BARIŞ SARISOY

Bu Yaz Çocukları Daha Fazla Sedanterleştirmeyelim

İlk önce şu “sedanter” kavramının ne demek olduğunu bir ortaya koyalım…

Sedanterin iki anlamı var:

1.Yerleşik: Belirli bir yere yerleşmiş

2.Hareketsiz: Hareket etmeyen, yerinden kımıldamayan, durgun, durağan

Şimdi kelimenin anlamlarına baktığımızda yazıda nereye gitmek istediğimle ilgili sanırım bir şeyler şekillenmeye başladı zihninizde ☺

Bir de bu kavramın, herhangi bir bireyin yaşama biçimine yayılmışsa “sedanter yaşam tarzı” şeklinde kullanımı var.

Anlamı ise: Düzensiz fiziksel aktivitenin olduğu ya da fiziksel aktivitenin olmadığı bir yaşam tarzı…

Aslında ben biraz da buradan konuşacağım. Derdimi, biraz daha çocuklara sunduğumuz ortamları, kendi elimizle daha fazla “sedanterleştirdiğimiz” yaşamlarını anlatmaya çalışacağım. Çocuklara nasıl fark etmeden büyük bir kötülük yaptığımızdan, onları doğalarına aykırı bir düzenin içine nasıl soktuğumuzdan bahsedeceğim.

Ama ilk önce biraz insanın doğasından bahsedelim…

Homo Sapiens:

Yuval Noah Harari’nin Homo Sapiens kitabını okudunuz mu bilmiyorum. Okuyanlar varsa benim kitaptan nasıl etkilendiğimi anlayabilirler.

Kitap insanın biyolojik yapısına ve bu yapının zaman içerisinde nasıl değişikliğe uğradığına derinlemesine bir şekilde bakmamızı sağlıyor. Zihnimizi açıyor, bize kendi doğamızı bilimsel olarak anlatarak gerçekleri görmemizi sağlıyor.

Benim kitaptan çıkardığım en net bilgi ise:

İnsanların doğası hareket etmek, hareket ederek hayatta kalmak üzerine kurulmuş ve avcı-toplayıcılar olarak hayatta kalabilmek için evrimleşmişiz. Yaklaşık 190 bin yıl önce atalarımız sürekli hareket ve devinim halindelermiş çünkü ancak bu şekilde yaşamlarını devam ettirebilmişler. Ne zaman ki insan tarımsal yaşama geçerek yerleşik düzen kurmaya başlamış, o zaman doğasına ters bir şeyler yapmaya başlamış. Yavaş yavaş daha hareketsiz hale gelmişiz, bütün hareketsizliğe bağlı olarak ortaya çıkan fiziksel rahatsızlıklar da beraberimizde bize eşlik etmiş.

Buradan yola çıkarak şu anda geldiğimiz duruma baktığımızda ise olabilecek en minimum düzeyde hareket halinde olmamız için ürettiğimiz ve sürekli geliştirdiğimiz teknolojiyle birlikte daha çok doğamızın dışına çıkmaya, daha çok sedanterleşmeye başlamışız.

Peki, ya çocuklarımız?

Bence asıl sorun işte burada; betonlaşan, dört duvar arasında sıkışan oyun yaşantılarıyla, ipadlere, televizyonlara, bilgisayarlara, kalem hareketinden başka bir hareketin öğretmene saygısızlık sayıldığı 180 günlük derslerle, çocukların doğasının tamamen karşı kıyısına geçmişiz.

Ve oradan bakarak çocukların ne kadar güzel geliştikleri, ne kadar başarılı oldukları konusunda kendimizi alkışlıyoruz. Fakat son yıllarda birçok araştırma tarafından ortaya koyulan psikolojik problemlerin, çocuklarda görülen fiziksel sakatlanmaların artışıyla aslında yarattığımız yapay gelişim ortamlarının bir başarı olmadığını çok açık bir şekilde anlayabiliriz.

Diğer taraftan yukarıda bahsettiğim gibi çocukların yaşamlarından giderek uzaklaştırdığımız oyunun (özellikle serbest oyun) çocukları eğlendirmenin, hoş vakit geçirmelerini sağlamanın dışında birçok yararı var. Özellikle çocukların yaşamlarının tümünde ihtiyaçları olan duygusal zekâ becerilerinin doğal ve bir o kadar güçlü bir gelişim mekanizması olmasını sağlamak açısından oldukça önemli ancak biz maalesef bu doğal gelişim mekanizmasının önüne betonlar örmüşüz ve gün geçtikçe örmeye devam ediyoruz.

Bu Yaz Daha Çok Hareket!

Aslında gelmek istediğim yer tam olarak burası. Bir öneri, bir istek…

Tatil başlamışken bu yaz için benim önerim, daha çok ders tekrarından, öğrenme kaybını önleyecek çeşitli kurs veya kaynaklardan ziyade çocuklara harekete göre dizayn edilmiş, doğalarını özgürce yaşayacakları ortamlar sunmanız… Yani daha çok sokağa çıkmalarına, daha çok harekete halinde olacakları etkinlikler içinde yer almalarına izin vermeniz.

Özellikle yazın otellerde ve sahillerde, son bir kaç yıldır en çok gözlemlediğim şey; çocukların yetişkinler tarafından ipadler veya akıllı telefonların dadılığına teslim edilerek uyuşturulması. Çocuğunuz yeteri kadar uyuştu unutmayın! Bundan dolayı onunla geçireceğiniz en kaliteli zaman tam zamanlı olarak birlikte yürüyüşlere çıkacağınız, birlikte yüzeceğiniz, oyun oynayacağınız zamandır.

Eğer yaz okuluna göndermeyi planlıyorsanız çocuklarınızı sedanter haldeki yaşamlarında okul tekrarları yapacak yerlerden ziyade çocukları doğalarına geri döndüren yaz kamplarını seçiniz. Olabildiğince hareket edebilecek ortamlar onları biraz olsun sedanter yaşamlarından uzaklaştıracaktır...

Emin olun çocukların hareket ederek, yaz boyunca açık havada oynadıkları oyunlarla sağladıkları gelişim hiçbir akademik tekrarın yerine tutamaz…

Bundan dolayı, çocuklarımızı hapsettiğimiz 180 günlük sedanter yaşamlarını bir kenara bırakarak, onlara hareket etmek için programlanmış oldukları gerçeğini bir kez daha onlara hatırlatalım.

Kaynakça:

  • Harrari, Y. N. (2016). Homo Sapines. (32.baskı) Kollekif Kitapevi: İstanbul
  • Wikipedia: Sedanter Yaşam Tazı. (Haziran, 2017)

Barış Sarısoy

YÖM Akademik Koordinatörü

Twitter.com / @barissrsy