Japon Eğitim Sistemi ve Kültürlü Olmak!

 

Eğitim dediğimiz olgunun temeli sokaklardır, sokaktaki insanlardır. Tarihtir eğitim, tabiatı tanımaktır. Kolayı seçmemek, zorluğa karşı direnç göstermektir.

Eğitim, insanları tanımaktır. Akademik kariyerle kültürlü eğitimli olunur mu? Dürüstlük, fedakarlık, yardımseverlik, adalet, iyi insan olmak kavramları hayatımızda nerede kaldı?
Kültürlü olmak demek, tüm klasik kitapları okumak bitirmek mi?
Çok kitap okuyan mıdır kültürlü insan?
Ya da adı çok duyulmuş üniversiteleri bitirenler mi?
Sonrasında da eğitimlerine devam edenler mi?
Herkesten daha çok bildiğini, çevrenizdekilerden farklı olduğunu düşünmek mi?
Hangisi?
Kültürlü İnsanlar başkalarının hakkına saygı gösteren, yardımseverdirler. Arkadaşlarına yardımcı olur, başkalarının mutluluğuyla mutlu olurlar. Kimseye borçlu kalmaz, başka insanların işine, özüne saygı gösterir zarar vermek istemezler.
 
Japonya’da Kültürel Eğitim
Geçtiğimiz günlerde sosyal medya hesabımdan, “yıllardır eğitim sistemi ve müfredat tartışıyoruz” diye başlayan bir paylaşımda bulundum.
“Japonya’da ilk iki yıl ders yok! Toplumsal ve kültürel eğitim var. Japonya’nın kültürel eğitim modelini, Finlandiya gibi ülkelerin akademik eğitim modelini almalıyız” dedim.
İtiraz edenler, hakaret edenler “kendi modelimizi oluşturmalıyız” diye öneride bulunanlar oldu.
Öncelikle Japonya’nın kültürel eğitim modelinde göze çarpan en önemli detay; ahlaki davranışların ve karakter gelişiminin öğrenilme sürecidir. Japonya’nın okul müfredatı, Japon toplumunun ve kültürünün ahlaki temel değerlerinin öğretilmesine adanmıştır.
İlkokulun ve ortaokulun amacı, toplumun, ulusun bir bireyi olarak, sağlıklı sosyal yaşama sahip olabilmesi için gerekli olan temel bilgi, beceri ve aklı kazanmasına yardımcı olmaktır.
Lise eğitiminin amacıysa, öğrencinin, kendi yaşamının anlamının farkına varması; mesleğini seçebilecek akıl ve beceriyi kazanması, toplumu daha derinlemesine anlaması olanağını sağlamaktır.
Japon eğitim modelinde önemli bir yere sahip olan özel eğitim kurumları da, aynı karakteristik özellikleri taşır.
Kısaca; bir eğitim felsefeleri var.
Kendi eğitim modelimizi oluşturmalı mıyız?
Kendi modelimizi oluşturalım diye yıllardır öneride bulundum. Israrla kendi kültürümüze uygun model oluşturmalıyız diye tüm programlarımda gündeme getirdim.  Şimdi geldiğim noktada ise; savunmuyorum, önermiyorum hatta ısrarla bu zihniyetle olmaz diyorum. Eğitim sistemi değiştiriyoruz diye ortaya atılan tüm modeller, aslında eğitim sistemi  değil sınav sistemi değişikliği, sınav modeli değişikliği… Adına ne derseniz deyin, ancak müfredat ya da eğitim sistemi demeyin.
Sınav odaklı sistemde, özünden uzaklaşmış doğasında  ve özünde bulunan iyi niteliklerini yitirmiş toplum yarattık. Yaratmaya da, kararsız tutarsız bir şekilde devam ediyoruz.
Kendi modelimizi oluşturalım diye öneride bulunan arkadaşlarıma şimdi soruyorum?  Her gün değişen sınav gündeminde, bir gün kaldırılan ertesi gün var denilen sınavlar, müfredat değişikliği diye önümüze gelen, ilkokul kitaplarından tüm dünyanın tanıdığı Atatürk‘ü çıkartıp evrim yok diyen, yaptığı hataların sanki kendi hataları değilmiş gibi önümüze sunan yüksek irade, eğitim sisteminden elini çekmeden kültürel model oluşturmayı hala bekliyor musunuz?
Hata yapmak insanca, ancak hatayı hatayla savunmak, hatayla kapatmaya çalışmak tam bir trajedi.
 
Kültürel Eğitim, Akademik Eğitim Birbirinden Ayrılmalı
Okullarımız ve eğitim sistemimiz yaşadığımız toplumun da bir yansıması.
Eğitimde sürekli değişen uygulamalar nedeniyle, ulaşılmak istenen toplumsal eğitim, amacından giderek uzaklaşmıştır. Çocuğun eğitimine ne kadar çok harcarsa o kadar başarılı olacağını, güzel binaları olan özel okullarda iyi eğitim verildiğini düşünen, şişirilmiş notlarla kendini tatmin eden sevgili veli;  önemli olan eğitimin kalitesidir unutmamalısın…
Sınavlara odaklanmış bir toplum olduğumuz gerçeğiyle;  insan olmayı ve insanlığın önemini yitirmiş genç bir toplum yarattık.
• Dürüstlük
• Sorumluluk
• Saygı
• Sevgi
• Etik kurallara bağlılık
• Farklılıklara saygı duyma gibi kavramları unuttuk, unutturduk.
Öncelikle yapılması gereken, Japonya’nın kültürel ve ahlaki eğitim modelini müfredatımıza uyarlamalı, toplumsal bir huzur ve kişilikli bireyler kazanmalıyız. Sınav başarısını akademik gelişim ve başarı sanmaktan vazgeçmeliyiz.
Kuşatıldık
Nezaketsizliği İletişim biçimi olarak benimseyen ve her gün karşımıza çıkan bazı insanlarla mücadele etmekten yorulduk. Televizyonlar denetimsiz yayınlarla, müfredat kitapları akıl almaz hatalarla dolu… Yozlaşan toplumumuzun bireylerine birbirine saygılı olmayı, toplumsal kuralları, yol vermeyi, sıra beklemeyi, Günaydın demeyi, yalan söylemenin kötü bir şey olduğunu, aynı fikirde olmadan da kibarca fikirlerin savunulabileceğini, başkasının hakkına saygı göstermeyi, büyüğe saygıyı küçüğe sevgiyi hatırlatmalıyız. İletişim nezaketi şart.
 
“Kendi halinde olmak güzeldir. Bu kadar hal bilmezin arasında.” Sadi Şirazi
 
Sevgiyle...
Müge Arda
@mgearda
 
 
 

 


 

Eklenme Tarihi: 12:30 04-12-2017
Eğitim Japonya Kültür Saygı