İLHAN SEVİN

Açık Uçlu Dönem

ÖSYM tarafından 2017 ÖSYS başvuru kılavuzunu yayımlanmasıyla, LYS`lerde açık uçlu soru dönemi de böylece başlamış oldu. Her ne kadar yetkililer, YGS-LYS sisteminde radikal bir değişiklik olmayacak deseler de biliyorum ki, YÖK, ÖSYM, MEB ve TÜBİTAK’ın da aralarında bulunduğu kurumlar, sınav sistemi üzerinde uzun zamandır çalışıyor.

1974 yılından beridir uygulanan merkezi sınavlarda genelde çoktan seçmeli az da olsa boşluk doldurmalı sorular yer alıyordu. 2017 LYS ile birlikte artık “açık uçlu sorular” da sınavda yer alacak. Açıklamada “kısa cevaplı soru” şekilde belirtilse de aslında direkt öğrencinin bilgisini, yorumunu, analiz ve sentez gücünü ölçecek, cevabı öğrencinin bulmasını gerektirecek soruların yer almasını olumlu buluyorum. Bu yıl tabir yerindeyse yumuşak geçiş olacak ancak eğer uygulama başarılı olursa önümüzdeki yıllarda daha çok açık uçlu sorulu ve köklü değişikliklerin olacağı bir sistemle karşılaşmamız muhtemel.

Üniversiteye geçişin ikinci aşaması LYS`de yer alacak ‘açık uçlu’ soruların detayları şöyle: Kısa cevaplı sorular; cevabı bir sözcük, bir sayı veya bir cümle ile adaylar tarafından cevap kâğıdına yazılan ve/veya kodlanan sorulardan oluşacak.

LYS-1 Matematik testinde 3 soru, LYS-2 Fizik, Kimya, Biyoloji testlerinin her birinde 1`er soru, LYS-3 Türk Dili ve Edebiyatı testinde 2 soru, Coğrafya-1 testinde 1 soru, LYS-4 Tarih testi ve Coğrafya-2 testinin her birinde 1`er soru, Felsefe grubu ile Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi testinde tüm adaylar için ortak olan 1 soru "kısa cevaplı" olacak. Yabancı Dil testinde (LYS-5) ise 3 soru, "kısa cevaplı" sorulardan oluşacak. Kısa cevaplı soruların değerlendirilmesinde doğru cevap sayısından yanlış cevap sayısının dörtte biri çıkarılmayacak.

Anlaşılan o ki, son PİSA sınavlarında ortaya çıkan kötü tablo süreci biraz hızlandırmışa benziyor. Şunu da belirtmekte fayda var. Sınav sisteminde “açık uçlu” soruların olması eğitim sistemini içinde bulunduğu sorunlardan kurtaracağını sanıyorsak, yanılırız. Ancak ülkemizde sınav sistemine göre şekillenen bir eğitim sistemi olduğu için yanlış giden bir şeyler böylece gözden geçirilmiş olacak. Hatta sistem içerisinde yer alan öğretmen, öğrenci kendisini güncelleyebileceği gibi müfredatın değişmesi bile gerekebilir.

Mevcut çoktan seçmeli sorulu sınav sistemi, öğrenciyi tamamen ezbere ittiği gibi sadece belli kuralları bilmeyi gerektiren bir sistemin kucağına atıyordu. Bu durumda, öğrenci düşünmeden uzak, yorum, analiz ve sentez yapmaktan uzakta kısa yoldan sonuca ulaşmayı hedeflediği bir sistem içinde heba oluyordu. Eğer uzun vadede açık uçlu, düşünmeyi gerektiren bir sistem tamamen hakim olursa, birçok şeyin de kendiliğinden değişeceğine inanıyorum.

Bakın, ülkemizin doğalgazı, petrolü ve diğer diğer enerji türevleri yok. Ama bizim tek ama önemli cevherimiz var; Genç insan kaynağımız. Bu avantajı iyi kullanmamız gerekiyor. Ekonomide, eğitimde yaşanan bütün olumsuzluklara rağmen, Türkiye her yıl  800 milyar dolar kaynak yaratabiliyor. Bu gelir insanımızın ihtiyaçları karşılamada ve rahat bir yaşam sürmesi için maalesef yetersiz kalıyor. Bu rakamı daha da arttırmamız gerekiyor. Bunun için genç nüfusumuzu harekete geçirecek, üretime dahil edecek bir eğitim sistemi kurgulamamız gerekiyor. Her yıl iki buçuk milyonun katıldığı bu sınav sistemi günün koşullarına uygun değil. Gençlerimizi, çocuklarımızı yeteneklerine ve bireysel farklılıklarına göre seçemiyoruz ve dünyadaki akranlarıyla rekabet edebilecek bir şekilde yetiştiremiyoruz. Bu durumu tersine çevirmek en başta bizi yönetenlerin elinde… Sonra bir eğitim seferberliği.. Bunun için de herkesin taşın altına elini koyması gerekiyor.

Bu gerçekleştirirken de ayrıştırmadan, dışlamadan hep birlikte bir uzlaşı ile çağdaş bir eğitim reformunu ortaya koymak artık kaçınılmaz. Aksi halde yine çok şey kaçıracağız!

İLHAN SEVİN

Eğitimci / Rehberlik Uzmanı

@sevinilhan4