İMRAN BAYRAKDAR

                                                                          MİLLİ EĞİTİMİN UMUDUM OL ÖĞRETMENİM PROJESİ

Birkaç gün önce bir derneğin “her yönüyle İstanbul’da eğitim”yönetici sohbetlerine katıldım. İl Milli Eğitim müdürü Levent Yazıcıyı can kulağıyla dinleme fırsatı buldum.  Dile getirilen soruların ne kadar haklı sebeplerinin olduğu düşüncesi oluştu. İfadesinde çok fazla yönetici yâda eğitimci olarak iş göreviniz olduğunu düşünebilirsiniz çok fazla projeler olduğunu okulunuzun bunun için zaman kaybı yaşadığını düşünebilirsiniz. Fakat biz bu konuda hiçbir okulu zorunlu tutmuyoruz okulunuzun ve çevresinin neye ihtiyacı olduğunu sizler biliyorsunuz ve bunu tamamlamak içinde sevgiyle yapacağınız projeyi yapmak için serbestsiniz. A bölgesindeki bir okulun okuma yazma eksikliği olan öğrencileri varsa B okulunun ebeveyn eksikliği duyan ve bu konuda akademik eksiklik hissediyorsa bu konuda eksikliği giderecek bir proje uygulaması taraftarıyız.

Kimseyi bu konuda zorlamıyor sevgiyle ben konuda çalışmak istiyorum diyen okulunu ve çevresini tanıyan o konuda projeler yapmak eğitimcinin yanındayız diyerek önümdeki ışık olmuştur. Ayrıca “umudum Öğretmenim” adlı çalışma ile anne babadan yoksun çocuklarımızla ilgili olarak çocuklara akademik destek sağlama planlarını anlattı.  Sosyal devlet olmanın yansımalarını bu konuda çalışıp aynanın görünmeyen tarafını görmeleri sosyal eşitlik için çalışılması, çocuklarımız için beni çok mutlu etti.

Yıllar önce sınıflarımdan bir tanesi aşırı şımarınca okula ailelerini çağıracağımı söyledim. Ailelerinden özellikle de baba figüründen o kadar korkuyorlar ki, hocam diye yalvardılar. İçlerinden bir tanesi o kızgınlıkla arkadaşının kalbini kırabilecek kadar düşüncesizleşti.  Hocam diye seslenen T….dedi ki tabi dedi  B….’nin annesi yok. O yüzden babası toplantılara katılmıyor. O anda hemen konuyu değiştirmeye çalıştım ama söz ağızdan çıkmıştı.  O anda B…ile göz göze geldiğimde konuşmasa bile gözleri o kadar çok şey anlatıyordu ki ağlamamak için kendini zor tutuyordu ve hocam anla der gibi gözlerimin içine bakıyordu.  O sırada zil çaldı ve benimle gelmesini istedim. Konuştuk biraz dertleştik, annesini altı yaşında annesini kaybettiğini ev işlerini babaannesi, ablası ve kendisinin yaptığını ifade ederek sarıldı. O andaki hislerimin tarifi yoktu; başını okşayarak seni anlıyorum dedim. Okul kıyafetlerini ablasıyla beraber ütülediklerini, temizliği de babaannesi çok yaşlı olduğu için beraber yaptıklarını söyledi. Biraz daha sohbet edip ayrıldık. Bir iki gün sonra yanıma geldi.  Hocam,  ben sizi annem gibi seviyorum yarın size annemin vesikalık fotoğrafını getirsem, onu unutmamak için fotoğrafını saklıyorum bakar mısınız? Elbette getir bende görmek istiyorum dediğimde çok mutlu oldu ve yüzünde gülücüklerle yanımdan ayrıldı.

Sonuç olarak onun akademik başarısızlığınız sebebini çözebilmiş oldum. İlgilenince ve onu dinlediğimde kendini gösterebilmek için dersleri dinlemeye ve sürekli parmağını kaldırmaya ve onu sürekli görebilmemin başarılı olduğu düşüncesiyle çalışmaya başladı. Küçücük kalplere sevgiyi doldurmayı başaran okul, zaten kendi projesinin baş mimarıdır.

İmran Bayrakdar