Orhan Erdem: Avrupa Birliği sınıfta kaldı

 

Millî Eğitim Bakanlığı Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen "Öğrenciler AB`yi Öğreniyor" projesinin kapanış töreni Ankara`da bir otelde gerçekleştirildi. Millî Eğitim Bakan Yardımcısı Orhan Erdem, törende yaptığı konuşmada, iki yıl boyunca devam eden projenin başarılı bir şekilde devam ettiğini belirterek, özgürlük, insan onuruna saygı, demokrasi, hukukun üstünlüğü, eşitlik ve insan hakları gibi Avrupa Birliği (AB) ortak değerlerinin tüm dünya ülkeleri için önemli ve değerli olduğunu, söyledi.

Erdem şöyle devam etti: "Fransa`da gerçekleşen bir terör olayı insanlık suçu olduğu gibi Türkiye`de gerçekleşen bir terör olayı da eşit değerde insanlık suçudur. Umarım ki öğrencilerimiz AB`nin ortak değerlerini ve temel haklarını öğrenmişler ve özellikle ülkemizin son 15 yılda ortak değerler ve temel haklar konusunda ilerlemeleri ile AB standartlarına ne derece yaklaşmış olduğunu görmüşlerdir. Medeniyetlerin buluştuğu Anadolu`da farklı dinlerden, farklı kültürlerden, farklı kökenlerden insanlar tam bir özgürlük ortamında yaşamaktadır. Yıllar içinde giderek güçlenen demokrasi kültürü 15 Temmuz darbe girişiminde rüştünü ispatlamıştır. Türk halkı demokrasiye sonuna kadar sahip çıkmış ve kendini göstermiştir."

“AB, bir hafta sonra Türkiye`deki demokrasinin farkına vardı”

Erdem, Türkiye`nin temel hak ve özgürlüklerin uygulanması için çalıştığını, iç savaştan kaçan sivillere kapılarını açtığını, kıtlıkla mücadele edenlere de yardım eli uzattığını söyledi. Türkiye`nin AB`ye üye olma mücadelesinin yaklaşık 60 yıldır devam ettiğini belirten Erdem konuşmasına şöyle devam etti: "Türkiye`nin üzerine düşeni yapmak istiyor. Temel hak, özgürlük ve eşitlik gibi değerler bizim kültürümüzde olan değerler. Biz 700 yıl dünyada büyük bir coğrafyada bu değerleri yaydık. Şimdi Avrupa`dan Asya`ya bir köprü olarak Avrupa Birliği ile birlikte olmak istiyoruz. Buna da çok çaba sarf ediyoruz. Yüksek fikirlerin karar vericilerin aynı niyette olmadığını düşünüyoruz. 15 Temmuz gibi bir darbe girişiminde darbecilere iyi muamele yapılmasını açıklayan AB, bir hafta sonra Türkiye`deki demokrasinin farkına vardı. Bu büyük bir çelişkidir. İnsan hakları, demokrasinin üstünlüğünü söyleyen AB sınıfta kaldı."

 Proje ile öğrencilerin Avrupa Birliği’ni daha iyi tanımasının amaçlandığını hatırlatan Erdem, projenin 81 ili kapsayan ve öğrencilerin katılımı ile gerçekleşen yarışmaları ile öğrenci merkezli bir proje olduğunu kaydetti. Erdem şöyle devam etti: “Bu çerçevede Avrupa Birliğinin tarihi, kurumları, işleyişi, ülkemizin 1959 Yılında Avrupa Ekonomik Topluluğuna yaptığı ortaklık başvurusu ile başlayan Türkiye-AB ilişkileri, Avrupa Birliğinin ortak değerleri ve temel hakları konularında farkındalık artırıcı faaliyetler yapılmıştır.”

 “Eşitlik, sadece AB vatandaşları için değil, tüm insanlar için var olması gereken ortak değerdir”

Erdem, Avrupa Birliği’nin ortak değerlerine ilişkin bilgileri paylaşarak şunları aktardı: “Birlik, insan onuruna saygı, özgürlük, demokrasi, eşitlik, hukukun üstünlüğü ve azınlıklara mensup kişilerin hakları da dâhil olmak üzere insan haklarına saygı değerleri üzerine kuruludur. Bu değerler, çoğulculuk, ayrımcılık yapmama, hoşgörü, adalet, dayanışma ve kadın-erkek eşitliğinin hâkim olduğu bir toplumda üye devletler için ortaktır. Temel Haklar ise Avrupa Birliği Temel Haklar Sözleşmesi’nde ifade edilmiştir. Temel haklardan bazıları şunlardır: insanlık onuru, yaşama hakkı, ruhsal ve bedensel bütünlük hakkı, özgürlük ve güvenlik hakkı, düşünce, vicdan ve din özgürlüğü, ifade özgürlüğü, eğitime erişim hakkı, sığınma hakkı, yasalar önünde eşitlik, ayrımcılıkla mücadele, kadın erkek eşitliği, kültür, din, dil farklılığına saygı, çocuk hakları, seçme ve seçilme hakkı. Bu değerlerin yalnızca Avrupa Birliği ülkelerinin vatandaşlarının değil, dünyadaki tüm ülkelerin vatandaşlarının sahip olması gereken ortak değerler ve temel hakları olduğunu vurgulayan Erdem, şunları söyledi: Bu değerler sadece Avrupa Birliği içinde sınırlı kalmamalıdır. Avrupa Birliği’nde yaşayanlar için insanlık onuru ne kadar değerliyse, Afganistan’da, Irak’ta, Suriye’de yaşayanlar için de insanlık onuru o kadar değerlidir. Eşitlik, sadece Avrupa Birliği’ne üye ülkelerin vatandaşları için değil, tüm insanlar için var olması gereken bir ortak değerdir. Dünyadaki tüm çocuklar eşittir, tüm kadınlar eşittir. Tüm insanların, tüm çocukların huzur ve güven içinde yaşama hakkı vardır. Avrupa Birliği’ne üye ülke vatandaşları için özgürlük ve demokrasiye sahip olma hakkı ne kadar varsa, Mısır’da yaşayan insanların özgürlük ve demokrasiye sahip olma hakkı da o kadar vardır. Fransa’da gerçekleşen bir terör olayı insanlık suçu olduğu gibi, Türkiye’de gerçekleşen herhangi bir terör olayı da eşit derecede insanlık suçudur ve eşit muamele görmelidir.”

“Demokrasi kültürümüz 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında rüştünü ispatlamıştır”

“Umarım ki Projeye iştirak eden öğrencilerimiz Avrupa’nın ortak değerlerini ve temel haklarını öğrenmişler, Ülkemizin özellikle son 15 yılda ortak değerler ve temel haklar konusundaki ilerlemeleri ile Avrupa Standartlarına ne derece yaklaşmış olduğunu görmüşlerdir.” diyen Erdem şöyle devam etti:  “Medeniyetlerin buluştuğu Anadolu’da farklı dinlerden, farklı kültürlerden, farklı kökenlerden insanlar tam bir özgürlük ortamında huzur içinde yaşamaktadırlar. Yıllar boyunca giderek güçlenen demokrasi kültürü 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında rüştünü ispatlamış, halkımız demokrasiyi sonuna kadar koruyacağını göstermiştir. Türkiye temel hak ve özgürlüklerin sınırlarımız içinde tam olarak uygulanması için çalışmış, bunun yanında dünyanın çeşitli ülkelerinde yaşanan temel hakların ihlallerine karşı hassas davranmıştır. İç savaştan kaçan sivillere kapılar açılmış, kıtlıkla mücadele eden Somali’ye yardım eli uzatılmış, Mısır’da demokrasiye yapılan müdahale hoş karşılanmamış ve darbecilere itibar edilmemiştir.”

 Türkiye’nin 1999 yılında yapılan Helsinki Zirvesi’nden bu yana, Avrupa Birliği’nin resmi bir adayı olduğunu hatırlatan Erdem, “Ülkemiz, üyeliğin hem birliğe hem de Türkiye’ye güç katacağına inanarak tam üyelik hedefi yolunda ilerlemiş, üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmek için çalışmıştır. 2004 yılında Annan Planı’na Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nin ‘hayır’ demesi nedeniyle Kıbrıs sorununun çözülememesine karşın 2006 yılında Kıbrıs meselesi mazereti ile dondurulan fasıllara rağmen ülkemiz Avrupa Birliği yolunda ilerlemeye devam etmiş, Avrupa Birliği’nden vazgeçmemiştir. Ülkemiz hâlihazırda bölgede ve dünyada barışın ve huzurun tesisi için Avrupa Birliği’nin ortak değerleri ve temel haklarının dünyada yaygınlaştırılması için işbirliğine açıktır. Erdem, projenin hazırlanma ve yürütülme sürecinde emeği geçen herkese teşekkür etti. 

 "Avrupa Denen Besteye, Ritim Katsın Türkiye"

Avrupa Birliği Bakan Yardımcısı Ali Şahin de, proje kapsamında düzenlenen slogan yarışmasında dereceye giren "Avrupa Denen Besteye, Ritim Katsın Türkiye" sloganını beğendiğini ve Türkiye`nin AB`ye ritim katacağını belirtti. "Türkiye, 2008`de başlayan Avrupa`da Euro bölgesi krizi, göç ve terör krizleriyle mücadele eden Avrupa`ya ritim katacak bir değerdir." şeklinde konuşan Şahin, AB`nin önemli barış projelerinden birisi olduğunu belirterek şunları söyledi: "AB`nin kendi içinde yaşadığı istikrarı ve değerler manzumesini sadece kendi sınırları içerisinde yaşatması ve yaşatıyor olması bence AB`nin içinde olduğu kısır döngüyü ortaya koyuyor. Kendi coğrafyamız için yarattığımız istikrarı, başka coğrafyalar içinde hayal edemezseniz, başka coğrafyalarla iklimlemek için gayret göstermezseniz bu barış projesi başarıya ulaşma imkanı elde edemez."

 “Birçok çocuğun hayatına ve hayallerine dokunduk”

Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürü Funda Kocabıyık ise, temel amacı Avrupa Birliği kavramı ve temel değerleri konusunda toplumu bilgilendirmek olan projenin, 25 Aralık 2014’te başladığını, bu ay sonu itibariyle tamamlanacağını hatırlattı. İki yıl boyunca çok çalıştıklarını ve birçok çocuğun hayatına ve hayallerine dokunduklarını ifade eden Kocabıyık, “Çocuklarımıza kendilerini ifade etme fırsatını verdik. Onların geleceğe ilişkin hayallerinde küçük de olsa yeni bir pencere açtık. Onlara AB değerlerini tanıma imkanı sağlarken; bu değerleri medeniyetimiz değerleri ile de karşılaştırmalarına vesile olduk. Geleceğin erişkini gençlerimizin AB’ye farklı açılardan bakmasını, böylece bilinçli bir vatandaş olarak kendilerinin bir yargıya varmasını sağladık. Hani eğitim sistemimiz hep eleştiri alır ya donanımlı çocuklar yetiştiremediğimize dair, ancak bu proje kapsamında düzenlenen resim, hikaye, slogan, öykü ve bilgi yarışmaları bize gösterdi ki aslında biz gerçekten genel kültürü, hayal gücü ve el becerisi yüksek gençler yetiştiriyoruz. Çocuklarımız öyle iyi bir somut düşünme becerisi kazanmış ki; hem kendilerini çok iyi ifade ediyorlar hem de her zorluğun üstesinden kolaylıkla gelebiliyorlar. Bizler yeter ki onların önünü açalım, onlara imkan tanıyalım. Bu çocuklarla, bu gençlerle ülkemizin geleceğinin daha da iyiye gideceğinden hiç şüphem yok.” diye konuştu. 

 Projeyle yaklaşık 150 bin kişiye ulaşıldı

Kocabıyık, konuşmasının devamında projeyle ilgili şu bilgileri paylaştı:  “Proje kapsamında, 2015 ve 2016 yıllarında düzenlediğimiz resim, slogan, kısa öykü ve bilgi yarışmalarına 81 ilden katılan orta öğretim öğrenci sayısı yaklaşık 33 bin. Yani sadece yarışmalarla ulaştığımız, AB konusunda merakının, bilgi düzeyinin, farkındalığının artmasını sağladığımız 33 bin çocuğumuzdan söz ediyoruz. Ayrıca projenin başında ve sonunda 60 bin öğrenciye uyguladığımız anketleri ve öğrencilerimizin aile ve arkadaş çevrelerini, öğretmenlerini, Bakanlığımız çalışanlarını, diğer proje faaliyetlerimize katılan öğrencilerimizi de eklediğimizde, projemizin rahatlıkla 150 bin kişiye ulaştığını söyleyebiliriz. Bu proje neticesinde, halkımızın zihninde Avrupa Birliği ile ilgili belli bir düzeyde bilgi ve bilincin oluşmasına katkı sağlayabildiysek ne mutlu bizlere.”

 “AB, mevcudu korumayı değil, geleceği planlamayı seçtiği zaman ‘kazanan güç” olacaktır”

Projeyle temel hedeflerinin çocukları mümkün olduğunca projeye dahil ederek onlara hiç yaşamadıkları bir tecrübeyi yaşatmak olduğunu kaydeden Kocabıyık, “İki yıl boyunca düzenlenen yarışmalarda toplamda 42 öğrencimiz yurt dışına seyahat ederek AB Kurumlarını yakından tanıma fırsatı buldu ve ziyaret ettikleri kurumlara aslında genel kültür ve bilgi seviyesi ne kadar da yüksek olan bireyler yetiştirdiğimizi bizzat gösterdiler.  İlaveten, Projemiz kapsamında hazırlanan ve AB kavramını ayrıntılı olarak anlatan iki eğitim kitabımız aslında birçok araştırma ve teze kaynaklık edecek nitelikte olup, projemizin sürdürülebilirliğini sağlayacak önemli bir çıktı olarak okul kütüphanelerimizde yerini alacaktır. Ancak biz böyle başarılı çalışmalar gerçekleştirip AB’ye üyelik yolunda gün be gün yol kat ederken, AB’nin son zamanlarda aldığı tutum ve kararlar bizim için üzücü olabilmektedir. Ama şu husus akılda tutulmalıdır ki;  Avrupa Birliği, mevcudu korumayı değil, geleceği planlamayı seçtiği zaman ‘kazanan güç’ olacaktır.  Kocabıyık, konuşmasının sonunda, “Bizim kültürümüzde çok güzel bir söz vardır. ‘Yapacağı işi ehli ile istişare edene, o işin en güzeli nasip olur.’ İşte biz, hep birlikte bu şiar ile çalışıyoruz ki böyle başarılı işlere imza atabiliyoruz.” diyerek projeye katkı sunan herkese teşekkür etti. 

 

 

 

 


 

Eklenme Tarihi: 15:57 12-12-2016