Çocuklarda Sosyal ve Duygusal Gelişim

Çocuğunuza, sosyal duygusal gelişimi içerisinde yer alan duygu tanımlama becerisini kazandırmanız önemlidir. Çocuğunuza duygu ifadeleri kullanmada iyi bir örnek olun. Gün içinde sizi üzen-kızdıran-mutlu eden bir durum olduğunda çocuğunuza duygularınızı ifade etmek için bir fırsat olduğunu unutmayın. Günlük hayatınızda sosyal becerileri nasıl sürekli olarak kullanmanız gerektiğini bir düşünün. İş toplantısında görüş bildirmek için sıranızı beklemek, özür dilemeniz gereken bir durumla karşılaşmak, arkadaşınızla sohbet etmek, başkalarının farklılıklarını kabul etmek hep birçok sosyal beceriyi kullanmayı gerektirir. Ve sizlerin kullandığı bu beceriler, çocukken öğrendiğiniz sosyal becerilerden ibarettir. Çocuklar büyüdükçe, etraflarıyla iletişimlerini arttırabilmeleri için bir dizi beceri geliştirmeleri beklenir. Bunu yapabilmek için, çocukların kendi dünyalarının dışına çıkabilmeleri ve başkalarının duygularını, kültürlerini ve bakış açılarını dikkate almaya başlamaları gerekmektedir.

Çocukların belli yaş aralıklarında, uygun ortamlarda kendilerinden beklediğimiz sosyal becerileri sergilemeleri önemlidir; sosyal- duygusal gelişim basamaklarında ilerleyemeyen çocuklar, ileriki yaşlarda riskli grupta yer almaktadır. Yaşamları boyunca evde ve okulda uyum sorunları yaşamakta, kişiler arası ilişkilerde, duygusal davranışsal alanlarda, mesleki yaşamlarında çeşitli problemlerle karşılaşmaktadır. Yapılan araştırma sonuçları, çocuklarda sosyal beceri yetersizliğinin akranları tarafından reddedilmeye neden olduğu görüşünü desteklemektedir. Çocukların sosyal-duygusal gelişimine paralel olarak akademik başarılarında, akran ilişkilerinde, problem çözme becerilerinde belirgin gelişmeler gözlenirken, alkol-madde kullanımı, sigara kullanımı, erken yaş gebeliği, suça yönelik davranışlar, agresif davranışlarda azalma ortaya çıkmıştır.

5 yaşa gelene kadar çocuğun sosyal-duygusal gelişimini desteklemek adına önemli olan aile içerisinde temeli sağlam atmaktır. Temeli sağlam atmak ise ancak etkili iletişim yöntemi ile sağlanabilir. Etkili iletişimin olduğu bir aile ortamı denilirken koşulsuz sevgi, suçlayıcılıktan ve eleştiriden uzak bir kabul dili, duyguların anlaşıldığı bir ev ortamı kast edilmektedir. Çocuk erken yıllarda, ebeveynleriyle güvenli bir bağ oluşturmalı, koşulsuz sevildiğini, korunduğunu, kabul edildiğini ve anlaşıldığını hissedebilmelidir ki, ileriki yıllarda kendisinden beklenen sosyal-duygusal gelişimi gösterebilsin.

5-7 yaş arası çocukların sosyal-duygusal gelişimi:

  • Daha fazla empati geliştirirler
  • Olumlu arkadaşlıklar başlatıp sürdürebilirler
  • Dürtüsel davranışları kontrol etmeye başlarlar
  • Duyguları tanıyıp yönetebilmeye başlarlar
  • Bağımsız olmaya başlarlar (örneğin kişisel eşyalarını korurlar, karar verirken sürekli olarak etraflarından destek almaları gerekmez)
  • Doğruyu ve yanlışı öğrenirler
  • Görüş bildirmeye başlarlar; çeşitli konularda uzlaşmayı denerler
  • Farklı bakış açılarını anlamaya başlarlar
  • Ebeveynlerin tüm-güçlü olmadıklarını; her problemi çözemeyeceklerini kabul ederler

 8-9yaş arası çocuklar:

  • Akran gruplarına uyum sağlamaya çalışırlar (kıyaslamalar başlar “benim ayakkabım daha yeni görünüyor”.)
  • Bir tane “en iyi arkadaş” ları olur
  • Cinsel yönden gelişmekte olan bir vücuda uyum sağlamaya başlarlar.
  • Zıt duygularla baş ederler; örneğin hem kendilerine güvenirler ama bazen de çok beceriksiz hissederler.
  • “Benlik” hisleri gelişmeye devam eder
  • Bağımsızlık ve bireysellikten hoşlanırlar.(yalnız başlarına vakit geçirmek isterler; evde ve okulda uyumsuz davranışlar sergilemeye başlarlar.

 İlişki Kurma ve Sürdürme Becerisi:

İlişkiler sosyal-duygusal gelişimin çekirdeğini oluşturmaktadır. Çocuğun ilişkileri kurma ve sürdürme kabiliyeti, aslında gelişiminin çok önemli bir unsurudur. Bu kabiliyeti en ilk olarak çocuğun arkadaş edinmesini ve edindiği arkadaşlıkları sürdürmesini gözlemleyerek görmüş oluruz. American Academy of Pediatrics’e göre, arkadaşlıklar “çocukların ilişkilerini aile ortamı dışında da genişletmelerine, dış dünyayı tecrübe etmeye başlamalarına ve sosyal destek sistemlerini geliştirmelerine” yardımcı olmaktadır.

Duygularla Baş Etme Becerisi:

Çocuklar büyüdükçe, duygularını ve duygularını nasıl düzenleyeceklerini de öğrenirler. Küçük çocuklarda gördüğümüz, aileden ayrılırken ağlamak, sinirlenince karşısındakine vurmak, gibi duygu dalgalanmaları, çocukların yaşı büyüdükçe azalmaya başlar. Okul çağındaki çocuklar, duyguların ne olduğunu daha iyi anlarlar ve nasıl hissettiklerini aralarında tartışmaya başlarlar.  Başkaları için sempati ve empati geliştirmek de okul çağında çocuklarda gelişen bir özelliktir.

Stresle Baş Eme Becerisi:

Yetişkinler olarak, stresin çeşitli durumlarda ortaya çıktığını ve eğer onunla başa çıkma yolunu bulamazsak, bizde ne kadar bunaltıcı etkilere yol açtığını biliyoruz. Bazı yetişkinler stresle baş etmek için yürüyüşe çıkar; arkadaşlarıyla vakit geçirir; egzersiz yapar veya en sevdiği hobileri için zaman ayırır. Yetişkinlerin stresle baş etmesinin diğer yolları derin nefes alma, meditasyon egzersizleri veya bir terapist ziyaretidir. Yetişkinler hangi durumların kendileri için strese yol açtığını ve bununla baş etmek için ne gibi yöntemler izlemeleri gerektiğini bilirler.  Okul çağındaki çocuklar ise daha yeni yeni hangi durumların kendileri için stresli olduğunu anlama ve bununla baş etmek için neler yapmaları gerektiğini öğrenme aşamasındadırlar. American Academy of Pediatrics’e göre, çocuklara en çok endişe veren durumlar aşağıdaki gibidir:

  • Hasta hissetmek
  • Yapacak bir şeyin olmaması
  • Yeterli paraya sahip olmamak
  • İyi not almak için bir baskı hissetmek
  • Akran grubunda dışlandığını hissetmek
  • Ebeveynleriyle yeterli vakit geçirmediğini hissetmek
  • Ödevini yapmamış olmak
  • Sporda yeterince iyi olmamak
  • Beğenilecek şekillerde giyinmemiş olmak
  • Vücut değişimleri yaşamak
  • Yaşıtı çocuklardan daha küçük görünmek
  • Ebeveynlerinin kendisi önünde kavga etmesi
  • Öğretmenlerle anlaşamamak
  • Yaşıtlarından şişman olmak
  • Taşınmak
  • Okul değiştirmek
  • Ailedeki kurallar hakkında ebeveynler ile tartışmak zorunda kalmak
  • Boşanma aşamasındaki ebeveynlere uyum sağlamak
  • İstemediği bir şeyi denemeye zorlanmak (örn: sigara)

Bazı okul çağı çocukları, duygularını açıkça gösterebilirken, bazıları streslerini kendilerine saklarlar. Çocukların streslerini nasıl sağlıklı ve pozitif şekilde yönetebileceklerini öğrenmeleri önemlidir. Ebeveynlerin ve okul öğretmenlerinin iletişime açık olmaları gerekmektedir. Böylece çocuk kendisine stres veren bir durumla karşılaştığında, bunu rahatlıkla ebeveynleri ve öğretmenleriyle konuşabilir. Ebeveyn ve öğretmenler stresli bir durumda çocuğun bununla nasıl sağlıklı bir şekilde başa çıkması konusunda yol gösterici olabilirler. Ayrıca okulda öğretmenlerin, evde ise ebeveynlerin çocukların aşırı stresle yüklenmiş olduğuna dair gösterdikleri işaretleri yakalamaları önem taşır. Aşırı stresle yüklenmiş bir çocukta görülen olası belirtiler şunlardır:

  • Baş ağrısı veya karın ağrısı gibi fiziksel belirtiler geliştirir
  • Huzursuz ve yorgun görünür
  • Duyguları hakkında iletişime geçmez
  • Sinirli ve negatiftir. Aktivitelere karşı çok az heyecan veya zevk belirtisi olur
  • Bir zamanlar son derece önem verdiği etkinliğe daha az ilgilidir.
  • Okulda notları düşmeye başlar
  • Derslere katılma ve ödev yapma konusunda eskisine göre daha çok zorlanmaktadır
  • Yalan söyleme veya çalma gibi antisosyal davranışlar sergileyebilir
  • Sorumluluklarını unutur veya yapmayı reddeder
  • Geçmişe kıyasla öğretmenlerine veya aile üyelerine daha çok bağımlı hale gelir

 

Bu belirtilerden bir kaçı çocukta gözleniyorsa, dikkat edilmesi gereken bir durum var demektir. Ve gereken önlemler ve yardım önerileri çocuğa sunulmalıdır.

 Bu yazı "MEKTEBİM" tarafından desteklenmektedir.

 

 

 

 


 

Eklenme Tarihi: 23:52 15-11-2018
Çocuk zeka gelişim eğitim