CEMİL KİRAZ

NASIL BİR İNSAN İSTİYORUZ? VE VELİLERE BAZI ÖNERİLER!

"Çocuğunuzun kendi sorumluklarını yeni bir yol içinde gerçekleşmesine izin veriniz."

‘Çocuğun gidişine inmek ve ona kılavuzluk yapmak, yüksek ve güçlü bir ruhun işidir.

Michel de Montaigne (1533-1592)

 

Her Toplumun Hikâyesi Vardır!

Her toplumun, her medeniyetin bir geçmişi, bir hikâyesi vardır. Bu geçmişe, bu hikâyeye nereden bakılırsa bakılsın, tüm bakışlarımızın kesiştiği en önemli nokta, kuşkusuz insan eğitimi’dir. İnsanın eğitimi, insanlık tarihi kadar eskilere dayanır ve insan zihnini pek çok alanda da meşgul etmiştir. Bilindiği gibi, ekonomiden politikaya, çevreden, ülke savunmasına, uluslar arası ilişkilerden sağlığa ve daha pek çok alan doğrudan doğruya eğitimin konusudur, eğitimin ilgi alanındadır. Her alanda gerek birey için ve gerekse de toplum için yaşamsaldır- hayatidir. Toplumu derinden etkilemektedir.

Nasıl bir insan istiyoruz? Eğitim nedir ve nasıl olmalıdır? Bu ve benzeri yaşamsal sorular, her anne-babayı olduğu gibi her ülkenin karar alıcılarını da her zaman meşgul etmiştir. Toplumun genel yapısı, gelenekleri, inançları, bireyler arası ikili ilişkileri, toplumsal yaşam tarzları, toplumun aileye bakış açısı, ülkenin genel ekonomik durumu ve bireylerin ekonomik ilişkileri, ülkenin genel politik durumu, toplumsal belleği, yaşanmış toplumsal travmalar ve daha pek çok durum; ülke insanının eğitime bakış açısını etkiler, hatta çoğu zaman da belirler. Bugün, dünya geneline bakıldığında; her ülke, insana, çevreye, doğaya, kendi milli savunma anlayışına ve nihayet yaşama bakış açısına göre milli – ulusal politikalarını belirler ve bu eksende eğitim anlayışını oluşturur. Yapılan pek çok araştırmaya göre, uzun erimli düşünülmeden, tüm yönleri ile araştırılıp tartışılmadan, pilot uygulamalara yer verilmeden ve toplumla açıkça paylaşılmadan alınan ve uygulamaya geçirilen eğitimle ilgili kararlar, hem bireyi hem de tüm toplumu olumsuz ve derinden etkiler. Unutmayalım ki, bugünün çocukları, yarının yetişkinleridir.

Çocukluk tarihi hakkında araştırmaları olan B. Onur (2007), şöyle der: çocuk kültürü, yetişkinlerin dünyasından ayrı, sürekli, ortak bir kültürüdür. Kişisel hırslarla, doyurulmamış – tatmin edilmemiş egolarla, çocuğun gerçeğini görüp anlamadan, anlık (kişisel) öfkeyle, gerçekçi olmayan ekonomik kaygılarla (önceliğin farklı harcamaların olması) ve pek çoğu hiçbir bilimsel araştırmaya dayanmayan sosyal medya söylemlerinin etkisiyle çocuğun eğitimi için (aslında onun geleceği için) alınan kararlar, çocuk için geri dönüşü olmayan derin ve kalıcı olumsuz etkiler bırakır.

E. Kuran (2019), günümüz gençlerini anlamak için yaptığı araştırmada, ‘hiçbir bebek, nankör, kibirli, tembel, yalancı, riyakâr, hırsız olarak gelmez dünyaya. Bebeklikten çocukluğa ve oradan yetişkinliğe geçişteki yolculuk şekil verir iyi insan olma tercihine. Hız ve rekabetle şekillenen ama asla bütünlenmeyen, her şeyin fiyatının bilindiği fakat değerinin bilinmediği bu çağda, biz yeni nesil ebeveynler, mutlu çocuk obsesyonuna kapılıyoruz…’. der. ‘Mutlu olsun yeter’, ‘onun mutluluğu bizim için her şeyden önemli’, ‘biz, aile olarak onun mutluluğundan başka hiçbir şey istemiyoruz’, ‘ders başarısı çok önemli değil, mutlu olsun yeter’ vs. bu listeyi daha da uzatmak mümkün. Ancak, ebeveynlerin tüm bu söylemleri ve beraberinde getirdikleri beklentileri - istekleri, yaşam gerçeğiyle, çocuğun doğasıyla, insanın gelişim özellikleriyle ve günlük yaşamın olağan akışıyla kesinlikle bağdaşmamakta.

Çocuğun mutluluğu, onun mutlu olması sadece bugünün konusu değildir elbette. 1712-1778 yılları arasında yaşamış, Fransız düşünür J. J. Rousseau (2009), çocuğun mutluluğu ile ilgili şöyle der: Çocuğunuzu mutsuz kılmanın en kesin yolu, onu her şeyi elde etmeye alıştırmak; çünkü gidermesi kolay arzuları durmadan arttığı için, er ya da geç, olanaksızlık karşısında bu arzuları ister istemez geri çevirmek zorunda kalacaksınız ve bu alışılmamış geri çevirme onu arzu ettiği şeyden yoksun kalmasından daha çok üzecektir. …bu durumda, elde etmek için istemekten başka çaresi olmayan çocuk, kendini evrenin sahibi sanır, tüm insanlara kölesi gözüyle bakar ve sonunda bir isteği geri çevrilmek zorunda kalındığında, buyurduğunda her şeyi olanaklı sandığı için, bu geri çevirmeyi bir başkaldırı olarak kabul eder; düşünce yürütemeyeceği bir yaşta kendisine gösterilen tüm nedenler ona göre yalnızca bahanedir; her yerde kötü niyet görür. Sözde bir haksızlık duygusu onu hırçınlaştırdığı için herkesten nefret eder ve yapılan iyilikten hiçbir zaman minnet duymayarak, her karşı koyma karşısında öfkelenir.

Çocuğun iyi bir insan olarak yetişmesi, yetiştirilmesi sadece ailenin ve/veya okulun görevi değildir elbette. Tüm toplumun görevi olarak görülmeli, algılanmalı ve bu durum toplumun tüm bireyleri tarafından her zaman yaşam şiar olarak kabul edinilmelidir. Bu çerçevede,

  • Kısa süreli de olsa tatilin çocuk için anlamlı bir değeri vardır. Bu bakımdan, ona sürekli ‘ders çalış!’, ödevlerini yap!’, ‘ödevlerini yaptın mı ki…’, gibi talimatlar vermenin hiçbir yararının olmayacağının bilinmesi gerekir.
  • Tatil döneminde, çocuğun talep ettiği öğrenmelere yönelmesi çok önemlidir. Burada önemli olan, çocuğun öğrenme hazzına hizmet edecek herhangi bir materyali öğrenmesidir. Bu konuda aşırı baskının ve/veya baskıcı yönlendirmenin (şunu ve/veya bunu oku, bunlarla ve/veya bunlarla ilgilenme, okuma vb.) uzun vadede çocuğun gelişimine veya öğrenmesine katkısının olmayacağı bilinmeli.
  • Yapılan araştırmalara göre, çocuğun merakını yeşertecek alanlarda, ilgisinin ve yeteneğinin buluştuğu konularda okumalar yapması, onun başta öğrenme olmak üzere pek çok gelişimsel yönüne katkısı vardır. ‘İnsan, kendi nitelikleri, kendi yetenekleriyle insandır’ der Montaigne.
  • Bu süreçte, mümkün olduğunca birlikte oyun oynayın. Onun dünyasına dâhil olmaya çalışın (yapılan araştırmalar, yakın yetişkinlerin çocukları ile oynadıkların oyunlar, onların hem ruhsal hem de zihinsel gelişimlerine faydası olduklarını ortaya koymuştur).
  • Doğa boşluk kabul etmez, gerçeğini unutmadan, çocukla tatil süresince mümkün olduğunca ev dışında da zaman geçirmeye çalışın. Unutmayın ki bu süreç, okul ortamında eğitim - öğretime ara verilen süreçtir, öğrenmeye değil. Birlikte atölye etkinliklerine katılabilir, doğa ve müze gezileri yapabilir, farklı ortamlarda zaman geçirebilir, sanat galerilerini gezebilirsiniz. Ancak tüm bunlar, belli bir plan ve program dâhilinde yapılmalı.
  • Çocuğun okuldan veya okul dışından farklı arkadaşları ile dışarıda buluşmasına da imkân verilmeli.
  • Bu süreçte, çocuğun evde zaman zaman canı da sıkılacak ve ‘çok canım sıkıldı, hadi bir şeyler yapalım’ ifadeler kullanabilir. Çocuğun canının sıkılması her zaman olumsuz bir durum olarak algılanmamalı. Bu durumda, hemen bir şeylere yönlendirmeye veya onun canının sıkılması önlemeye çalışmayın. Yapılan araştırmalara göre çocuğun canının sıkılması her zaman kötü bir şey değildir. Canı sıkılan çocuğun hayal gücü gelişir ve kendi iç dünyasına yönelir ve ayrıca kendisini daha yakından tanıma fırsatı bulur, düşünme becerisi de gelişir.
  • Birlikte hayal kurmaya çalışın. Başlangıcı da siz yapın. Hatta bir konu belirleyin ve aynı hayalin farklı bölümlerini kurmaya çalışın. Bu faaliyet, hem size hem de çocuğa iyi gelecektir.
  • Tatiller, aynı zamanda aile üyelerinin birbirlerine en çok yakınlaştığı zaman dilimleridir. Bu çerçevede, çocuğunuzun kendisini anlatmasına izin verin (duygularını, düşüncelerini, hayallerini, mutsuzluklarını, umutlarını vs.) Siz de kendinizi, kendi çocukluğunuzu anlatmanız ona da kendi duygularını, düşüncelerini, hayallerini, mutsuzluklarını, umutlarını paylaşmasına cesaret verecektir.
  • Son olarak, bu süreçte, çocuğun mümkün olduğunca 3T’den (telefon, tablet, televizyon) uzak durmasını sağlayın. Daha çok kitap, dergi okumasına, daha çok konuşmasına-sohbet etmesine yardımcı olun. Unutmayın ki, çocukla etkin ve olumlu iletişimde olmak, onun zihinsel, duygusal dünyasını zenginleştirir.

Hep birlikte, iyi tatiller geçirmeniz dileğiyle…

Kaynakça:

  • KURAN, E. (2019), Z kuşağı anlamak, (1. Basım), Mundi kitap yay. İst.
  • ROUSSEAU, J. J, (2009), Emile, (Çeviren: Yaşar Avunç), 1. Basım, Türkiye İş Bankası Kültür yay. İst.
  • ONUR, B. (2007), Çocuk, tarih ve toplum, (1. Basım), İmge kitapevi yay. Ankara.
  • MONTAIGNE, M. (2006), Denemeler Kitap 1, (Çeviren: H. Portakal), 1. Basım, Cem yayınevi, İst. 

 

Cemil KİRAZ                        

Eğitimci                                 

cemil_kiraz@hotmail.com