PROF. DR. CEM BALÇIKANLI

YABANCI DİL ÖĞRETMENLERİNİ NASIL BELİRLEMELİYİZ?

Dil bilmek ne demektir? 

Bu, katıldığım seminerlerde bana sıklıkla sorulan sorulardan biridir. Dil bilmek, en basit anlamıyla o dili yazılı ve sözlü olarak kullanarak her türlü iş ve işlemlerimizi halletmek, istediğimiz bilgiyi alabilmek ve iletebilmek demektir. 

Biz yabancı dili ne için kullanırız?

Biz yabancı dili, gittiğimiz yabancı bir ülkenin havaalanında pasaport kontrolünden geçmek, yabancı bir şehrin en iyi kafesini bulmaktan öykü ve roman okumaya ya da film izlemeye kadar geniş bir yelpazede kullanırız.

Yabancı dil öğretmenlerimizi dili kullanabilmek kullanamadığına göre mi belirliyoruz?

Hayır, buna göre belirlemiyoruz. 

Buna göre mi belirlemeliyiz?

Eğer biz yabancı dili dört dil becerisini (okuma, dinleme, konuşma, yazma) kullanarak öğreteceksek o halde yabancı dil öğretmenlerimizi de bu becerileri kullanabilenler arasından belirlemeliyiz.

O halde nasıl? 

Ben bu yazıda, Türkiye’de oluşan yabancı dil öğrenemiyoruz algısını değiştirmenin önündeki engellerden biri olan öğretmen yeterlikleri bağlamında, Millî Eğitim Bakanlığında (MEB) öğretmen olmak için uygulanan sistemin yanı sıra yabancı dil öğretmenlerinin dil yeterliliğini ölçen sınav modelleri üzerine bir analiz yapacağım. 

Uygulanan sistem nedir?

MEB’ye öğretmen olarak atanabilmek için üniversitelerin hem eğitim fakültelerinden hem de fen-edebiyat fakültelerinden mezun olan adaylar, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından yapılan iki sınava girmek zorundadır. İlk olarak adaylar lisans düzeyindeki bilgileri içeren Genel Yetenek-Genel Kültür ile Eğitim Bilimleri oturumlarına katılırlar. Adayların girmesi gereken diğer sınav ise alan ve alan eğitimi bilgisini ölçen Öğretmenlik Alan Bilgi Testidir (ÖABT). Bu yazının temel noktasını yabancı dil genelinde İngilizce alanı oluşturduğu için model önerisi de bu alan üzerine olacaktır. ÖABT İngilizce sınavındaki soruların dağılımı aşağıdaki gibidir:

Tablo 1: İngilizce Öğretmenliği ÖABT Soru Dağılımı

Bu sınavlara giren adayların atanma süreci, MEB tarafından oluşturulan komisyonlarca yapılan mülakatlardan sonra elektronik ortamdaki kura çekimleriyle tamamlanır.

Tablo 1’de görüldüğü gibi adayların kendi alanlarıyla ilgili sorular, alan bilgisi testi olarak ifade edilir. Alan eğitimine yönelik sorular ise ilgili alanı öğretirken kullanılan yöntem, stratejilerinin yanı sıra dil edinimi gibi konulara yönelik sorulardan oluşmaktadır. İngilizce öğretmenlerinin dil yeterlikleri, tüm araştırmalarda öğretmenler tarafından en çok dile getirilen ihtiyaçlardan biri iken, biz ÖABT’nin dil yeterliği kısmında bulunan okuma ve dilbilgisi sorularıyla bu yeterlikleri ne kadar ölçüyoruz? Ölçme ve değerlendirme alanının temel kavramlarından olan geçerlilik bağlamında bir analiz yaptığımızda karşımıza şöyle bir görüntü çıkıyor. Sınavın ölçtüğü tek dil becerisi sadece okuma becerisidir. Pekâlâ, bu bize dil bilme/dili kullanma bağlamında genel bir resim sunar mı? Elbette sunmaz. Zira diğer üç dil becerisinin değerlendirmeye dâhil edilmemiş olması bize bu sınavın kapsam geçerliliği anlamında zayıf olduğunu göstermektedir.

2019 yılı içinde sınava katılan toplam 12.255 adayın 75 soru üzerinden not ortalaması 33.863’tür. Bu sınav sonuçları istenen görüntüden uzaktır. Her ne kadar alan eğitimiyle ilgili sorulan 35 soru kapsam geçerliliği açısından nispeten memnuniyet verici gibi gözükse de (zira uygulama temelli sınavların yapılması tercih edilmelidir) bu sınavın arzu edilen dil becerilerini ölçmekten uzak olduğu ve dil yeterliklerinde sorulan soruların sadece okuduğunu anlamaya odaklandığı net bir şekilde anlaşılmaktadır.

İngilizce Öğretmeni Belirleme Model Önerileri

Yabancı dil öğretmenlerinin, dili iletişimsel yöntemlerle  öğretmesi gerekmektedir. Bunu yapabilmesi için de en önemli koşullardan biri, öğreteceği dilin etkin bir kullanıcısı olmasıdır. Dil bilmenin sadece dilbilgisinden ibaret olmadığı gerçekliğinden hareketle, öğretmenlerimizi de hâlihazırda kullanılan yönteme ek olarak dört dil becerisine yönelik hazırlanmış sınavlarla belirleyebiliriz. 

Model 1:

Ana hatları (sınavın seviyesi, soru türleri, uygulanış biçimi, vb) MEB ve ÖSYM tarafından oluşturulacak bir kurul tarafından belirlenecek ve adayların dört dil becerisini (okuma, dinleme, konuşma, yazma) ölçecek sınav adaylara uygulanır. ÖSYM tarafından yapılan tarihlendirme ışığında Cumartesi günü adaylar anlama becerileri (okuma ve dinleme) ile ilgili soruları yanıtlarken, Pazar günü de oluşturulacak komisyonlar marifetiyle anlatma becerileri (yazma ve konuşma) sınavlarındaki görevleri yerine getirirler. Anlatma becerilerinin (konuşma ve yazma)  hangi yöntemlerle ölçüleceği, hangi değerlendirme ölçütlerinin kullanılacağı, farklı komisyonların benzer değerlendirme yapabilmeleri için nasıl bir yol izleneceği gibi detaylar komisyon tarafından netleştirilir. Her bir dil becerisinin ağırlığı %25 olacaktır.

2019 yılında İngilizce alanından sınava giren adayların sayısının 12.255 olduğunu biliyoruz. Arzu edilen sınav, tüm adayların yabancı dil yeterliklerini dört dil becerisine göre hazırlanmış sınavlarla (okuma, dinleme, yazma, konuşma) ölçmeyi amaçlamaktadır. Eğer bu modelin hayata geçirilmesi mümkün olursa bilimsel ölçütler ışığında sağlam zemine oturtulmuş bir yabancı dil öğretmeni belirleme sınavı uygulanmış olur. Ancak bu kadar çok sayıdaki adayın (12.255) konuşma ve yazma becerilerini ölçmek teknik nedenlerden dolayı pek mümkün olamayabilir.

Model 2:

Bu durumda, İngilizce öğretmenlerinin dil becerilerini ölçmek için iki aşamalı bir dil yeterlik sınavı uygulamak ülkenin sahip olduğu insan kaynağı ve altyapısı düşünüldüğünde mümkün gözükmektedir. Bu iki aşamalı sınavın detaylarına bakalım:

Aşama 1:  Ana hatları (sınavın seviyesi, soru türleri, uygulanış biçimi, vb) MEB, ÖSYM ve YÖK (Yükseköğretim Kurulu) tarafından oluşturulacak bir kurul tarafından belirlenecek ve sadece iki anlama becerisini (okuma ve dinleme) ölçecek sınav tüm adaylara uygulanır. İlk olarak adayların iki anlama becerisinin ölçülmesinin temel nedeni, aday sayısı fazla olduğu için ölçmenin en pratik şekilde sürdürülmesi gerekliliğidir.

Sınava giren tüm adaylar, ülke genelinde yapılan bu sınavdan belirli bir puan alırlarsa sınavın ikinci aşamasına girmeye hak kazanırlar.

Aşama 2: İlk aşamadan belirli bir puan alan adaylar temel noktaları (sınavın seviyesi, soru türleri, uygulanış biçimi, değerlendirme vb) aşama 1’de ifade edilen aynı kurulun belirlediği anlatma becerilerinin ölçüleceği (konuşma ve yazma) sınava girerler.

Bu iki beceriden oluşan sınavlardan belirli bir puan alan öğretmenler, hem anlama becerileri (okuma ve dinleme) hem de anlatma becerilerden (konuşma ve yazma) aldıkları puan ortalamalarının toplamıyla istenen puana ulaşırlarsa MEB’e İngilizce öğretmeni olarak atanma ölçütlerinden birini elde etmiş olurlar. Bu sınavdan başarılı olan adayların hepsi sadece alan eğitimine yönelik sorulardan oluşan ÖABT sınavına (yabancı dil öğretmenlerinin dil yeterliklerini ölçen ÖABT’nin bu kısmı sınavdan çıkarılır) girerler ve sistem güncel hâliyle olduğu gibi işler.

Bu modeller bize ne sağlar?

Yapılan tüm araştırmalarda öğretmen nitelikleri, yabancı dil eğitimimizdeki zayıf görüntümüzün en önemli nedenlerinden biri olarak görülmektedir. Öğrenci motivasyonu, yönetici algısı, fiziksel yetersizlikler, ölçme ve değerlendirmedeki tutarsızlıklar ve benzeri tüm etkenler üzerinde düzeltme/iyileştirme yapılabilir. Bu doğrultuda yapılacak değişiklik öğretecekleri yabancı dilin kurallarını bilmenin ötesinde, o dili etkin bir şekilde kullanabilen öğretmenlerin belirlenmesini sağlayabilir. Durum böyle olunca, İngilizce öğretmenlerinin dört yıllık eğitimleri boyunca sadece alan eğitimlerine değil, öğretecekleri yabancı dil yeterliklerine de daha fazla önem verme gerekliliği ortaya çıkabilir. Dil bilmenin sadece dilbilgisi ve okuma becerilerinden oluşmadığına inanan tüm İngilizce öğretmenleri bu konuda daha anlamlı adımlar atabilir. Öte yandan öğretmenlik mesleğini icra edeceklerin sadece eğitim fakültelerinden atanması son derece önemlidir. Fen ve/veya Edebiyat Fakültelerinden mezun adayların öğretmen olarak atanmasına ya bir kısıtlama getirilmesi ya da bu uygulamaya tamamen son verilmesi de atılacak doğru bir adım olacaktır.

Benim önerdiğim bu modellerin zayıf ve güçlü yanlarının; İngiliz Dili Eğitimi alanında çalışan bilim insanları, MEB’de görev yapan İngilizce öğretmenleri, İngilizce ile ilgili bölümlerde okuyan üniversite öğrencileri, MEB, ÖSYM ve YÖK yetkilileri tarafından tartışılmasının son derece gerekli olduğuna inanıyorum. Diğer alanlar için öğretmen belirlenirken, bu model veya benzeri modeller konusunda fikirler üretilebilir.

Pekâlâ, bu hamle; biz yabancı dil öğrenemiyoruz algısının kaybolmasını sağlar mı? Bugünden yarına olmayabilir ama daha nitelikli, öğreteceği dili daha iyi bilen ve en önemlisi dili kullanabilen öğretmenlerle öğrencileri buluşturmamıza olanak sağlayabilir. Denemeye değer. 

Prof. Dr. Cem Balçıkanlı

Gazi Eğitim Fakültesi, İngiliz Dili Eğitimi ABD

Twitter: @cembalcikanli

 

Kaynaklar

2019-KPSS A Grubu ve Öğretmenlik Sınav Sonuçlarına İlişkin Sayısal Bilgiler https://dokuman.osym.gov.tr/pdfdokuman/2019/KPSS/sayisalbilgiler29082019.pdf adresinden 21.12.2019 tarihinde erişim sağlanmıştır.

2019 KPSS Öğretmenlik Alan Bilgi Testi Konu Dağılımları https://dokuman.osym.gov.tr/pdfdokuman/2019/KPSS/OABT/konudagilim0102019.pdf adresinden 21.12.2019 tarihinde erişim sağlanmıştır.