SEVDA NUR BAYRAM

`Değerler Eğitimi`nin Arkasındakiler

Uluslararası eğitim sistemine ayak uyduramadığımız açıkça ortada. Eğitim sistemini geliştiriyoruz denilerek yapılan birçok değişiklik ise ileri götürmek yerine geriye götürüyor. İleriye götürmek gibi bir amacın var olup olmadığı ise rahatlıkla sorgulanabilir. Türkiye’deki eğitim sisteminin yapılan değerlendirmelerde dünya ülkelerine oranla alt sıralarda kalması sebepsiz değil.

Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Sistemi yani PISA sonuçlarında hep sonuncu sıralarda yer alıyoruz. Bunun nedeni çok açık. PISA en basit tanımla öğrencilerin edindiği temel bilimsel bilgileri, yani Türkiye’deki eğitim sisteminde öğrencilere ezberletilen formülleri, öğrencilerin günlük hayatlarına nasıl uygulayabildiklerini sorgular. Örneğin matematik derslerinde sadece formülleri ve işlemlerinin nasıl yapılacağı öğretilen fonksiyonlar konusunu ele alalım. Türkiye’de öğrenciler bu konunun formüllerini ezberler, formülleri çeşitli sayılar içeren sorulara uygular, sınavlarda da bu sorular sorulur. Ama öğrencilere konunun esas mantığı öğretilmesi eğitim sisteminde yer almaz. Mesela ebola hastalığı dünyaya hangi hızla yayıldı sorusuna verilecek cevabın yolu fonksiyonlardan geçer. Ama bilim temelleriyle öğretilmezse, sorgulamak eğitim sisteminde yer almazsa, sadece formülleri ezberletmekten öteye geçebilen bir eğitim sistemi oluşturulmazsa öğrencilerin aklına bu soruya verilebilecek bir cevap gelmez. Sonra da eğitim sistemi değerlendirildiğinde son sıralarda yer alınca PISA’ya kabahatler bulmanın, yerine geçtiği iddia edilen ulusal araştırma sistemleriyle aslında biz de şu bu ülkelerden iyiyiz demenin hiçbir faydası olmaz.

Öğrencilere formüllerin ezberletilmesini bir yana durum artık daha da geriye götürülmeye çalışılıyor. Geçtiğimiz eğitim-öğretim dönemine bir dizi müfredat değişikliğiyle, matematik ders saatlerinin azaltılıp yerine müfredatlarına cihat, kocaya itaat, erken yaşta evlilik gibi laiklik ve bilimsellikten uzak konular eklenmiş derslerin saatlerinin artırılmasıyla, evrimin müfredattan çıkarılmasıyla başladık. Dönem içerisinde ise bir anaokulunda kız çocuklarına erkek çocuklarının ayakları yıkatıldı, başka bir okulda öğrencilere İslam yemini ettirildi. Bunlar geçtiğimiz eğitim-öğretim döneminde okullarda yaşanan gerici uygulamaların sadece ikisi ve bunlar asla okullarda bir bir olan şeyler değil. Bunlar eğitimin bütünsel bir politika sonucu bilimsellikten uzaklaştırılmaya çalışılmasının sonucu.

Hedeflenen şey öğrencileri sorgulamayan, eleştirmeyen, biat eden, bilimsellikten uzak nesiller haline getirmek. İmam hatip okulları sayısının artırılmasıyla başlayan bu yol, müfredat değişiklikleriyle devam etti ve TEOG sınavının kaldırılarak mahalli sisteme göre liselere girişin düzenlemesiyle iyice gözle görülür bir hal aldı.

Son bir yılda açılan imam hatip okullarının sayısı eskiye oranla arttı. Bunun karşısında imam hatip okullarının tercih edilmesi ise düştü. Tüm veliler, çocuklarının nitelikli eğitim görebilecekleri okulların arayışına girdi ve bilimsel eğitimi alabilecekleri okulları tercih etti. Eğitimin bilimsellikten uzaklaştırılması politikası bağlamında imam hatip okullarının sayısının artırılması istenilen sonucu vermedi. TEOG sisteminin değiştirilerek yerine YKS adı altında mahalli sistemle liseye geçiş sistemi getirilmesinin sebeplerinden birisi de budur. Çok açıktır ki mahalli sistemde öğrencilerin Anadolu ve fen liselerine girişi zorlaştırılıyor ve imam hatip okullarına girişlerin artması hedefleniyor. Her ilçede birden fazla imam hatip okulunun açılması ve yeni sistemde liselere girişte öğrencilerin sadece beş okul tercih edebilmesi birleştirildiğinde öğrenciler imam hatip liselerine gitmeye mecbur bırakılıyor.

Eğitimi bilimsellikten uzaklaştırmaya çalışan bu politikanın son dönemde en öne çıkan yönlerinden birisi de “değerler eğitimi”. Aslında yıllardır var olan değerler eğitimi, son dönemde, getirilişinde söylenen bilimsellikten uzaklaşmadan saygıyı, sevgiyi, adaleti öğrencilere öğretmenlerin öğreteceği noktasından fazlasıyla uzaklaştı. Değerler eğitimi denilen şey açıkça öğretmenler dışındaki kişiler tarafından okullarda dini sohbetlerin yapıldığı ve birtakım hurafelerin anlatıldığı bir hale geldi. Bunun önünü ise bizzat Milli Eğitim Bakanlığı açtı. Bakanlığın yaptığı iş birliği protokolleriyle cemaatlere ait olduğu açıkça görülen vakıf adı altındaki kurumlara değerler eğitimini okullarda verme yetkisi verildi. Son günlerde bir bir cemaatlere ait bu vakıfların okullara kolayca girebilmesinin yolunu açan milli eğitim müdürlükleri talimatlarıyla güne başlıyoruz.

Bakan İsmet Yılmaz, Eylül ayında Sivas’ta yaptığı bir konuşmada değerler eğitimi için “Değerler eğitimi deyince herkes kendi evladını, kendimize benzeteceğimizi sanıyor” diyor. İşte tam bu nokta zaten herkesin karşı çıktığı nokta olarak önümüze çıkıyor. Veliler bakanın inkâr ettiği ‘kendilerine benzetme’ noktasının farkında. Cemaatlerin okullara girmesinin ve açıkça kendi propagandalarını yapmalarının, öğrencilere hurafelerle dolu şeyler anlatmalarının başka bir açıklamasının olmadığını veliler görüyor. Öğrencilerin bilimsellikten uzak hurafelerle dolu eğitimlerle sorgulamaktan, eleştirmekten uzaklaşıp biat eden kişiler haline dönüştürülmeye çalışılmasına karşı veliler de öğrenciler de sessiz kalmıyor. Milli eğitim müdürlükleri tarafından okullara her yazı gönderilişinde, cemaatlere ait vakıflar okullara her girmeye çalıştığında o okulların veli ve öğrencileri bu uygulamalara itiraz ediyor.

Buradaki önemli bir diğer nokta ise cemaatlerin sadece birkaç okula girmediği, cemaatlerin okullara girmesi sorununun sadece o okulun veli ve öğrencilerinin sorunu olmadığının görülmesi gerektiğidir. Son dönemde ortaya çıkan okullara gönderilen talimatlar, okullardaki diğer bütün gerici uygulamalar gibi sadece o okula ait bir uygulama ve sadece o okulun veli ve öğrencilerinin sorunu değil. En başta dediğimiz gibi bütünsel bir politika sonucu. Ve buna karşı birlikte mücadele etmek gerekir. Eğitim sisteminde taşları bir bir döşenerek bilimsellikten uzak bir nesil yetiştirilmesine karşı öğrenciler, veliler ve bu konuya itirazı olan herkes itirazlarını sürdürecek ve eğitim sisteminin gerileştirilmesi ile yapılmak istenenleri kabul etmeyecektir.

Sevda Bayram 

 @svbyrm

Hepimiz İçin Laik Eğitim Meclisleri Yürütme Üyesi