KAMİL KASACI

2023 Eğitim Vizyonu nereye gidiyor? Neden yavaşladık?

9 Kasım 2019 Cumartesi günü, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Haftasonu programında Oylum Talu’nun sorularını cevapladı.

Benim en çok merak ettiğim konu, 2023 Eğitim Vizyonu için söyleyecekleriydi. Çünkü 23 Ekim 2018’de açıklanan 2023 Eğitim Vizyon Belgesi’nin Eylem Planı ve Programına göre, 2018-2019 öğretim yılı “pilot uygulamalar” yılı olarak belirlenmişti.
Belgenin açıklanmasının üzerinden bir yıl geçti. 23 Ekim 2019’da Vizyon Belgesi ile ilgili Milli Eğitim bünyesinde birçok etkinlik olmasını beklerdim, neredeyse sessiz sedasız geçiştirdik. 2018’den bu yana, bir yılı aşkın bir zaman geçmesine rağmen belgede sözü edilen “kariyer rehberliği sistemi” ile ilgili olarak sahada etkili çalışmaları ne yazık ki göremedik. Meslek Liseleri ile ilgili önemli bazı adımlar atılmış olsa da, kariyer rehberliği ile ilgili sahada pek ses getiren çalışmalar olmadı.
Atılan iki önemli adım olarak e-rehberlik ve e-portfolyo çalışmalarının oldukça ciddi birer altyapı oluşturacak, ancak okullarda ne yapılacağına dair kafalar karışık.

Belgeden altı ay sonra, 18 Mayıs 2019’da Ziya Selçuk, yeni orta öğretim tasarımını açıkladı. Bu tasarımda,

  • liselerde ders sayısının azaltılması,
  • öğrencilerin 9. sınıftan itibaren öğrenciler, hazırlanmış olan ders robotuyla ders seçimi yapmaları,
  • 12`nci sınıflarda sınıfta yenilikçi dersler konulması ve öğrenci kendi istediği dersleri seçebilmesi,
  • "bilgi kuramı"nın zorunlu ders olması,
  • "yaparak, uygulayarak" öğrenmeye ağırlık verilmesi,
  • Haziran ayında "yaşam becerileri" etkinlikleri yapılması,
  • kariyer ofisleri kurularak öğrencilerin kariyer dosyası ya da e-portfolyo ile kariyer takibinin yapılması gibi başlıklar bulunuyordu.

2023 Eğitim Vizyon belgesi açıklandığında ortaya koyduğu eğitim anlayışı ve felsefesi ile hepimizi heyecanlandırmıştı. Ziya Selçuk, ”Eğitim Türkiye’nin en büyük sorunu değildir, en büyük çözümüdür.” diyerek, bir çok insanın içindeki pozitif enerjiyi ateşlemişti.

2023 Vizyon belgesinde temel politikalar bölümü, "Eğitim kurumunun temel çıkış noktası bireyin kendini bilmesini ve tanımasını sağlamaktır" diyerek başlıyordu.
Kişi kendini bilir, tanır, güçlü yönlerini keşfeder ve kişisel potansiyelinin farkında olursa işte o zaman harekete geçer ve sonuca gider.

18 Mayıs’ta açıklanan Yeni Orta Öğretim Tasarımı, 2023 Vizyon belgesinde ortaya konulan felsefeyi, somut adımlarla hayata geçirme programı idi. Yeni lise sistemine 2020-2021 eğitim-öğretim yılında 9`uncu sınıflardan başlayacak kademeli bir şekilde geçileceği belirtiliyordu.

Vizyon Belgesi ile ilgili, daha önce www.egitimveegitim.com  portalında üç yazı yazmıştım, ilgili olanlar tekrar bakabilirler :

Çocuklar boş beyaz bir kutu değil, keşfedilecek cevherlerdir
http://www.egitimveegitim.com/soz_egitimcilerde/3269-kamil_kasaci.html

2019’da Eğitimin gündemi ne olacak?
http://www.egitimveegitim.com/soz_egitimcilerde/3322-kamil_kasaci.html

ve

18 Mayıs’ta açıklanan yeni sistemle ilgili “Yeni Ortaöğretim Sistemi - Kariyer Ofisleri ve Kariyer Danışmanlığı” başlığında bir yazı daha yazdım.
http://www.egitimveegitim.com/soz_egitimcilerde/3393-kamil_kasaci.html


Bu üçüncü yazıda, özet olarak şunları ortaya koydum:

“Sistemde “kariyer ofisleri” olarak belirtilen çerçevenin sistemin kalbini oluşturduğunu, eğitimin bu temelde şekilleneceğini, adlandırmalar farklı olsa da bizim Kariyer  Merkezi olarak kavramlaştırdığımız bu merkezin önemli bir görev üstleneceğini, portfolyonun bir kariyer dosyası işlevi göreceğini, çocuklarımız ve gençlerimizin kendi ilgi alanı, meraklı oldukları konular, yetenek ve becerileri yani güçlü yönlerini keşfederek, kendi potansiyellerini ortaya çıkarmaları Türkiye’nin katma değerli ürün üreterek daha refah sahibi bir ülke olması için elzem olduğunu” belirttim.

Aynı zamanda bu süreçte bize de çok iş düşeceğini, bizim de eğitim alanında elimizden geldiğince katkı vereceğimizi de ekledim.

BU SÜREÇTE YAPTIKLARIMIZ:

Aslında biz 2010 yılından itibaren alandaki çalışmalarla kendi ev ödevimizi layıkıyla yerine getirmiştik :   

  • 2012-2015 arasında üniversite öğrencileri ve yeni mezunlar için gerçekleştirdiğimiz KariyerİST Kariyer ve Girişimcilik Merkezi Projesi,
  • 2015-2016 yıllarında, projeyi liselere yaygınlaştırarak liselerde pilot çalışmalar yaptığımız KariyerLİS – Lisede Kariyer pilot projesi;
  • 2016-2017 yıllarında kurduğumuz eğitim ve insan kaynakları arasında bir bağ kuracak olan Career Pass ( Kariyer Pasaportu )  portralı, Mentorluk programı ve Career Post haber portalı;

Tüm bu çalışmalar bizi Ağustos 2017’de tüm bu deneyimleri bir kariyer modeli olarak ortaya koyacağımız bir kitap yazmaya yönlendirdi.

  • Mart 2018’de KÖK Modelini ortaya koyduğumuz KÖK-Kişiye Özel Kariyer kitabımız yayınlandı.
  • Eylül 2018’de hedefimizi lise ve ortaokullar olarak koyarak bir sosyal sorumluluk girişimi olarak KÖK Kariyer Merkezini kurduk, sahada gerek özel, gerek devlet okullarında pilot çalışmalara başladık. Eylül 2018 – Haziran 2019 arasında, 11 lise ve Meslek lisesinde, 3 ortaokulda ve 5 İl ve ilçe Milli Eğitim Müdürlüğünde pilot çalışmalar yaptık.
  • Aralık 2018’de, çalışmalarımızı bir sosyal proje haline getirerek en çok ihtiyacı olan ve bu çalışmalara ulaşamayan okul ve öğrencilere ulaştırmak üzere bir sosyal sorumluluk projesi başlatmaya karar verdik. Proje taslağını Aralık ayında oldukça geniş bir eğitmen, öğretmen, akademisyen ve mentor ağı içerisinde paylaşarak, görüş aldıktan sonra 20 Mart 2019’da KÖK Kariyer Modeli çerçevesinde #kendimitanıyorum #geleceğimitasarlıyorum KÖK Kariyer Farkındalık Projesini başlattık.

Proje daha ilk duyurduğumuz andan itibaren oldukça ilgi gördü. Sahadaki ihtiyaç oldukça ümit vericiydi.

  • KÖK Kariyer modeli ile ortaya koyduklarımızı daha geniş bir çerçevede ele almak, tartışmak ve farklı görüşleri de almak ve projeyi yaygınlaştırmak üzere, Mayıs ayında, henüz Yeni Ortaöğretim Lise tasarımı açıklanmadan bir KÖK Kariyer Çalıştayı yapmaya karar verdik. 15 Haziran’da 42 farklı disiplinden uzmanlarla çalıştayı gerçekleştirdik, çalıştay raporu bizzat masa sorumluları tarafından görüşler birleştirilerek oluşturuldu ve Eylül ayrında Çalıştay raporunu kamuoyu ile paylaştık.
    Rapora dilerseniz kokkariyer.com adresinden ulaşabilirsiniz.  

Yine bu süre zarfında, konuları medya ve sosyal medyada etkin çalışmalar yürüten kanallar vasıtasıyla eğitim camiası ile paylaşma fırsatı buldum.

  • 5 Nisan 2019’da ST Endüstri Radyo’da Çetin Ünsalan ile “KÖK Kişiye özel Kariyer modeli ve Meslek Liselerinin önemi”ni konuştuk.
  • 20 Nisan 2019’da Bengitürk TV’de “Eğitimin Nabzı” programında Murat Ermiş ve Ayhan Korkmaz ile “Kişiye özel Öğrenme ve Kişiye özel Kariyer Planlama”yı konuştuk.
  • 29 Mayıs 2019’da 130. Sosyal Medya Eğitim Konuşmaları #egtkonus`ta“Yeni lise sistemi: Kariyer ofisleri ve Kariyer Danışmanlığı ” sohbetini moderatör olarak yürüttüm.
  • 22 Ekim 2019’da #EGTyayın a katılarak, “Eğitimde Kariyer Merkezleri ve E-Portfolyo” konusunda Ece Karaboncuk’un sorularını cevapladım.

Tüm bu süreçte sayısız öğretmen, rehber öğretmen, psikolojik danışman, okul yöneticisi, eğitimci ve ilgili disiplinlerden insan kaynakları uzmanları, koçlar, bilişim ve yazılımcılar, iletişim ve pazarlama uzmanları destek verdiler, hepsine buradan teşekkür ediyorum.

Aynı zamanda sayıca fazla olmasa da bu süreçte bu çalışmaları yapmamıza fırsat veren İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüklerine, Strateji ve Ar-ge departmanı çalışanlarına da teşekkür ediyorum. Çok harika dostlar edindim.

VİZYON BELGESİ ve MEVCUT DURUM – MEB VİZYONU

Ancak, bir tespitimi burada  zamanı geldiği için, sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bu süreçte, 2023 Eğitim Vizyon belgesinin oluşturma sürecinde ve sonrasında Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hiçbir çalıştaya, fikir paylaşımına, ya da ortak çalışmaya davet edilmedik, ulaşmak için başvurduğumuz kanallar da yetersiz kaldı. Pilot çalışmalar konusunda proje önerileri götürdüğümüz bazı İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri ile de benzer süreçleri yaşadık.

Hatta Mayıs 2019’da hazırlık çalışmaları başlatılan, Ağustos’ta son haline getirilen bir projemiz, Eylül’de başlayacak iken, önce kuşa çevrilip iki kez ertelendikten sonra şimdi belirsiz bir tarihe bırakıldı.
KÖK Kariyer Çalıştayı raporunu ilgili tüm kesimlere duyurmamıza rağmen, bizim bizzat ilettiklerimiz dışında bizi davet edip raporu görüşmek isteyen de olmadı.

Bunlar bizim için bir sorun teşkil etmedi, çünkü ortaya konulan felsefe ve politikalar ortaya koyduğumuz anlayışla çakıştığı sürece, her platformda ve ortamda 2023 Eğitim Vizyon Belgesine desteğimizi ortaya koyduk.

Bu süreçte gözlemlediğim bir şey daha oldu.
Vizyon Belgesinin açıklanması sonrasında ilk büyük Çalıştay, İzmir’de yapılmıştı, ben de bu Çalıştay’a katılmıştım, gerçekten büyük ve etkili bir buluşmaydı. Ancak bu Çalıştaylar farklı illerde devam etmesine rağmen, giderek hızını ve etkisini kaybetti. Hatta bazı yerlerde sırf “yapmış olmak” için çalıştaylar yapıldığını dahi söyleyebilirim.

Öte yandan özellikle İzmir’de eğitimin duayen isimleri arasında Vizyon Belgesini duyurmak üzere ekipler kurularak bunun tüm yurda yaygınlaştırılması gibi öneriler gelmişti, ben de bu konuda her türlü göreve hazır olacağımı da belirtmiştim, ancak böyle çalışmalar da yapılmadı.

ÖZEL OKULLARDAKİ DURUM

Öte yandan Eylül 2018’den başlayarak “kariyer” konusunda okullarda kalıcı ve sürdürebilir çalışmalar yapmak üzere sayısız özel okul ile temasa geçtik, birçoğu ile pilot çalışmalar, seminer ve etkinlikler yaptık.
Bu yıl başında birçok okulun “kariyer” alanına yatırım yaparak, ciddi bir başlangıç yapacaklarını düşünüyorduk, ancak ne yazık ki olmadı, özel okullar bugün “günü kurtarma” derdindeler. Öğretmen maaşlarını ödeyememek gibi daha feci durumları görünce, onları da anlayabiliyorum.

SONUÇ VE ÇIKIŞ YOLU

Geldiğimiz noktayı, geçen #EGTyayın da şöyle ifade etmiştim :
“Eğitim bir ülkenin kalbi gibidir, kanı tüm canlı hücrelere kan damarları vasıtasıyla pompalar. Ancak şu anda bazı damarlar tıkalı ve kan canlı hücrelere ulaşamıyor.
En çabuk biçimde bir anjiyoya ihtiyaç var, yoksa bir by-pass yapmak zorunda kalacağız.”

Üzerinden çok geçmedi, iki gün önce 9 Kasım’da Hafta sonu programında Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk durumu açıklıkla ifade etti :


“İyi bir Milli Eğitim Bakanı gelecek tasavvuru üzerinden yapılandırmalı meseleyi. Biz 2040’ların, 2030’ların dünyasına çocuk yetiştiriyoruz. Bizim özgeleceğe bakmamız lazım. Bunun için bir çok engel var. Eğitimin düzelmemesi için de baya bir enerji harcayanlar var. Bir Kızılderili sözü vardır. “Savaşçının gücü niyetinin saflığındadır” der. Ben o kadar inanıyorum ki niyetimizin saflığına, dolayısıyla güçlüyüz, dyorum. Önümüzde olan tüm engelleri aşmakla ilgili hiçbir sıkıntım yok. Bu bir proje. Milli Eğitimin bir projesi. 2023 Eğitim vizyonu da bunu sağlıyor.”

Elbette kararlılığın vurgulanması önemli, ben Ziya Selçuk hocamızın niyetine başından beri inmanıyorum, destekliyorum.
Ancak bizim ülke olarak vakit kaybetme lüksümüz yok. Hele ülkemizin son dönemde karşı karşıya kaldığı hepimizin bildiği sorunlar varken, Atatürk’ün "Siyasi, askeri zaferler ne kadar büyük olurlarsa olsunlar, ekonomik zaferlerle taçlandırılmazlarsa, devamlı olamaz, az zamanda söner." sözündeki gibi bizim de toplumumuzu “ekonomik zaferlerle taçlandırmamız gerekli. Bunun da yolu “eğitimden” geçiyor.
Ekonomik sıçramalar yapan Singapur, İrlanda, Kore, Finlandiya gibi ülkeler hep eğitime yatırım yaparak bunu başardılar.

O halde bu tıkalı damarları açmak zorundayız.

Dün Ziya Selçuk’un sözlerini Twitter’da paylaştıktan sonra bir anonim hesaptan, 4 adet oldukça ilginç paylaşım oldu.

  • “Bakan ile teşkilat il ve ilçe müdürleri zıt yönde hateket ediyorlar. Bakan ne kadar olumlu işler yapsa da her ileri adıma karşılık teşkilatlar 2 adım geri çekiyor. Vizyon ve hedefler güzel ama il md olmasa. Örnek bakanlık sınava giren sayısını azaltmaya çalışıyor,  il ve ilçeler sıralama.
  • Bakanlık, öğrenilen her türlü bilgi, beceri ve tutumun bir davranış olarak ortaya çıkmasını yetkinliğe dönüşmesini istiyor,  il ilçe md.leri ilkokuldan itibaren sürekli deneme sınavı organize ediyor.
  • Bakanlık ders saatlerini azaltmayı sınıf dışı etkinlikleri artırmayı planlıyor, okullarda 7 dersten sonra 3, 4 saat kurs yapılıyor hafta sonu da dahil.
  • Bakanlık tasarım beceri atölyeleri açıyor, okullarda test odası,  baskı makinası optik okuyucu,  optik kodlama makinası alınıyor.
  • Bakanlık öğretmen odası tasarlıyor içerisinde mikrodalga fırın elektrikli çay makinası vs. Olan, il müdürleri çay odalarındaki ketılları yasaklıyor.
  • Dil ve Seviye sınıfları yapılıyor. Kaynaştırma ve özel eğitim öğrencileri dışlanıyor.
  • Bakanlık nüfusun dengeli şekilde okullara dağılımını hedefliyor. Şehirlerde varoş semtlerde 10, 15 kişilik, elit semtlerde 40 50 kişilik sınıflar oluşuyor.
  • Daha onlarca yazabilirim. Ama çözüm önündeki en büyük engel, ara yöneticiler.”

Sahadan bilebildiğim kadarıyla bazıları ile ilgili benzer duyumlarım söz konusu. Eğer bu yorumlar gerçek ise, o zaman “damarların tıkalı” olduğu ifadem de gerçeklik kazanıyor.

Ziya Selçuk o söyleşide yüzde yüz katıldığım  şu sözü de söyledi:


İnsanı bütün olarak görmek lazım. Çocuklar sadece odaya kapatılıp soru çözerek gelişecek varlıklar değil. Soru çözebilirler ama sorun çözemezler. Eğitim sistemi insan yetiştirmekten sınava adam hazırlamaya dönen bir sisteme dönüşüyor. Değiştirilebilir, ama bir vade gerekiyor.”

Ne kadar vademiz var, bilemiyorum ama eğitim adına 2023 Vizyon Belgesinde ortaya konulanlar, bence artık vakit kaybedilmeden yapılmalı.
2020 – 2021 yılı başlanacağı söylenen Yeni Orta Öğretim Sistemi ile ilgili pilot çalışmalar hızla başlamalı.

Yine #EGTYayın da söylemiştim, “artık kurumlara, gerek özel, gerek devlet güvenim çok azaldı, ancak kişilere, insanlara güveniyorum.” demiştim.

Dün 10 Kasım’da Atatürk’ü andık coşkuyla. Ancak Atatürk’ü anmak, sadece sevgimizi belirterek olmaz, ileri ülkeler arasında yerimizi almak, çağdaş medeniyet seviyesine ulaşmak için her birimiz kendimize şu soruyu sormalıyız:

Bunun için ben ne yapıyorum?


Ben bu ülkenin insanlarına güveniyorum. Bu ülkenin insanları, kadınları, erkekleri, gençleri ve çocukları olarak eğitim alanında yapacağımız çok şey var.
Ve artık yine bir dostumuzun belirttiği gibi üzerimizdeki “atalet”i ve ölü toprağını atıp, elimizi taşın altına koymak zamanıdır.

Yoksa eleştirilecek bir çok yanı da olabilir elbette, ancak, eğer bir şey yapmazsak, “gelen gideni aratır” misali, günün birinde “en azından eğitimin içinden geliyordu, bizim ne hissettiğimizi anlıyordu” diye Ziya Selçuk hocanın arkasından ağıt yakarız.

Eğer elinizden gelen bir şey varsa, ki mutlaka var, bugün yapın.

Hepinize sevgilerimle,

Kamil Kasacı

Kariyer Danışmanı, Kariyer ve Yaşam Tasarımı
KÖK Kariyer Merkezi Kurucusu

Twitter: @KamilKasaci