SALİM KOCABAŞ

BİR ÖĞRETMENİN PISA FERYADI

PISA sınav sonuçları olmasa, Amerika’yı Avrupa’yı veya Finlandiya’yı görmesek eğitim sistemimiz kaliteli mi diyeceğiz? Yani biz kendimiz, sosyal yaşamın, ekonominin, çalışma hayatının sorunlarını farketmiyor muyuz?

Herkes bildiği bir şeye referans bulma derdinde. PISA, FİNLANDİYA, ve şimdi ESTONYA ve SİNGAPUR.

Küçümsüyorum evet, çünkü dozu öldürücü miktarda arttı.

Çünkü hâlâ referans göstermek zorunluluğunu duymak da rahatsız edici.

Ancak PISA sınav sonuçları önemli.

Son yıllarda değil, eğitim ben bildim bileli sorunlu ve sorunlar aynı. 1980’de öğrenciliğe, 1997’de öğretmenliğe başladım. Sistemin sık sık değiştiğinden şikayet edenler son derece haksız. Sistem 40 yıldır (kendi zaman dilimim) değişmedi. Öğretim anlayışı ve yöntemleri (araçlar değişse bile) aynı. Di-Dak-Tik. Ezber ve ezberi ölçmeye dayalı.

40 yıldır biz ne yapıyoruz biliyor musunuz? Bir öğrenciyi karşımıza alıyoruz ve ona senelerce araba nasıl sürülür, motor nedir, trafik kuralları nelerdir, ileri sürüş teknikleri, vs vs anlatıp anlatıp duruyoruz. Sadece anlatmıyoruz artık videolar, slaytlar, simülasyonlar filanla da baya baya iyi bir eğitim verdiğimizi sanıyoruz.  Bir de böyle kulağa hoş gelen dersler de ekliyoruz, “trafik etiği” ve “dijital araçlar” gibi. Uuuu, uçuyoruz.

Okul bittiğinde hayat çocuğumuza anahtarı veriyor ve  diyor ki “haydi sür arabayı”. Tabi ki çocuk aracı çalıştıramıyor bile. Çünkü hiçbir uygulama yapmamış ve dolayısı ile hiçbir beceri geliştirememiş. Özgüven de doğal olarak kayboluyor.

Durum tam da bu.

Eğitim artık bilgiyi kullanma ve buradan yola çıkarak bireyin kendi yöntemlerini geliştirmesini hedeflemek zorunda. (her yerde yazıyor) Yani çocuklarımıza kekin nasıl yapıldığını uygulamayla öğretmemiz gerekiyor. Sadece anlatarak, video veya slayt göstererek değil. O birincisinde yapamayacak, ikincisinde yarım yamalak yapacak ve üçüncüsün de bu işi becerecek. Ama en önemlisi ne biliyor musunuz? En önemlisi üçüncü yapışında bizim öğrettiğimiz keki yapacak ama 10.sunda kendi özgün kekini pişirecek (inovasyon).

Çalıştaylar, kongreler, uzun uzun analizler, yurt dışı seyahatler şimdiye kadar bir işe yaradı mı? Sorunumuz artık bilmemek değil, insiyatif alan kişilerin yokluğu. Eğitimle ilgilenen, kaygılanan ve özellikle sorumluluk konumunda olanlar bilmeliler ki; ezberden kurtulup beceri odaklı eğitime geçmezsek önümüzdeki 50 yılı da kaybederiz.

PISA sonuçlarına kimse şaşırmıyor, neden? Çünkü beklenen sonuç bu. Çocuklar neyi niçin öğrendiğinin farkında bile değil. En başarılı sayılan öğrencilerimiz bile aslında öğrenmiyorlar, ezberliyorlar. Sınavlarda ful çeken öğrenciler inovasyonda sıfır çekiyor ne yazık ki. Ful yapan öğrencilerin zeki olduklarını kabul edelim bir an. Ne oluyor bu çocuklar doktor, avukat veya işletmede CEO. Olmaz ama olmaz. Ülkenin en zeki çocuklarının yeri o meslekler olmamalı idi. Laboratuvarlar, arge merkezleri, fakülteler, planlama, tasarım ve uygulama sahalarında çalışmaya meraklı olmaları gerekirdi. 

Yine de şu sistem içerisinde sadece PISA derecemizi arttırmaya yönelik basit tedbirler işer yarayabilir. Tüm sistemin değişmesini beklemeye gerek yok aslında.

PISA soruları İnternette mevcut. Öğretmenlerimiz soruları inceleseler benzer soruları rahatlıkla hazırlayabilirler. Ve dolayısı ile kendi eğitim yöntemlerini hızlıca değiştirebilirler.

Zor mudur zümrelerin gelecek yıl için 20- 30 tane PISA benzeri sorular hazırlaması ve bunların paylaşılması? Hayır. Ben inanıyorum ki zevkle yaparlar. Paylaşım için başta EBA olmak üzere pek çok platform mevcut. Merkezi bir yapıya dönüşmeden, öğretmenlerin örnek PISA soruları hazırlaması en önce onların PISA farkındalıklarını arttırır. Soruları hazırlarken de bunları nasıl öğreteceklerini doğal olarak planlarlar. Yıl içinde sınavlarda bu soruları sorabilirler. Şu basit eylem için ne bütçe ne büyük bir organizasyon ne de olağan üstü zekâ gerekiyor. Sadece bir genelge yeter şu iş için. Bu kadarıyla bile PISA da OECD ortalamalarının yakalanması hayal olmaktan çıkabilir.

Basit olsa da bir yerden başlayalım, önümüzdeki PISA için şimdi zamanımız var. 3 yılda çok yol alabiliriz. 

Salim Kocabaş

Eğitimci

twitter.com / @dreamersalim