ancak değindiğim gibi, çoğunlukla problemi harici bir gücün ürettiğini düşünmekle kendimizi rahatlatmayı seçeriz. Bu durumda da problemin çözümü imkansızlaşır’’.

Problemin kaynağı sistem içindeki ilişkilerdir 

Kurulmuş olan bir sistemin zaman içinde problemler üretmeye başlayacağına dikkat çeken Yaman Barlas buna en iyi örneğin tedarik zinciri sistemi olduğunu belirtti ve devam etti: 

‘’Bir fabrikanın ürünleri dağıtımcı zinciri kanalıyla tüketiciye ulaşır. Tedarik zincirindeki pek çok ürünün envanterleri büyük dalgalanmalar gösterir. Fabrikanın, dağıtımcının, bayinin, bakkalın envanter ve tedariklerinde önemli dalgalanmalar olur. Yani zaman zaman talep fazlası ile karşılaşılır, bazen de talebi karşılayamayan miktarda envanter ile karşılaşırsınız. Ürün tarımsal bir ürünse bu zincirde dalgalanmalar yaşanması normal denilebilir, belli dönemlerin yağış-kuraklık dalgalanmalarıyla açıklanabilir. Ancak elektronik ürünlerde, beyaz eşyada, mobilyada, oyuncaklarda... Bu tür dalgalanmaların olması nasıl açıklanabilir?

Bu tür vakaların araştırıldığı durumlarda sistem incelendiği zaman her aktörün tedarik zincirinin kendisi dışındaki bir yöneticisini, çeşitli `dış` etkenleri veya aklınıza gelebilecek kendi dışındaki diğer nedenleri ileri sürerek suçladığı görülmüştür. Sistem yaklaşımı ile yapılan araştırmalardan çıkan önemli bir sonuç da gayet `akıllı` yöneticilerin, lokal anlamda rasyonel kararlar verdikleri halde, sistemdeki diğer aktörlerle koordinasyon içinde olmadıkları zaman `sistemin` son derece irrasyonel davranabildiğidir. 

Sistem yaklaşımında şöyle bir prensip vardır; yarın karşılaşacağımız sorunların sebebi büyük ihtimalle bugün almış olduğunuz kararlardır. Yine bu yaklaşıma göre bugünkü sorunların nedeni de dün aldığınız kararlardır. Dolayısıyla bir sistemde, sistemi oluşturan diğer ilişkilerle /unsurlarla koordinasyon halinde olmadan alınan kararların yarattığı sonuçlar şaşırtıcı derecede kötü olabilmektedir’’. 

Prof. Barlas, modern burjuva (sandık) demokrasinin günümüzde dünya genelinde `sistemik` bir sorun yumağına dönüştüğünü belirterek, ‘’Her sistem zaman içinde krizlere girer, ama krizin ya da buhranın derinliği sonunda çözüm için bir tür devrime yol açabilir. Sistemin köşeye sıkışması biraz da sistemin kaçınılmaz biçimde o sorunları çözmeye başlaması açısından bir şans olabilir’’ diye ekledi.


 

Eklenme Tarihi: 15:13 04-01-2017