ERG : Eğitimde Eşitsizlik Riski Artıyor

Çocuğun ve toplumun gelişimi için eğitimde yapısal dönüşüme nitelikli veri, yapıcı diyalog ve eleştirel bakış yoluyla katkı yapan Eğitim Reformu Girişimi (ERG), 2008 yılından bu yana her yıl hazırladığı Eğitim İzleme Raporları’nın dokuzuncusunu kamuoyuyla paylaştı. Raporda ERG, eğitimde süren eşitsizliklere, dezavantajlı çocuk gruplarının deneyimlerine ve özel öğretimin payındaki artışa dikkat çekiyor; eğitimde kamu harcamalarını, öğrencilerin farklı okul ve program türlerine dağılımını, eğitimin niteliğine ilişkin göstergeleri ve öğretmenlerle ilgili gelişmeleri inceliyor.

ERG, geçtiğimiz eğitim-öğretim yılında yaşanan başlıca gelişmeleri ele aldığı Eğitim İzleme Raporu 2015-16’yı 17 Kasım Perşembe günü düzenlenen basın toplantısı ile kamuoyuyla paylaştı.

Gelişmeleri ve mevcut durumu kurumsal kapasite, erişim ve nitelik ana eksenlerinde değerlendiren rapor, ERG içinden ve dışından uzmanlarca hazırlanan beş arka plan raporuna ve ek incelemelere dayanarak hazırlandı. Raporun önsözünü “kadınların eğitimi ve bilim eğitimi” temasında, akademik çalışmalarını Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT), David H. Koch Kanser Araştırma Merkezi’nde sürdüren Harvard Üniversitesi Genç Akademi Üyesi Dr. Canan Dağdeviren; sonsözünü ise “Suriyeli çocukların eğitimi” temasında, Hacettepe Üniversitesi Göç ve Siyaset Araştırmaları Merkezi Müdürü Doç. Dr. M. Murat Erdoğan kaleme aldı. Her yıl olduğu gibi, rapora Eğitim İzleme Göstergeleri eşlik ediyor.

Toplantının açış konuşmasını yapan ERG Gözlemevi Direktörü Işık Tüzün, Eğitim İzleme Raporu ve benzer çalışmaların politika yapım süreçleri için önemine değindikten sonra, Eylül 2015’te yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı 2015-2019 Stratejik Planı’na ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Güncel planın bir önceki stratejik plana göre daha bütüncül bir kurguya sahip olduğunun altını çizen Tüzün, plandaki performans göstergelerinin ve izleme-değerlendirme yaklaşımının geliştirilmesi gerektiğini ifade etti. “Performans göstergelerinin artırılması ve iyileştirilmesi gerekiyor. Örneğin, stratejilerde dezavantajlı gruplara öncelik verildiğini görüyoruz ama bunlara karşılık gelen, bunlara ilişkin gelişmeyi izlemeyi sağlayacak göstergeler eksik.” Işık Tüzün ayrıca, kurumsal kapasiteye ilişkin hedeflerde çoğulculuk, saydamlık, hesapverebilirlik gibi iyi yönetişim ilkelerine atıfta bulunulduğunu, özellikle veri ve bilgi üretimi ile bunların kamuoyuyla paylaşılmasına ilişkin stratejilerin çok önemli olduğunu söyledi ve sözlerine şöyle devam etti: “Bu stratejiler henüz yaşama geçmiş değil; geçtiğimiz senelerde dile getirdiğimiz, veri paylaşımına ilişkin sorunların bu yıl da devam ettiğini gözlemledik. Dahası, MEB’in tarafsız bir konumu olmalı ve devamsızlık, ikili eğitim vb. konulardaki verileri benzer çalışmalar yapan tüm kurumlarla paylaşmalı.”

ERG Politika Analisti Yeliz Düşkün raporda öne çıkan bulguları şöyle özetledi:

 →  Özellikle okulöncesi eğitimde ve ortaöğretimde bölgeler ve iller arasında eşitsizlikler sürüyor. Ortaöğretimde cinsiyet temelli farklar da       belirgindir

→  Orta Vadeli Program 2017-2019’da okulöncesi eğitimin kademeli olarak zorunlu hale getirilmesinin öngörülmesi, iller ve bölgeler arasındaki eşitsizlikleri azaltmak adına olumlu bir gelişmedir.

→  Yürütülen çalışmalara karşın özel gereksinimli öğrencilerin eğitime erişimi istenen düzeyde sağlanamıyor; özellikle de okulöncesi eğitime ve ortaöğretime erişimleri sınırlı kalıyor.

→  2016-17 eğitim-öğretim yılında okula kayıtlı Suriyeli öğrenci sayısının 450 bine ulaştığı tahmin ediliyor. Bu artış ve erişim odaklı çabalar çok önemli olmakla birlikte, okulların ve eğitimcilerin bu çocuklara daha iyi hizmet vermek için daha donanımlı hale gelmesi ve okula devamın izlenmesi ile okulu terkin önlenmesine yönelik müdahaleler geliştirilmesi gerekiyor.

→  Tüm kademelerde özel okullara devam eden öğrencilerin payı artmaya devam ediyor. Öğrenci sayısı bakımından özel öğretimin payı okulöncesinde %15,9’a, ilkokulda %4,3’e, ortaokulda %5,7’ye, genel ortaöğretimde %20,4’e ulaştı.

→  Genel ortaöğretim okullarının sayısı son bir yılda 3.954’ten 5.310’e yükseldi. Bu artış büyük ölçüde dershanelerin dönüşümüyle kurulan temel liselerden kaynaklanıyor.

→  Ortaöğretim öğrencilerinin farklı program türlerine göre dağılımında özel okulların payının sadece bir yılda %3,9’dan %8,7’ye çıktığı; imam-hatip liselerinin %13’lük payını koruduğu ve genel eğitim veren Anadolu liselerinin payının artmaya devam ettiği görülüyor.

→  Derslik başına düşen öğrenci sayılarındaki genel iyileşmeye rağmen, resmi ve özel ayrımında, okul türleri temelinde ve bölgeler düzeyinde önemli farklılıklar söz konusu. Resmi ve özel okullar arasında azımsanamayacak farklar mevcuttur. Ayrıca, diğer resmi ortaöğretim kurumlarıyla karşılaştırıldığında, imam-hatip liseleri daha avantajlı bir konumdadır. Geçmiş yıllarda olduğu gibi Güneydoğu Anadolu ve İstanbul ilk ve ortaöğretimde en kalabalık sınıflara sahiptir.

→  2019 itibarıyla ikili öğretimin sona erdirilmesi hedefi, okullardaki beslenme, dinlenme ve sosyal etkinlik olanaklarını iyileştirmek için önemli bir fırsat. Tam gün eğitime geçişte derslik yapımının yanı sıra bu alanlardaki ihtiyaçları da dikkate alan yatırımlar gerekiyor.

→  MEB’in ilk atamalarda Güneydoğu Anadolu ve Ortadoğu Anadolu bölgelerine öncelik vermesi öğretmen başına düşen öğrenci sayılarında bölgesel farkların kapanması için önemli ancak yetersiz kalıyor.

İlk atamaların alanlara göre dağılımında sınıf öğretmenliği, İngilizce ve din kültürü ve ahlak bilgisi ilk sıralarda yer alıyor; önleyici çalışmalar ve risk altındaki çocuklar açısından fark yaratma potansiyeli olan rehberlik alanına yapılan atamaların sınırlı kaldığı görülüyor.

→  Eğitim hizmetlerinin toplumsal cinsiyete duyarlı biçimde sunulmasını amaçlayan Eğitimde Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinin Geliştirilmesi Projesi, eğitimin niteliği için önemli bir adımdır. Yapılan çalışmaların pilot iller ve okullarla sınırlı kalmaması için projede mevzuata, politikalara ve ders kitaplarına ilişkin geliştirilen önerilerin yaşama geçmesi büyük önem taşıyor.

→  2015-16’da ilk defa uygulanan İnsan Hakları, Yurttaşlık ve Demokrasi dersi içeriklerinde masallar aracılığıyla değer öğretimine odaklanılması, “bireyden başlayan bir anlatım” yerine “biz olma düşüncesi”nin egemen olması ve güncel sorunların ele alınmaması dersin potansiyelini zayıflatıyor.

→  Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin din kültürü ve ahlak bilgisi dersleriyle ilgili Mansur Yalçın vd./Türkiye kararı sonrasında Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ne sunulan eylem planı kısa vadede çözüme katkı yapmıyor. Farklı inançlara sahip bireylerin birlikte karşılıklı anlayış ve saygı temelinde yaşamasına katkıda bulunacak bir modele ihtiyaç sürüyor.

→  Kamu kaynaklarıyla yapılan eğitim harcamaları artıyor, ancak yatırım harcamaları hala istenen düzeyde değil ve öğrenci başına eğitim harcamasında Türkiye OECD ortalamasının çok altında.

Eğitim İzleme Raporu 2015-16  raporlarına ulaşmak için: http://www.egitimreformugirisimi.org/tr/node/1714 


 

Eklenme Tarihi: 13:58 17-11-2016
ERG eğitim izleme raporu eğitim çocuk aile veli