Çocukların İstismar Alanı ''Sosyal Medya''

Gün geçmiyor ki medyada çocukların istismar edildiğine dair bir haber okumayalım. Sizce  sosyal medyada çocuklarının, bebeklerinin fotoğraflarının, hatta her anlarının ebeveynleri tarafından paylaşılıyor olması doğru mu?

Prof. Dr Şengül Hablemitoğlu kaleminden aynen paylaşıyoruz. 

 

Anne babaların, özellikle de annelerin çocuklarının yaşamıyla ilgili her anı sosyal medyada paylaşmaları giderek artıyor. Bu durum son yıllarda  sharenting - İngilizce Share ve Parenting kelimelerinin birleşimi olan bu terimle tanımlanıyor.  

Sizce de sosyal medyada çocuklarının, bebeklerinin fotoğraflarını, her anını, gününü, videolarını çok fazla paylaşmıyor mu aileler ? Ve hiç düşündük mü? Fenomen yaratacak kadar çok takipçisi olan ve like alan bu paylaşımlar  göründüğü kadar zararsız mı? Sizi bilmem ama ben artık bu paylaşımların ciddi bir çocuk hakları ihlali sınırında olduğunu düşünmeye başladım. Çocuklarını yemek yerken, yüzerken, uyurken evde dışarda her alanda çeşit çeşit giysilerle fotoğraflarını videolarını çekerek yayınlayan aileler ciddi bir patolojik sosyal olguya dönüştüler. Bence günümüz anneleri giderek tehlikeli bir biçimde sosyal medya annelerine dönüşüyorlar. 

Fransa geçtiğimiz aylarda, ülkedeki aileleri uyarmak zorunda kaldı. Ailelerin heyecanının anlaşılabileceğini  ancak, bunun hukuki olarak önemli bir sorun olduğunu belirten yetkililer;  sonuçta ebeveynlerin hapis cezasına bile çarptırılabileceğini söylediler. Üstelik konu bununla da sınırlı değil, Fransa sosyal medyadaki bu paylaşımları yasaklayabilecek ya da kısıtlayabilecek bir yasa tasarısı üzerinde çalışıyor.

Bu tartışma duyulan ilk anda, kulağa hoş gelmiyor. Ancak, Fransız yetkililer, ailelerin çocuklarını “utandırıcı” durumlara sokabilen fotoğraflar yayınlamaları halinde, çocukların ileride bu fotoğraflardan şikayetçi olabileceklerini ve anne/babaların hapis cezası alabilecekleri konusunda çok ciddi düşünmek gerektiğini vurguluyorlar. Çocuklarının kendilerinin karar veremeyecekleri durumlarda (bebek beziyle, çıplak, komik pozlar verdirilerek) fotoğraflarının sosyal medyada paylaşılmasının ömür boyu peşlerinden gidecek izler bırakacağı konusunda uyarıda bulunuyorlar. Devlet yetkilileri bu tür fotoğraf ve videoların bazı durumlarda anne babaların ileri derecede prodüksiyona varan teatral sahnelerle çekildiğini, ancak bu sahnelerde hem çocukların yetenekleri ötesinde roller yapmaya zorlandıkları için rahatsız olabilecekleri hem de ileride utanacakları ortaya çıkabileceği konusunda endişeliler. Fransa da hazırlanan yeni yasa, bu tür fotoğrafların ileride çocuk tarafından dava konusu yapılması halinde anne-babaların 45 bin euro’ya kadar ceza ödemesini öngörüyor. Ayrıca anne-babaların bazı şartlar altında hapis cezası alması da mümkün olacak.

 

“Bir çocuk nereye kadar anne babaya aittir?” Bu sorunun yanıtı Halil Cibran`ın şu sözlerinde sanırım( çocuklar şiiri);

``Çocuklarınız sizin çocuklarınız değil, Onlar kendi yolunu izleyen Hayat`ın oğulları ve kızları. Sizin aracılığınızla geldiler ama sizden gelmediler. Ve sizinle birlikte olsalar da sizin değiller. Onlara sevginizi verebilirsiniz, düşüncelerinizi değil. Çünkü onların da kendi düşünceleri vardır. Bedenlerini tutabilirsiniz, ruhlarını değil. Çünkü ruhlar yarındadır, Siz ise yarını düşlerinizde bile göremezsiniz. Siz onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz ama sakın onları. Kendiniz gibi olmaya zorlamayın...``

 Çocuklarımızın mahremiyetine ve sınırlarına saygılı olmak zorundayız. Küçükken buna itiraz edemezler, ama büyüdükçe sınır koymaya başlarlar. Kendilerini ifade etme güçleri geliştikçe, sınırlarını belirmeye başlarlar. Bunu yapamadıkları yaşlarda, anne babaya çocuklarının sınırlarını, mahremiyetini ihlal etme hakkı verilmemiştir. Çocuklarımız üzerinde hakkımız vardır, ancak bu  onların beden bütünlüğünü rızaları olmadan ihlal ve istismara dönüşmemelidir.  Çocukları herhangi bir şeyi istemediği halde ebeveyni yapmaya devam ediyorsa, çocuğu travmaya uğratıyor demektir. Örneğin istemediği halde öpmek, sıkıştırmak, zorla yemek yedirmek gibi… Toplumumuzda bu tür zorlamalar bebeklikten başlıyor. Çocuğa böylece, farkında olmadan ‘`bu beden senin değil’` mesajı veriliyor. Çocukların bırakın  kendilik sınırlarını, psikolojik sınırlarını, bedensel sınırlarını bile tanımakta ve kabul etmekte sorun yaşıyor ebeveynler. Büyüdüklerinde ise,   ``sen dur ben yaparım`` diyor ebeveynler. Bunların tamamı sınır/kişisel alan ve mahremiyet ihlalidir. Zaten, erişkin olunca da herkes kendirnde birbirinin işine karışma hakkını görüyor. Eşinin yerine karar vermek, giyimine karışmak, çalıştırmamak, bu kişiyle konuşamazsın demek, ailesiyle görüşmesini istememek gibi ilişki sorunlarına evriliyor durum... Büütün bunlar, karşımızdakini Hepsi kendimizden farklı bir birey olarak kabul etmemekle ilişkili. 

 

Bir diğer yanı da, narsistik ihtiyaçlar ve yaşanılan anı hızla  göstermeye, teşhire dayalı bir tatmin arayışı içindeki yetişkinler dünyası ne yazık ki... İçinde olduğumuz düzende, kapitalizmin açıklarını kapatmak için kazananlar daha çok kazansın diye hepimiz daha çok çalışıyoruz ve daha çok tüketiyoruz. Artık her şey gibi aile, çocuk birer meta. Bu noktada; ``anne babalar tüketici, dünyaya getirdikleri o melekler de birer`` yatırım aracı`` haline geldiler. 

 

Şengül Heblemitoğlu

Prof. Dr., Bireysel Aile Danışmanı, Sosyal Hizmet Uzmanı, Konuşmacı, Hablemitoğlu Ankara Enstitüsü-HaE Kurucu Direktörü


 

Eklenme Tarihi: 10:12 11-07-2016
Çocuk Sosyal medya İstismar Ebeveyn