DR. DEVRİM AKGÜNDÜZ

MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI YENİ DÖNEMİ İÇİN ÖNERİLER

Sayın Prof. Dr. Ziya Selçuk’un Milli Eğitim Bakanlığına atanması tüm eğitimcileri oldukça mutlu eden bir gelişme oldu. Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı yapmış, eğitimle ilgili herkesin saygı duyduğu, eğitim dünyasına çok büyük katkıları olmuş bir akademisyenin Milli Eğitim Bakanlığına atanması, yeni dönemde eğitime büyük bir önem verileceğinin göstergesidir. Dr. Ziya Selçuk ile birlikte özellikle öğretmenler açısından büyük değişimlerin gerçekleşeceği açıktır. Bu kapsamda kendisini yeni görevi için kutlar, başarılı olmasını gönülden dilerim. Eğitim konusunda üzerimize düşen her ne görev olursa, kendisine destek olmak için hazır olduğumuzu da belirtmek isterim.

Sayın Ziya Selçuk’un da üzerinde çalışacağını tahmin ettiğim konuları özet bir öneri paketi olarak aşağıda sıralıyorum.

Milli Eğitim Bakanlığının aşağıdaki konularda bir reform yapması kaçınılmazdır:

  1. Öğretmen Yetiştirme ve İstihdamı:

Yeni dönemde öğretmen 1 numaralı önceliğimiz olmalıdır ve bu kapsamda güçlü bir öğretmen reformu yapılmalıdır. Bu reform hem öğretmen yetiştirme hem de bir insan kaynağı olarak planlamayı kapsamalıdır. Milli Eğitim Bakanlığı önümüzdeki 20 yıllık dönem için bir anayasa niteliği formatında dinamik bir strateji ve eylem planı ortaya koymalıdır. Bakanlık ve Üniversiteler arasında eş güdümlü projeler ve ortak eylem planları ortaya konulmalıdır. Ayrıca öğretmenin saygınlığı acilen ele alınmalı ve öğretmenlerin özlük hakları güçlendirilmelidir.

  1. Öğretmen Profesyonel Mesleki Gelişim Modeli:

Bugün Milli Eğitim Bakanlığı kapsamında öğretmenlerin gelişimi için yapılan eğitimler öğretmenlerin gelişimini sağlamamaktadır. Öğretmenleri konferans salonuna toplayarak sadece dinlemeyi içeren uygulamadan uzak bir model öğretmenlere yarar sağlamamakta ve tepkiyle karşılanmaktadır. Öğretmenler için yenilikçi profesyonel mesleki gelişim modeli reformu yapılarak kişiye özel mesleki gelişim programının önü açılmalıdır. Bir diğer proje de öğretmenlerin eğitim durumunun minimum master seviyesine çıkarmak olmalı, doktora yapılması için önemli teşvikler ortaya konmalıdır.

  1. Yönetici Yetiştirme ve İstihdamı:

Milli Eğitim Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatında yönetici atamaları "sıfır" toleransla liyakate dayalı olarak yapılmalıdır. Yönetici olarak atanacaklar ve halen yönetici olarak görev yapanlar için profesyonel mesleki gelişim programı üniversitelerle işbirliği içerisinde uygulanmalıdır. Yöneticilerin tüm dünyadaki gelişmeleri takip eden, çok okuyan ve okuduklarını hayata geçiren, öğretmene örnek bir model olan bir kişi olması sağlanmalıdır. Yöneticilerin eğitim durumu da minimum master seviyesine çıkarılmalıdır.

  1. Öğretim Programları:

Gelişmiş ülkelere bakıldığında, bu gelişmişlik seviyesine ya beyin göçü ya da bazı yaklaşımları ve kavramları ön planda tutarak ulaştıkları görülmektedir. Öğretim programlarımızın kısa vadede bilim, STEM, teknoloji, uzay, yazılım, ARGE, girişimcilik, Endüstri 4.0 kavramlarının ön planda olduğu şekilde güncellenmesi; bunların yanı sıra etik, ahlak, felsefe, sanat, spor kavramlarının da etkin olduğu bir eğitim sistemi kurgulanmalıdır. Çocukların küçük yaştan itibaren iyi bir yurttaş haline getirilmesi yine öncelikler arasında yer almalıdır.

  1. Milli Eğitim Bakanlığı Teşkilat Yapısı:

Milli Eğitim Bakanlığının yapısı incelendiğinde hantal bir yapının olduğu gözlenmektedir. Bu hantal yapı bürokratik işlemlerin uzamasına sebep olmakta, hızlı karar almayı engellemektedir. Ayrıca teşkilat yapısında çeşitli birimler birbirinden habersiz bir şekilde uygulamalar gerçekleştirmektedir. Hantal MEB teşkilat yapısı sadeleştirilerek gereksiz bürokrasi ortadan kaldırılmalıdır. Bakanlığın yetkilerinin bir kısmı taşra teşkilatına dağıtılmalıdır. MEB`de tüm kesimleri temsil eden 100 kişilik bir kurul oluşturulmalıdır. Bu kurul bakan başkanlığında çeşitli zamanlarda toplanarak Milli Eğitim Politikasına yön vermelidir. Ayrıca bakana ya da bakan yardımcılarına bağlı çalışma grupları ya da ofisler kurularak eğitim politikaları hazırlanmalıdır. Bakanlıkta siyasetle gelen bürokrat sayısı azaltılarak devamlılığın etkin bir şekilde sağlanması önemli bir gelişme olacaktır.

  1. Sınav Odaklı Eğitim Sistemi Yapısı:

Günümüzde çocukları rekabete yönlendirme ve onları sonuç odaklı sınavlarla değerlendirme eğitim sistemimizin en büyük açmazlarından birisidir. Çocuklar böyle bir sistemde oyunla, çeşitli uygulamalarla geçirecekleri zamanları testlerle boğuşarak tüketmektedir. Bir sınav ekonomisi oluşturulmuş ve bu ekonomi eğitim sistemini kilitlemektedir. Çocuklar doğru şıkkı işaretlerse başarılı, yanlış şıkkı işaretlerse başarısız kabul edilmektedir. Ara derecelendirmeler ve yapılandırmacı yaklaşımın gereği olan süreç odaklı değerlendirmeler göz ardı edilmektedir. Tüketime yönelik değil üretime dönük bir eğitim sistemine geçilmelidir. Sınav ekonomisine orta vadede son verilmeli, sonuç odaklı yerine süreç odaklı, becerilerin ve uygulamaların ön planda olduğu eğitim yaklaşımlarına eğitim sisteminde daha çok vurgu yapılmalıdır.

  1. Eğitim Politikası ve Sivil Toplum Kuruluşları:

Gelişmiş ülkeler incelendiğinde eğitim politikası oluşturan, değerlendirme raporları ortaya koyan, eğitimi yönlendiren sivil toplum kuruluşlarının çok sayıda ve etkin çalışmalar yaptığı görülmektedir. Türkiye’de de eğitim politikası üreten, araştırma raporları hazırlayan STK`ların ve düşünce kuruluşlarının sayısı artırılmalı, kurulması bakanlık tarafından teşvik edilmelidir. Yayınlanacak raporlar MEB tarafından güçlü bir şekilde dikkate alınmalıdır.

  1. Milli Eğitim Bakanlığı ve Üniversiteler arası İşbirliği:

Milli Eğitim bakanlığı ile üniversiteler arasında yapılan işbirlikleri oldukça yetersizdir. Milli Eğitim Bakanlığı akademisyenlerin bilgi ve deneyimlerinden yeterli oranda yararlanamamaktadır. Ortaya konan projelerde akademisyenlerin görüşlerine proje ortaya konduktan sonra başvurulmakta bu durum da projelerin başarısızlığa ulaşmasında bir faktör olarak ortaya çıkmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı her konuda akademisyenlerden daha fazla yararlanmalı, bu kapsamda akademik kurullar oluşturulmalı, akademisyenlerin danışmanlık yapması güçlü bir şekilde ele alınmalıdır. Öğretmen yetiştiren Eğitim fakülteleri ile öğretmen istihdam eden Milli Eğitim Bakanlığı arasında bu kapsamda güçlü bir işbirliği yapılmalıdır. 

  1. Okulların Fiziki Altyapısının Güçlendirilmesi:

Okullar beton yığını ve öğretmenin ders anlattığı bir yer olarak değil, çocukların bilimsel ve sosyal gelişimlerinin de sağlandığı bir ortam olarak görülmelidir. Bu kapsamda pozitif okul iklimi sağlanmalı,  okulların fiziki altyapısının güçlendirilmesine yönelik projeler ortaya konmalıdır. Bu fiziksel altyapı sadece teknolojik altyapı şeklinde değil, okulların spor, sanat, oyun, laboratuvar, atölye ortamlarının artırılması ve var olanların iyileştirilmesi şeklinde olmalıdır. Her çocuğun bir spor dalı ilgilenmesi, bir müzik aleti çalması, resim yapması, kaynak yapması, maker haline getirilmesi, yaşamla ilişkilendirilmiş becerilere sahip olması sağlanmalıdır.

Saygılarımla. 

Dr. Devrim Akgündüz

@DevrimAkgunduz