Değişen öğretim programları, uygulanmadan yeniden değişiyor

Hatırlayacaksınız, Türk Eğitim Derneği’nin (TED) düşünce kuruluşu olan TEDMEM "2016 Eğitim Değerlendirme Raporu"nu yılın son günlerinde paylaşmıştı. Eğitim sistemimizde öne çıkan uygulama ve tartışma konularına ışık tutması ve eğitim göstergelerinin anlamlı bir akışta bir araya getirilmesi amacıyla bu raporu hazırladıklarını ifade eden TEDMEM ekibine, çalışmadaki en önemli başlıkları ve yorumlarını sorduk.

Türkiye’de eğitim alanında izleme ve değerlendirme raporlarının eksikliğini göz önünde bulundurarak, her yıl eğitim sistemiyle ilgili gerçekleştirilen düzenleme ve değişikliklerle ilgili detayların yer aldığı ve TEDMEM tarafından hazırlanan Eğitim Değerlendirme Raporları serisi 2014 yılından beri her yıl yayınlanıyor. Raporlar geçmiş yılı veriler üzerinden değerlendirirken, bir sonraki yıl için de bir perspektif sunuyor. 2016 raporu da bu anlamda önemli detaylara sahip. 

Öğretim programları üzerine tartışmalar 2017’de de devam edecek. Değişen öğretim programları henüz tam olarak uygulanmadan yeniden değişecek.

2012-2016 yılları arasında ilköğretimde zorunlu derslerden Türkçe, Matematik, Hayat Bilgisi, Fen Bilimleri, Yabancı Dil - İngilizce, Teknoloji ve Tasarım derslerinin program güncellemeleri yapılmış ve bu öğretim programlarındaki güncellemeler yürürlüğe girmişti. Ortaöğretimde ise Türk Dili ve Edebiyatı, İngilizce, Matematik, Fizik, Kimya ve Biyoloji gibi derslerin öğretim programları güncellenmişti. TEDMEM 2016 Eğitim Değerlendirme Raporuna göre, Bakanlık tarafından yapılan açıklamalar esas alınarak, 2012-2016 yılları arasında programları güncellenen derslerin programlarının 2017-2018 eğitim öğretim yılından geçerli olmak üzere bir kez daha değişeceği anlaşılıyor. Ancak ilköğretimde Türkçe, Matematik, Hayat Bilgisi, ortaöğretimde ise Türk Dili ve Edebiyatı ile İngilizce dahil olmak üzere bazı derslerin güncellenen programları henüz tüm sınıf seviyelerinde uygulanmaya başlanmadı. Yani değişen programlar henüz uygulanmadan yeni bir değişiklik bekliyor okulları, öğretmenleri ve öğrencileri. Öğrenciler adına beklentimiz yenilenecek olan programların önceki programlara göre öğrenmeyi daha etkili ve verimli kılacak öğretim programları olması. 

Temel eğitimde ve ortaöğretimde sınav sistemi ve test odaklılık, öğretme öğrenme süreçlerini baskılamaya devam ediyor.

TEOG sistemi ile Üniversiteye Giriş Sisteminin ortaokullarda ve liselerde eğitim öğretim süreçleri ve uygulamaları üzerinde belirleyici rolü devam ediyor. Ortaöğretimde, resmî ortaöğretim kurumlarından temel liselere geçiş, devamsızlık ve not vermede yaşanan sorunlar başta olmak üzere öğretme ve öğrenme ortamını olumsuz etkileyen etkenlerin daha çok sınavlara referansla açıklandığı görülüyor. Okul ve program türleri ile öğrenci seviyesi dikkate alınmaksızın, sınav baskısı nedeniyle 9. ve 10. sınıflarda tüm öğrencilere aynı dersler ve içerik okutuluyor. Ne yazık ki üniversiteye geçiş sistemi liselerde eğitimin içeriğini dikte eder durumda...

Uluslararası araştırmaların sonuçları, sürdürülebilir ve nitelikli kalkınma için temel yeterliklerin geliştirilmesinin Türkiye için bir ulusal güvenlik meselesi olduğunu göstermektedir.

Uluslararası alanda 2016 yılı içinde yayınlanan OECD Yetişkin Becerileri Araştırması, TIMSS ve PISA sonuçları Türkiye’nin sürdürülebilir ve nitelikli kalkınma için temel yeterlikleri bütüncül bir bakış açısı içinde ele alması gerektiğini göstermektedir. Yetişkin becerilerinin düzeyi ile okul çağındaki nüfusun yeterliklerine ilişkin bulgular arasındaki benzerlikler, sistemin yeterlik düzeyi düşük bir işgücü üretmeye devam ettiğine işaret etmektedir. Yetişkin Becerileri Araştırmasına göre Türkiye’deki üniversite mezunlarının okuma performansları Japonya’daki lise mezunu olmayanların okuma performansının dahi bir miktar altında kalmaktadır. Türkiye temel becerilerde yetkinliği düşük bir genç nüfus yetiştirmenin gelecek açısından yüksek maliyetini göz ardı edemez. 

Öğretmen yetiştirme alanında nitelikle ilgili kaygılar ve arz-talep dengesizliği devam ediyor.

Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programları kapsamında kontenjan artışları, öğretmenliğin statüsünün ve öğretmen yetiştirme sisteminin verimliliğinin geliştirilmesine yönelik girişimleri baskılamaktadır. Öğretmen yetiştirme ile ilgili düzenlemeler, sistem üzerinde oluşan baskıları azaltıcı geçici çözümler olarak tasarlandığı sürece öğretmen yetiştirme sisteminde iyileşme sağlamak mümkün gözükmemektedir. Öğretmenlik mesleğinin statüsünün ve kalitenin geliştirilmesi için adaylar arasından öğretmenliğe en uygun olanların çoklu sınavlarla seçilmesi yanında öğretmen yetiştiren programlarda çıktının niteliğini hedef alan kalite güvence mekanizmalarının oluşturulması ile mümkün olabilir.

Raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz...

 


 

Eklenme Tarihi: 22:44 06-01-2017
TEDMEM TED Müfredat Rapor 2016 2017 Eğitim Öğretmen