Finlandiya eğitimde başarıyı nasıl sağlıyor?

Ülkemizde çok uzun süredir tartışılan Finlandiya eğitim modeline farklı bir yaklaşım, farklı bir paylaşım... Finlandiya eğitim başarısını “Olguya Dayalı” öğrenme şekline dayandırıyor... Peki, Finlandiya bunu nasıl uyguluyor? İşte durumu ortaya koyan iddialı bir yazı…

Finlandiya’nın okullarında kullandığı en modern yaklaşımlardan biri olguya dayalı öğrenmedir. Olguya dayalı öğrenme belirli kurallar içermemektedir, daha çok sürekli araştırmayla desteklenen bir fikir ve en iyi uygulamalar kombinasyonundan ibarettir. Bu yaklaşımda, bir sınıf gerçek bir senaryoyu veya olguyu gözlemler – öğrencinin hayatındaki güncel bir olay veya durum gibi- ve bunu disiplinler arası bir yaklaşımla analiz eder. EdTech review adlı eğitim teknolojileri platformunda da açıklandığı gibi, sürecin en önemli bölümlerinden biri öğrencilerin hangi bilgi boşluklarını doldurmak istediklerini belirlemede önemli bir rol oynadıkları öğrenci önderliğinde bir araştırma olmasıdır.

Finlandiya’da olguya dayalı öğrenmenin yayılmasıyla ilgili medyada en çok dikkat çeken tarafı disiplinlerarası yaklaşımı olmuştur. Konuları matematik, fen vb. gibi derslere ayırmak yerine, yeni olguya dayalı öğrenme reformları, okulların Avrupa Birliği gibi bir konu hakkında konuyu farklı yaklaşımlarla ele alarak sene boyunca öğrenmeyi içeren çeşitli ünitelere yer vermelerini gerektirmektedir. Bu değişiklikler konuya dayalı öğrenme yaklaşımına son vermeyecek, yerleşik dersleri destekler nitelikte olacaktır.

Bu, olguya dayalı öğrenmenin ne tek ne de en önemli ilkesidir. Bu öğrenme yaklaşımının en önemli tarafı öğrencilerin pasif olarak öğretmenlerden bilgi almak yerine, projeler geliştirmek için öğretmenlerle birlikte çalışmasıdır. Örneğin, öğrencilerin soruları, fikirleri ve teorileri makale veya sunum projesi hazırlarken ve planlarken başlangıç noktası görevi görmektedir. Dahası, öğrenciler sadece olguya dayalı öğrenme dersini planlarken değil, aynı zamanda kendilerini değerlendirirken de katkıda bulunurlar. Genellikle birkaç hafta süren proje boyunca öğrenciler kendi öğrenimlerinin sorumluluğunu üstlenirler ve sınıf arkadaşlarıyla yeni bakış açılarını paylaşırlar.

Olguya dayalı öğrenmenin bir diğer bileşeni de modern teknolojinin entegre edilmesidir. Bu yaklaşımın bir parçası olarak, ulusal ve yerel müfredatlarda oyun tabanlı öğrenme  (game- based learning ) gibi online öğretim yöntemlerine yer verilmektedir.  Teknoloji kullanımı öğrencileri yükseköğretimin ve değişen işgücünün gittikçe artan taleplerine daha iyi hazırlamaktadır. Bunun yanı sıra, olguya dayalı öğrenme iletişim, birlikte çalışma, yaratıcılık, eleştirel düşünme (critical thinking), sürdürülebilirlik ve uluslararası anlayış gibi diğer önemli 21. yüzyıl becerilerine de vurgu yapmaktadır.

Modern nöropsikoloji beynimizin bilgi kişisel hayatımızla ilişkili olacak şekilde sunulduğunda en iyi öğrendiğini de göstermektedir. Olguya dayalı öğrenmede öğrencilerin hayatını etkileyen ve onları dersin temel parçası haline getiren konular ele alınır, böylece çocukların kendilerini öğrendikleri şeye daha derinlemesine vermeleri sağlanır.  Benedict Carey’in How We Learn : The Surprising Truth About When, Where, and Why It Happens (Nasıl Öğreniyoruz: Öğrenmenin Ne Zaman, Nerede ve Neden Gerçekleştiğine Dair Şaşırtıcı Gerçek) adlı kitabında ifade ettiği gibi, “Beyin sadece ilgili, faydalı veya ilginç olan – veya gelecekte öyle olabilecek –  şeye tutunur.”

Olguya dayalı öğrenmenin bir diğer faydası da eğitimcilere bu yaklaşımın nasıl ve ne zaman uygulanabileceğine dair esneklik vermesidir. Öğretmenler öğrencileri için önemli buldukları ve onları ilgilendirdiğini düşündükleri konuları seçecektir ve bu konular sınıftan sınıfa ve okuldan okula farklılık gösterebilir. Ayrıca, okullar programlarında olguya dayalı öğrenme derslerine ne sıklıkla ve ne kadar süreyle yer vereceklerine karar verme yetkisine sahiptir.

Olguya Dayalı Öğrenmenin Gelişimi 

Finlandiya’daki okullar olguya dayalı öğrenme yaklaşımını 1980lerden beri farklı derecelerde denemektedir ama 2013 yılı başlangıcı itibariyle ülke olguya dayalı öğrenme tabanlı müfredatı resmi olarak uygulamaya başlamıştır. Uygulama ülkenin başkenti Helsinki’deki liselerde başlamıştır ve Finlandiya genelindeki geleneksel konuya dayalı öğretimin hala yaygın olduğu ortaokulları da içerecek şekilde yavaş yavaş yaygınlaşmaktadır. 2014 yılında, Finlandiya, Ulusal Müfredat Çerçevesinin (NCF) olguya dayalı öğrenme odaklı bir versiyonunu geliştirmiştir. 2016-2017 eğitim öğretim yılına kadar, Finlandiya’daki tüm okul bölgelerinden NCF’ye göre kendi kişiye özel öğrenme standartlarını sunmaları ve bu standartlarda olguya dayalı öğrenme projelerine daha uzun süreli yer verilmesi istenecektir.

Olguya Dayalı Öğrenmeyle ilgili Kavram Yanılgıları 

İnsanlar olguya dayalı öğrenmeyle ilgili çeşitli yanlış kanılara sahiptir. Birincisi, olguya dayalı öğrenme geleneksel konuya dayalı öğretimin yerine geçmek üzere geliştirilmemiştir. Çocukların dünya görüşünü ve kendilerine dair anlayışını geliştiren bir okul eğitiminin bir parçası olarak tasarlanmıştır.

Ayrıca, çocuklar kendi öğrenimlerinin sorumluluğunu üstlendikleri için olguya dayalı öğrenme yapılandırılmamış görünebilir. Bu doğru değildir; olguya dayalı öğrenme öğretmen tarafından bir Montessori okulu ortamını  (Montessori school) hatırlatacak şekilde hazırlanır. Sınıf seviyesine ve daha önemlisi çocukların gelişim ihtiyaçlarına göre, öğretmenlerin dersten önce içerik ve araştırma materyalleri seçmesi ve hazırlaması gerekmektedir.

Son olarak, diğer bir kavram yanılgısı da bu tür bir eğitim ortamında sadece belirli çocukların öğrenebileceğidir. Her türlü geçmişe sahip çocuklar ve özellikle de yoksullukla ilgili akademik, duygusal ve sosyal sıkıntı riskinde olan çocuklar olguya dayalı öğrenme yaklaşımının yapısından ve esnekliğinden çok fayda görebilmektedirler. Öğretmenler bu stratejiyi kullanarak öğrencilerinin mevcut bilgileriyle ve kişisel deneyimleriyle bağlantılı proje konuları belirlerler. Sonra, öğrenciler kendi deneyimlerini oluşturma ve değerlendirme aşamalarına katılırlar. Çocuklar mutlu olduklarında daha iyi öğrenirler. Böylece topluluk olguya dayalı öğrenmenin özelliklerinden olan öğrenmekten keyif alarak zorlukları yenme gücü kazanabilir.

Olguya Dayalı Öğrenmeyle ilgili Zorluklar ve Yaklaşımın Geleceği 

Finlandiya’daki tüm okullar ve öğretmenler bu değişim karşısında aynı heyecanı duymamaktadır. Öğretmenlerden bakış açılarını ve öğretim rutinlerini değiştirmeleri istenmektedir ve bunu yapmak uzun süredir meslekte olan insanlar için işin en zor tarafıdır. Örneğin, belirli bir alanda bilgi sahibi olan öğretmenlerden artık disiplinlerarası projeler geliştirmek için başka öğretmenlerle birlikte çalışmaları istenmektedir.

2013 yılından beri, Finlandiya’daki tüm öğretmenlerden genellikle birkaç hafta süren ve olguya dayalı yaklaşımla hazırlanmış bir proje tasarlamaları istenmektedir. Bu planı uygulayabilmek için, öğretmenlerin gereken eğitimi almış olmaları gerekmektedir. Olguya dayalı öğrenme için Finlandiya’nın öğretmenlerini en etkili ve uygun şekilde yetiştirmesi gerekmektedir. Daha kalabalık bölgelerdeki öğretmenler için olguya dayalı öğrenme eğitimi almak daha kolay olabilir, peki ya uzak bölgelerdekiler? Herhangi bir müfredat reformunda olduğu gibi, nitelikli mesleki gelişim kesinlikle işin en önemli tarafıdır.

Finlandiya’da standart değerlendirmelerdeki öğrenci performansının 2013 yılından beri gerilemesine rağmen, eğitim liderleri tercihlerini test puanlarını arttırmayı doğrudan ele almayan bu tür müfredat değişikliklerinden yana kullanmışlardır. Bunun yerine, öğrencileri gerçek problemlere hazırlamaya odaklanmaya karar vermişlerdir. Finlandiyalı eğitimci Pasi Sahlberg’in The Conversation’da belirttiği gibi:

Finlandiya’daki eğitim otoritelerinin Finlandiyalı öğrencilerin uluslararası sınavlardan aldıkları test puanları son yıllarda düşüşe geçmişken neden tüm okullarda entegrasyona ve olguya dayalı öğrenmeye zaman ayrılması üzerinde ısrar ettiklerini merak ediyor olabilirsiniz. Bunun cevabı Finlandiya’daki eğitimcilerin okulların sınav puanlarını eskiden oldukları seviyeye çıkarmak yerine, gençlere hayatlarında gerekli olacak şeyleri öğretmesi gerektiğini düşünmeleridir ki bu çok doğru bir düşüncedir.

Test puanları tek başına bir sınıfın, okulun, okul bölgesinin veya ulusun başarı belirleyicisi olamaz ve olmamalı. Buna karşın, olguya dayalı öğrenme öğrencileri geçek hayattaki zorluklarla tanıştırır ve onları üniversiteye ve çalışma hayatına daha iyi hazırlar.

Yazan: Tatyana Zhukov

(eflatunplatosu.com)

 


 

Eklenme Tarihi: 01:14 13-04-2016
Finlandiya Eğitim