Eğitimde ihtiyacımız olan değişime nerden başlamalıyız?

Eğitimde Değişim Konferansı 2016, MEF Üniversitesi’nde 10-11 Aralık’ta yapılıyor. Eğitim dünyasının önde gelen isimlerini bir arada ağırlayan etkinliği ülkenin farklı yerlerinden binden fazla eğitimci izliyor.

MEF Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Özcan’ın konuşmasıyla başlayan etkinlik açılışında İstabul Milli Eğitim Müdürü Ömer Faruk Yelkenci, MEF Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muhammed Şahin ve Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç de konuşma yaptılar.

Ardından ilk panel için, Moderatör Abbas Güçlü ve panelistler sahnede yerini aldı. Kurgusuyla hayli dikkat çekici olan bu panelde 6 öğrenci ve onur konuğu Prof. Dr. İlber Ortaylı vardı. Eğitimde değişime öğrencilerin gözüyle bakılan panelde Prof. Dr. İlber Ortaylı da tarihsel perspektifle eğitimi ve değişimi değerlendirdi.

Bir sonraki panel MEF Üniversitesi Rektör Yardımcısı Erhan Erkut moderatörlüğünde yapıldı ve “Eğitimde Değişimi Nasıl Başlatabiliriz?” sorusuna cevap arandı. Bu oturumda Prof. Dr. Ziya Selçuk, Prof. Dr. Ali Nesin ve Prof. Dr. Mustafa Özcan panelist olarak yer aldılar.

Konferans daha sonra arka arkaya yapılan sunum, panel, çalıştay, atölye ve paralel oturumlarla gün boyunca ses getirdi.

11 Aralık Pazar günü yapılacak ikinci gün oturumlarıyla devam edecek etkinlikte toplamda 260 konuşmacı mikrofonda olacak... 

Konferansın ilk günü katılan konuşmacı ve izleyicilerin bazılarından, “Eğitim ve Eğitim” okurları için bir soruyla görüşlerini aldık. Bakın işin uzmanlarına göre eğitimde ihtiyacımız olan değişime nerden başlamalıyız?

Doç. Dr. Semih Aktekin / Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürü

Şu anda Türkiye’de eğitimde değişim; velilerin, öğrencilerin, kamuoyunun, iş dünyasının ve toplumun “eğitimden ne bekliyoruz?” sorusuna vereceği cevaptan başlamalı bence. Çünkü insanların eğitimle ilgili beklentileri eğitimin içeriğini de, niteliğini de, sürecini de olumlu veya olumsuz yönde etkiliyor. Eğitimin nitelikli insan yetiştirme, insanın mevcut potansiyelini açığa çıkarma süreci olduğunu kabullenirsek, okullardan beklentimiz de, öğretmenlerden beklentimiz de daha gerçekçi hale gelecek. Öğrencilerin, velilerin ve de iş dünyasının eğitimden beklentisi, piyasaya becerikli, üretken ve çok kazanan insan yetiştirmekle sınırlı olursa bu eksik beklentiler gerek temel eğitimde, gerek yüksek öğretimde içeriği de yanlış yönlendiriyor. Yöntem de buna göre şekillendiği için, biz temel olarak buradan kaybediyoruz. 

 

Sevinç Atabay / Türk Eğitim Derneği (TED) Genel Müdürü

Eğitimin bizim ülkemizdeki kadar hızlı değiştiği bir durumda `değişim` ifadesi anlamsız kalıyor ama eğitimde değişim aslında bir sosyal inovasyon olmalı... Zihnin özgür olduğu, yaratıcılığın ve yeteneklerin daha çok desteklendiği, düşünebilmenin ve karar verebilmenin teşvik edildiği bir ortam yaratılmalı... Gelecek yılların teknolojisini geliştirmemiz, dünyaya bilgi üretmemiz gerekiyor.. Sınav baskısının olduğu bir eğitim ortamında değişim için daha çok konferans düzenlemek gerekecektir... Şunu da bilmek gerekir ki, bunca yıldır sorun konuşuyoruz. Artık sorun konuşmak yerine çözüm için değişim için adım atmalıyız. Değişim herkesin bulunduğu yerden başlamalı...

 

 

Prof. Dr. Ziya Selçuk / Maya Koleji Kurucusu

Herkes değişime kendi perspektifi açısından bakıyor. Aslında bu çok doğal ve insani, aynı zamanda bir kuş bakışına da ihtiyaç var. Bizim sorunların ismini söylüyor olmamız, sorunların kendisine vakıf olduğumuz anlamını taşımıyor elbette… Bu tür toplantılarda tekrar tekrar da olsa biz bir çok şeyi konuşmalıyız, yinelemeliyiz… Aynı şeyler konuşuluyor gibi şikayetler duyuyor olabiliriz, fakat su damlası belirli bir süre damlaya damlaya o son vurucu etkisini yapabiliyor. Türkiye gibi ülkelerde de sorunların çözümüne ilişkin atmosferin oluşması biraz zaman alıyor. Değişimin, nerden başlatılacağı konusu aslında biraz hallettiğimiz bir konu, ama sorunun ne olduğunun ötesinde sorunu nasıl çözeceğiz ve niçin sorun var? Bu iki sorunun yanıtına bağlı olarak değişim kavramını ele almakta yarar var. Eğer biz değişimi dışarda ararsak ki bir çok konuşmacı buna vurgu yaptı, çok da isabetli davranmış olmayız. Herkesin, kendindeki değişimi hiza alıp, dış koşulları şekillendirmesinde yarar var. Ben sabit durayım dış koşullar değişsin, böyle bir değişim yok doğada... Ben değişince dış koşullar değişiyor. O sebeple Türkiye’nin eğitim sisteminde bu tür toplantıların daha rafine bir şekilde sürdürülüyor olması bir taraftan umut da verici. Sonuçta bu sorunları çözecek olan siyasi ve devlet iradesinin de karar dinamikleri bakımından yeni stratejiler kullanması gerekiyor. Bunlar kullanıldığında mesafe alabiliriz diye düşünüyorum. Sorunları tekil unsurlara değerlendirmemek lazım. Mesela PISA sonuçları, tüm sorunları anlamak için yeterli bir araç değil. Konuşmamda da söylediğim gibi İsrail PISA’da 40. sırada ama dünyanın fen çalışmalarında en ileri ülkelerinden biri... Şuna dikkat çekmek lazım PISA sınavlarında ilk 10 da G8 ülkelerinden sadece 1 tane ülke var. Bu kalkınmayla eğitim arasındaki ilişkileri tekrar gözden geçirmemiz gerektiğini de açıkça gösteriyor...

 

Prof. Dr. Muhammed Şahin / MEF Üniversitesi Kurucu Rektörü

Eğitimde değişime tepeden başlanmalı. Çünkü Türkiye’de gerek eğitim, gerekse sosyal yaşamımızla ilgili her türlü kararları alan makam siyasettir. Yani bence siyasetten başlamalı. Ancak o şekilde istediğimiz değişimleri gerçekleştirebiliriz. Ülkeyi yönetenler, konuşmamda da söyledim, hep aynı şeyleri deneyip sonuç farklı çıksın istiyorlar, bu mümkün değil. Girdileri değiştirirsek çıktılarda değişir...

 

Abdülkadir Özbek / Vizyon Koleji Kurucu Ortağı, Genel Müdürü

Eğitimde değişim bence eğitim liderlerinden, eğitime liderlik eden insanlardan başlamalı. Okulsa okul müdüründen, eğitim fakültesiyse dekanından, üniversiteyse rektöründen, bakanlıksa bakanından başlamalı... Eğer eğitim liderleri değişirse, ekibini de motive edecek ve onların da değişiminde ilham olacaktır. Böylelikle umulan değişimi çok daha hızlı gerçekleştirebiliriz.

 

 

Nazmi Arıkan / Fen Bilimleri Okulları Kurucusu

Doğada temel bir kural var. Bu bizim kurallarımızın dışında, doğa kendi kendine yürütüyor... Büyüme baştan aşağı, içten dışa doğru oluyor. Dolayısıyla değişime “Merkezden, öğretmenden” ve “Yönetimden, hükümetten” başlanmalı. Bu ikisini bir araya getirirseniz değişim süreci hızlanır ve devam eder. Bu tür şeylerde arkadaki siyasi desteğin sürekli ve tutarlı bir şekilde sürmesi de çok önemli...

 

 

Behçet Yavuz / Zafer Koleji Genel Koordinatörü / Ankara ve İzmir Milli Eğitim Eski Müdürü

Değişim kaçınılmaz ama son derece önemli olan pozitif bir durum... Eğitimde değişim her zaman var. Ben hep şunu savunmuşumdur; öncelikle kendi çevremizdeki eğitim ekosistemiyle kendi gücümüzle nasıl değişim yapabiliriz, buradan başlamalıyız. Bunun için de biz profesyonellerin, öğrenme liderlerinin (ben eğitimci lafını sevmiyorum, öğrenme liderliğini tanımını tercih edyorum) kendi ekosistemimizde bu değişimi nasıl sağlayabileceğimiz üzerine kafa yorması gerekiyor. Değişimin temel noktası okul liderlerinden geçiyor yani... “Okul lideri” diye tanımladığımız kişiler, en başta okulların yöneticileri ve sonra da dersliklerdeki ve öğrenme ortamındaki öğretmenler bu değişimin lideri olmak durumundalar. Öğretmen ve okul yöneticileri değişimin liderliğinde motor gücü olurlarsa değişim oradan başlar. Çünkü günümüzde özellikle Z kuşağının mevcut öğrenme liderlerinin bir adım önünde olduğunu kabul etmek gerekiyor. Öncelikle bizim öğrenme yoldaşlığı, liderliği yaptığımız öğrencilerin önüne geçebilmek için bakış açımızı değiştirmemiz gerekiyor. Her zaman söylediğimiz gibi, parmak izi kadar birbirinden farklı olan öğrencileri benzer olmaya zorlamaktan vazgeçmemiz gerekiyor. Temel noktada her birinin tek ve biricik olduğunu kabul edip, kendi yeterlilikleri doğrultusunda gelişim göstermelerini sağlayabilecek öğrenme planlamalarını yapmak şart. Bunu da yine öğrenciyle birlikte yapılacak bir şey... Tek taraflı dayatmamak lazım. Değişim öncelikle okulların kendi içinde, kendi öğrenme liderlerinde başlaması lazım. İstediğini kadar dünyanın en mükemmel temel eğitim programlarını yapın, en mükemmel eğitim binalarını yapın, bu sistemin içinde rol alan paydaşlar kendi değişimlerini kendileri sağlayamazlarsa ve bunu yine başkalarından bekleyerek değil kendi kendilerine yapmazlarsa sonuç hüsran olur.

 

Prof. Dr. Servet Özdemir / Başkent Üniversitesi Öğretim Üyesi

Değişim gizemli bir kavram. Değişim bireyden başlar. Bireyler değişmeden örgütler, yapılar değişmez. Değişim öncelikle kişilerin algılarında, zihniyetinde olacak bir kavram. Ondan sonra bunu kurumlara ve yapılara yansıtabilirsiniz. Vizyonsuz uygulamasız değişim olmaz. Bu bir halüsinasyon olur. Değişim bir hipotezdir. Hipotezleri çok iyi koymak ve değişim parametrelerini tespit etmek gerekir; Neleri değiştireceğiz? Değişimin vizyonu nedir? Buna yönelik kaynaklarımız var mı? Ne elde edeceğiz? Bunu nasıl ölçeceğiz? Bizde değişim girişimleri genellikle ya vizyonsuz olur, ya kaynaksız, ya insanlar ihmal edilir, ya da kaynaklar ihmal edilir. Böyle olunca değişim başarısız olur. Bu seferde değişimin aleyhine bir durum ortaya çıkar. “Değiştirdik de ne oldu gördük, daha kötüye gidiyor” algısı oluşur. Oysa değişim nazlıdır ve arkasında durmak gerekir. Yeni doğan bebeği sırmalı beşiğe yatırırlar. Aynen böyle biraz özen göstermek lazım değişime de. Özen göstermezseniz eski, yeniyi her zaman kovalar. Yenileşmek zorundayız ama yeniliğin bir felsefesi olmalı. Anlayışı ve kültürü göz ardı ederek değişim gerçekleştiremezsiniz. 


 

Eklenme Tarihi: 23:30 10-12-2016
EDK EDK 2016 Eğitimde Değişim Konferansı Eğitim Değişim MEF Üniversitesi