“EĞİTİM”E GÜVENİYOR MUSUNUZ?

Çarpıcı bir soru kabul edin… Gözünüz takıldı, iç sesinizle cevaplarken buldunuz kendinizi. Belki gülüp geçeceksiniz bir sonraki sayfaya. Belki de “Ne saçma soru, tabii ki güveniyorum.” olacak cevabınız…

Eğitim Türkiye’nin bütçesi içindeki en büyük paya sahip olmasına rağmen ihtiyaç listesi hiç azalmayan konulardan bir tanesi. Beklentilerin sürekli değişmesi, toplumların en değerli varlığı olan çocuklarla ilintili olması sanırım ki bunun en önemli nedenlerinden… Eğitimli bireyler yetiştirerek modernleşmeyi sağlarken bir yandan da dünyada güvenli alanlar yaratmaya çalışmak asıl hedef aslında. Zira güven arayışı toplumların önemli reflekslerinden biri…

Türkiye gayrimenkul piyasasına baktığımızda, güven endeksinin bu alanda da önemli paydaşlardan biri olduğunu görüyoruz. Yapılan araştırmalar Türkiye’de yatırım amaçlı gayrimenkul alımının dünyaya göre hayli yüksek olduğunu gösteriyor. Dünya istatistikleri ise tam tersini söylüyor; Dünyada kişi başı milli gelir arttıkça konut talebi azalıyor… Anlaşılan o ki yarın kaygısını azaltan bir unsur olarak görüyor gayrimenkul yatırımını Türkiye halkı… Yine araştırmalarda görünüyor ki; Türkiye’de gayrimenkule yatırım yapan ailelerin en önemli hedefi çocuklar ve onların eğitim hayatını finanse edebilmek... Özetle; borçlanarak zar zor elde ettiğimiz sınırlı yatırım faydalarını çocuklarımızın eğitimi ve yarını adına betona gömüyoruz…

Anne ve baba olmak ikişer heceden çok daha derin anlamlara ve sorumluluğa sahip. Tecrübe bu alandaki en önemli dayanak. Her tecrübe bir hikayeye dayanıyor, ebeveynler hem hikaye yazıyor hem yaşam biriktiriyor aslında… Kendi tecrübesinin yetmediği noktada yine bir “güven arayışı” içine düşüyor anne-baba…

Güven duygusu konusunda dünya standartlarında bir konfora sahip olmayan ülkemde eğitim başlığındaki arayışlar da kaygılı oluyor.

Okul seçiminden ödevlere, çocuğumuzun kendini ifade etmesinden sosyal ilişkilerine, iyiyi kötüyü anlamdırmalarından değerler eğitimine kadar pek çok konu var, velileri bu anlamda düşündüren ve zorlayan. Reçete arıyor herkes aslında… İlk okuldan üniversiteye kadar bu hep böyle. Eğitim alanında rehberliğe, mentorluğa çok ihtiyaç var. Rehberlik alanı güçlü kurumlar ya da “koç”lar velilerle daha kolay iletişime geçiyor, öğrencileri daha iyi anlıyor ve o takım koşulsuz daha başarılı oluyor.

Okulları tanımak, sistemi iyi bilmek, eğitimle ilgili yarın planlarına hakim olmak ve hatta yüksek mevkiilerde tanınmış dostluklara sahip olmak kuşkusuz yetmiyor bir öğrencinin ya da velinin sorununa ışık olabilmek için. Her çocuk özel, her genç farklı, her ebeveyn kaygılı… Ancak, tüm bu bilgi birikime ek olarak, açık zihinli, çok örnek görmüş ve etüd etmiş, dünyayı izleyen, insanı anlama kaygısı olan, takım çalışmasına uygun, aileyi ve öğrenciyi okuyabilen birinin çocuğunuza ve size inanılmaz katkı sağlayabileceğini de asla unutmayın.

Çocuğunuz ve siz, hatta yarınlarınız, para karşılığı ya da devletten hizmet alarak gönderdiğiniz bir okula tek başına emanet edilemeyecek kadar değerli… Daha fazla emeği mutlak hak ediyor…

Şimdi baştaki sorumu değiştirerek tekrar sormak istiyorum sizlere; “Eğitim”de takım oyununa güveniyor musunuz?

Ben “Biz”e güveniyorum…

Siz de “Biz” olalım derseniz yorum ve yönlendirmeleriniz için burdayız…

Ece Karaboncuk / CNN Türk Eğitim ve Başarı Programı Yapımcısı ve Sunucusu

ecekaraboncuk@gmail.com

twitter/EceKaraboncuk

 

 


 

Eklenme Tarihi: 00:57 11-05-2015