PROF. DR. İBRAHİM ÖZDEMİR

GELECEĞİ GÖRMEK 

Futurist Alvin Toffler’den bahsetmek, bir çok genç okuyucunun dikkatini çekti.

Gençlerimizin, gelecekle ilgili okumaya, düşünmeye ve soru sormaya başlamaları sevindirici. Zira gelecekte onlar yaşayacak. Yaşayacakları gelecek hakkında düşünmek ve hazırlık yapmak öncelikle onların sorumluluğudur. Bunu yapmayan yada yapamayanlar başkalarının onlar için belirlediği rollerle yetinecek.

Bundan dolayı, bana yazan gençlere yaşayan en ünlü fizikçilerden birisi olan fütürist Prof. Michio Kaku’yu da okumalarını ve yakından tanımalarını önerdim.

Neden mi?

Nedeni basit.

Kaku hala aramızda. Hala yazıyor, konuşuyor ve üretiyor.

Ülkemize de geliyor. Bir e-mail ile ulaşabileceğiniz ve soru sorabileceğiniz kadar sizlere yakın.

Zekasına ve ününe rağmen mütevazi birisi.

Kaku’ya göre geleceği görmek zeka ile yakından ilgili.

Kaku’yu tanımaya başladığınız andan itibaren, sizi sırdan biri olmamak için uyardığını fark edersiniz.

Ona göre, sıradan insanlar, sıradan gündelik işler içinde boğulurlar. Her olan şey onlar için bir sürpriz olur. Aslında bu tür insanlar zeki de sayılmazlar.

Zira Kaku’ya göre “Zekâ geleceği görmektir”. Geleceği düşünmektir. Tıpkı otobandaki her trafik işaretinin bir anlamı olduğu gibi, hayat yolunda ilerlerken gelecekle ilgili işaretleri zamanında görmek ve dikkate almaktadır.

Çıkışı geçtikten sonra, trafik veya uyarı işaretini anlamanın yada hatırlamanın ne kadar faydası olabilir ki?

Biz sürekli testlerle öğrencilerimizin IO’sunu ölçmeye devam edelim.

Kaku’ya göre zekânın IQ ile ilgisi yok.

Zeka geleceği görmek; geleceği öngörerek buna göre plan yapmaktır.

Dahası, “Zeka babanızın zenginliği”  ile de ilgili değil.

Kaku’nun “zeka geleceği görmek, geleceği tasarlamaktır” derken, bizlere çok şey demek istediği açık.

 Gelecek kaygısı taşımak ve geleceği planlamak; daha doğrusu “uzun vadeli planlar yapmak”  “insanları hayvanlardan ayırt eden” eden bir nitelik.

Kaku’ya göre “hayvanlar şu anda yaşar, yarını anlayamaz. Başarılı ve zeki insanlar,10 yıl, 20 yıl sonrasını düşünür. Başarılı olmayan kısa vadeli düşünür”.

Kısacası, Kaku’nun zeka ile ilgili söyledikleri gençleri yakından ilgilendirmesi gerekiyor.

Yaşadığımız tüm olumsuzluklara rağmen, geleceğe umutla bakmak için hala yeterli sebeplerimiz var.

Kaku da bunun farkında…

Dahası, Kaku, Türkiye’yi fırlatma rampasındaki bir rokete benzetiyor:

 “Üstelik bu roketin yakıtı hazır. Teknoloji de var, akıllı, heyecanlı, öğrenmek isteyen genç bir nüfus da. Sadece kıvılcım eksik. Bunun için de gençleri bilim insanı ve girişimci olmaları için teşvik etmek, rol model olmak gerek.

Roketi fırlatacak kıvılcım bunlar olacak”.

Nobel ödüllü bilim insanımız Aziz Sancar’dan sonra Kaku da gençlerimizden ümitli.

Gençlerimize öğrenmeyi öğretebilirsek; eleştirel düşüneme, farklılıkları fark etme becerisini kazandırabilirsek gerisi kolay.

Gençlerimizden ve geleceğimizden umutlu olabiliriz. Daha doğrusu bu iki bilim insanının gençlerimizle ilgili olumlu tahminlerine biz de katılabiliriz.

Ancak şunu da unutmayalım: Bir ülke için en büyük sosyal sermaye olan gençler, aynı zamdan en büyük toplumsal sorunların da ateşleyicisi olabilir.

İçerisinde yaşadığımız coğrafyaya bakmak yeterli olsa gerek.

Gençlerine kaliteli eğitim veremeyen ülkeler, sadece gençlerinin değil, kendi geleceklerini de karartmışlardır.

Ne dersiniz gençler?

Bu iki bilim adamına kulak verip, kendi geleceğimize sahip çıkma zamanı gelmedi mi?

Geleceğimizi bilgi temelli inşa edebiliriz.

Ünlü düşünür Sokrates’ten bu yana bilginin bizi özgürleştirdiğini de unutmayalım...

 

Prof. Dr. İbrahim Özdemir

İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Felsefe Bölüm Başkanı