​Ülkemizin Son Zamanlarda Yaşadıkları Başarımızı Nasıl Etkiliyor?

 

Ülkemizin son zamanlarda yaşadığı mutsuzluk, kararsızlık, küskünlük, suçluluk, yalnızlık, öfke, herşeyi bırakıp gitme duygusu ve hatta şaşkınlık gibi duygularından etkilenen iş yaşamı giderek içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Kişilerde ve firmalarda başarısızlık veya başaramıyacağım duygusuna süreklenmesine neden olan bu hale engel olmak gerektiğinin altını çizen Didem Tınarlıoğlu,  “Sizin için BAŞARI nedir?” başlıklı yazısıyla  “Daha iyi nasıl olunur?”un cevabını veriyor. 

Kimimiz işinde başarılı olmaya çalışıyor, kimimiz ilişkilerinde, bazılarımız ise okul ya da ev hayatında ve daha sayamayacağımız bir çok konuda…

Peki kim başarılı ya da başarının ölçüsü nedir ? Genellikle; sonuç yoktan var edilmişse, karşılığında bedel ödenmiş ya da mücadele edilmişse, hedef önceden belirlenmiş ve varılmış ise buna BAŞARI diyoruz ama, sadece bu mudur başarı? 

Yaşadığımız bu koşul ve şartlarda hayatta kalabilmek, her şeye rağmen yaşama umudunu yitirmemek de başlı başına bir başarı değil midir mesela? 

Gerçek başarı; her yenilgiden, her başa dönmeden sonra tekrar ayağa kalkabilme azmine sahip olabilmektir. Ben birine başarılı demeden önce hep bunu düşünürüm; “Bu kişi mevcut olduğu her şeyi kaybederse bile tekrar aynı noktaya gelebilecek yetenek ve güçte mi? Başarıya ulaşmak için gerekli azim meziyetine sahip mi?". Başarılı liderleri düşünün; hemen hepsi bugünden daha zor şartlarda olsalar yine her şeyi sil baştan dizayn edip, yönetebilirler. Çünkü başarı bir sonuç değil, süreç yönetim kabiliyetine sahip olabilmektir. Gerekiyorsa tekrar tekrar, yılmadan, karamsarlığa kapılmadan, soğukkanlı olarak tekrar zirveye ulaşabilmektir.

 Başarıya bu noktadan baktığımızda, yaşadığımız şu günleri gerçek başarı hikayelerinin görüleceği, tarihi günler olarak değerlendirebiliriz. Hem bireysel hem de işletmeler olarak çok zor bir dönemden geçiyoruz ve böyle dönemler adeta gerilla savaş alanlarıdır. Şimdiye kadar bir çok kriz gördük, seçim dönemleri geçirdik, terör olayları yaşadık ama bu sefer bambaşka bir süreçteyiz. Geçecek ve her şey yerli yerine oturacaktır, ona şüphe yok. Ama şimdi seyirci olmak zamanı mı yoksa krizleri fırsata ve üretkenliğe geçirme zamanı mı? Buna karar vermek gerekiyor.  ”Yapacak bir şey yok “demekle yapılacaklar kendiliğinden olmuyor!

Elbette ki yönetmen koltuğuna geçerim diyorsanız, strateji üretme; sadece bilgi birikimini değil aynı zamanda yeni görüşlerin ve kurumsaldan çok durumsal kararların ortaya dökülmesini gerektirir. Bu dönemde ekiplerin marifetleri, işletmelerin gerçek performansları tam olarak gözler önüne serilir ve soğukkanlılığını koruyup hızlı aksiyon alabilenler kazanır. Asıl şimdi aidiyetin gösterilmesi, denenmemişlerin denenebileceği, ekibe daha çok mikrofon uzatılacak zamanlardır.

Bazen gözden kaçmış bir ayrıntı, işletmenin kendisi için olağan görünürken, bir başka göz için çok önemli bir değer olarak ortaya çıkartılıp tam hedefe yönelik kullanılabilir. Bu nedenle hem ekip içinden hem de ekip dışından destek almak sinerjiyi arttıracağından, hedeflere daha hızlı ulaşımı sağlar. Adı "toplantı" olan ve benim de ismini duymaktan hiç hoşlanmadığım gündemi konuşmak yerine, beyin fırtınalarının daha çok yapıldığı, herkesin “daha iyi nasıl olur“ diye kafa yorduğu konsantre buluşmalar organize etmek, emin olun tahmininizden daha çok işe yarar. Siz de daha iyisini yapmak istiyorsanız farklı seslere kulak vermeyi, olaylara başkalarının gözünden bakmayı unutmayın. 

 

Sular yükselirse gemi yürür.

Fikirlerinizin bol olması ve verimliliğe dönüşmesi dileğiyle.

Didem Tınarlıoğlu

 

 

 

Eklenme Tarihi: 12:23 12-01-2017
Başarı Ekip Ruhu Düşünmek